11/15/2020

Olumlama Kitabı - Deniz Feyzan

Kasım 15, 2020 0 Yorum
Olumlama Kitabı
Ülkece zor zamanlardan geçiyoruz. Korona , deprem , paranın değer kaybetmesi ... Bu durumların haricinde herkesin kişisel olarak sorunları  ,sıkıntıları da oluyor doğal olarak. Sıkıntılar bir başladı mıydı insan sanki kısır döngüye giriyor . Bu durumdan çıkmak için bocaladıkça daha da dibe çekildiğini hissediyor. İşte böyle durumlarda aslında derin nefes alarak bir adım geriye gitmeli ve olaylara dışarıdan bir göz gibi bakmayı öğrenmeliyiz . Bazen olaylara dışarıdan bakan bir göz , çıkışı daha rahat görebilir. 

  Deniz Feyzan'ın kaleminden çıkan Olumlama Kitabı da benin nefes almamı sağladı . Kitabı okurken kendime farklı bir göz olarak baktım . Aslında bir çok kişisel gelişim  kitabı okumuş birisi olarak çoğu konuyu biliyor ve uyguluyorum . Ancak bazı zamanlar geliyor ki insan bildiklerini hatırlayamaz hale geliyor ve onu itekleyecek , yönünü bulmasını sağlayacak bir rehbere ihtiyaç duyuyor . İşte Olumlama Kitabı benim için bir rehber oldu . Kapağında da dediği gibi kitap  " bolluk ve bereket bilinci meditasyonları kaynakçası ". 

Deniz Feyzan kitaba giriş bölümünde 7 rakamının önemine değiniyor. Kutsal dinlerde , efsanelerde ve sembollerde 7 rakamına vurgu yapıldığını belirtiyor. Kabe 7 kez tavaf edilir. Hıristiyanlıkta 7 büyük günah vardır. Gökkuşağına bakınca 7 renk görürüz . Dünyanın 7 harikası olması gibi... 

  Kitapta da bizleri tekamül yolculuğuna çıkaracak 7 kapıdan bahsediyor Deniz Feyzan . 

1. Kapı : Öze Güven 

2. Kapı: Duyguları Yönet

3. Kapı : Düşünceleri Aş 

4. Kapı: Teslimiyet 

5. Kapı: Kelimelerin Gücü 

6. Kapı : Uyanış 

7. Kapı: Birlik 

Her kapıda 21 gün boyunca bize eşlik edecek olumlama bölümlerinden oluşuyor . 21 günün sonunda da her kapıdan bize kalan aforizmaların yazılacağı bölümler bırakılmış. 

 Ben kitabı altını çizerek okudum . Kitapta yazan nefes egzersizlerini de yaptım . Her bölümü 21 gün ayırmadım çünkü kitabı bitirip sizlerle paylaşmak ve izlenimlerimi yazmak istedim. Yine de kitap bana iyi geldi . Tekrar kendimi hatırladım ve kendi mutluluğumun , sağlığımın , huzurumun her şeyden değerli olduğunu fark ettim. Zaten bilmiyor muydun demeyim. Hayat öyle bir hale getiriyor ki bizi kendimizi unutuyoruz. Eminim sizlere de oluyordur. Çocukların okulu , kitapları , yemek , temizlik , iş ,... gibi hayat koşturmacasında kendimizi unutuyoruz :((

  Ben kitabı sevdim  . Başucu kaynağı olarak kitaplığımdaki yetini aldı kitap. 

Olumlama Kitabı
Olumlama Kitabından Alıntılar : 

" ... hiçlikten hepliğe ya da sıfırdan bir olmaya giden yolculukta insan atlı araba ise , o yolu inşa eden taşlar , dünyevi deneyimlerimizde sahip olduğumuz şükürlerimizdir. "

"Tüm kapılarını araladığında niyetine bağlı özünde ne istiyorsan OL : Sevgi OL , Özgür OL , Huzur OL, Güven OL, Mutlu OL, Bereket OL. En kıymetlisi de Hayatının Ustası OL ..."

"Bolluk bereket bilincinde hayatta sımsıkı tuttuğun her ne ise ; ilk o senden gider."

"Hayal kırıklığı , kendime dürüst olmam için harekete geçme zamanımın geldiğini anlatır. "

"Pişmanlığım için kendime kızmak yerine şükrederim. Bilirim ki pişman olduğum davranışımı değiştirmek , gelecek için en büyük yatırımdır ."

"Birilerinin hayatına katkı sağlamak ve pozitif etkide bulunmak , iç dünyamın rengini değiştiriyor. "

"Verebilme gücü , alabilme gücüne alan açar. "  

"Ben benim en iyi dostum , sırdaşım , sevdiğim olduğunu unuttuğumda , ıssızlığım başlar . Kendime yabancılaşmamadır ıssızlık . Kendimden ödün verdiğimde , bir başkası için kendim gibi davranmadığımda , kendimi olduğum gibi kabul etmediğimde yalnızlaşırım. "

"Sana söylediklerinden , seni inandırdıklarından ve gördüklerinden çok daha fazlasının."

"Değişimin anahtarı kelimelerimin ve davranışlarımın altındaki düşüncelerimde saklı . "

"Şartlara uyan değil , şartlara yön veren olmayı seçiyorum." 

"Acıdan kaçmak yerine acının merkezinden geçerek içimdeki çocuğu özgürleştirebileceğimi biliyorum. "

"BEN ile ilgili düşüncelerim değişince yaşamım değişir . Hayata bakış açımı istediğim an dönüştürmeye gücüm var." 

"Bedenimin ,bilincimin evi ve koruyucusu olduğunu anımsıyorum. Bedenimi seviyor ve bunu ona hissettiriyorum. "

"Mutluluk ben istediğim müddetçe benimle ..." 

" Her halinle , her yaklaşımınla kendini kabul edebildiğinde hayatın armağanlarını alırsın. "

"Kalbim ile bağlantıyı kuran anahtar ; dilimdeki , zihnimdeki ve duygularımdaki şükürdür."

"Bir başkasının onayına artık ihtiyacım yok . Kalbimin rehberliğini kabul ediyorum. "

"Cesaretim konuşmalarında değil , karşı tarafı yargılamadan dinleyebilmende saklıdır. "

"Kelimeler , benim insanlığımdır. "

"Ben ;dinlemeyi erdem, konuşmayı cesaret bilirim. "

"Bir başkası ile yağacağım kıyaslamanın bir zaman kaybı olduğunu biliyorum. "

" Yeniden tam da istediğim gibi bir başlangıç yapmayı hak ediyorum. Devam etmemi sağlayacak asıl kaynak benim içimde."





Olumlama Kitabı
Kitabın Adı :Olumlama Kitabı 
Yazar :Deniz Feyzan 
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları 
Sayfa Sayısı :110

Kendini bu dünyaya nasıl ifade ediyorsun? Sözcüklerin kimliğini, kimliğin geleceğini inşa eder. Her gün evinde, işyerinde ve sosyal alanda söylediklerin hayatında değiştirmek isteyip de değiştiremediklerine katkı sağlıyor. Avuçlarının içinde tuttuğun Olumlama Kitabı’nda okuyacağın her bir paragraf, sakin ve zarifçe seni bir kapının eşiğinden geçirecek.

1. Kapı: Öze güven 
2. Kapı: Duyguları Yönet 
3. Kapı: Düşünceleri Aş 
4. Kapı: Teslimiyet 
5. Kapı: Kelimelerin Gücü 
6. Kapı: Uyanış 
7. Kapı: Birlik 

 Yaptıkların ve OLduğun yer arasında, kalbinden geçen duyguların ve zihninde dolanan düşüncelerin arasında, niyetlerin ve adımların arasında; uzanan 7 eşiği geçtiğinde her şeyin ne kadar basit ve anlamlı olduğunu deneyimleyeceksin. 

OLumlama kitabı; şu an olduğun yerde, değişimin için seni bekliyor.








Deniz Feyzan Kimdir? 
 
Deniz Feyzan
 










       Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası  İlişkiler bölümünden mezun oldu. Eğitim döneminde kamu ve özel sektörde elde ettiği deneyimler üzerine, yönetim ve organizasyon bölümünde yüksek lisansını devam ettirme kararı alıp insan kaynakları yönetiminde uzmanlığını derinleştirdi. 207 yılından itibaren kariyer planlama, işe alımla ilgili yetkinlik bazlı mülakat ve grup çalışmaları sayesinde Türkiye genelinde binlerce insanla birebir görüşme yapma fırsatı elde etti.Pek çok seminer ve eğitim sonrası profesyonel olarak kurumsal koçluk çalışmalarına devam etme kararı aldı. 2012 yılında The Coaches Training Institute’nün (CTI) merkezi San Rafael’de eğitim gördü.San Francisco’da yoga eğitimleri, nefes çalışmaları ve kişisel gelişim atölyelerine katılım sağladı. 2013 yılında 100 saatlik koçluk çalışmasını heyet kontrolü ile geçip San Rafael’deki eğitim liderlerinin uyguladığı assessment aşamasını tamamladıktan sonra sertifikalı bir koç ve eğitmen olarak kendi kanatlarıyla uçma kararı aldı.2016 yılında ilk kitabını çıkardı.2017 yılında OL Danışmanlık İnsan Kaynakları ve Koçluk Hizmetleri firmasını kurdu. Firma; koçluk, eğitim ve değerlendirme merkezi hizmetlerini vermeye devam ediyor. 13 yılın sonunda 8500 kişiyle mülakat yapmış, yaklaşık 1000 saat koçluk ve mentorluk hizmeti vermiş ve de yüzlerce gelişim değerlendirme merkezi hizmeti sunmuştur. İşe alım simülasyonu yazarlığı yapmasının dışında eğitimlerini destekleyen kitaplar yazmaktadır. 

                                                     

11/11/2020

Vecihi - Kara Tehlike || Orhan Bahtiyar

Kasım 11, 2020 0 Yorum
Vecihi


"Onun için havada geçen her an toprağın altına girmeden cennette önceden geçirilmiş zaman demekti."

 "Uçmak özgürlük özgürlük de mutluluktur, ..."


Vecihi . Hayattaki en büyük aşkı uçmak ve vatan . Türk havacılık tarihine adını altın harflerle yazdırmış , istiklal madalyası sahibi Vecihi Hürkuş, nam-ı diğer "Kara Tehlike ".

İçimi coşku ile dolduran duygularla okudum kitabı. #vecihi 'nin hayatına misafir oluyoruz . Uçma aşkı ile dolu olan bu adam ilk önce hedefine ulaşamayınca makinist oluyor sonra da çok istediği pilotluk mertebesine ulaşıyor.

Önce Bağdat sonra Kafkas cephesinde görev alıyor, ardından da esaret günleri başlıyor. Çok üzücü bir bölümdü bu bölüm . İçim ezilerek okudum.

Sonrasında ise Anadolu ve Kurtuluş Savaşında aldığı rol. Hep karadan bakış açısı ile okuduğumuz tarihe bu sefer teyyarelerin üzerinden tanıklık ediyoruz. Vecihi ile birlikte uçtum ben de özgürce göklerde. Onun mucizelerine tanık oldum , her an onlar için korktum. Yunanlılar ile hava muharebesinde onun yanında , onlar için dua ediyordum. Bir film sahnesi değildi olanlar. Gerçekten orada , onlarlaydım. Bedenim orada değildi belki ancak benliğim ve ruhum zamanda geriye gidip destek oldu , umut vermeye çalıştı onlara . Gerçi Türk askeri umudunu hiç kaybetmemişti.

Tarihimizi Vecihi Hürkuş 'un gözünden görmek , o zamanlara tekrar uzanmak , Miralay İsmet Bey'in çadırına misafir olmak , kısa da olsa özellikle bugün Mustafa Kemal Paşa 'nın gözlerinin maviliğinde kaybolmak eşsiz bir deneyimdi.

Uçaklar ve uçuş konusunda benim bir deha olarak nitelendirdiğim Vecihi 'nin hayatına hızlı bir giriş yapıp , tarihimizi onun gözünden okumalısınız . Muhteşem bir kitaptı , tavsiyemdir .






Vecihi
Kitabın Adı : Vecihi - Kara Tehlike
Yazar : Orhan Bahtiyar
Yayınevi :İnkılap Kitabevi
Sayfa Sayısı :384

Gökyüzüne sevdalı bir milli değer: Vecihi Hürkuş.

Vecihi Kara Tehlike, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında yarattığı mucizelerle Kurtuluş Savaşı'na büyük katkı sağlayan, Türk havacılık tarihinin mihenk taşlarından Vecihi Hürkuş'un azmini ve sarsılmayan inancını anlatan belgesel niteliğinde bir roman. Vecihi Hürkuş, savaş dönemi bilinen adıyla "Kara Tehlike" yıkımın ve imkânsızlığın ortasında mavi gökyüzünde umudu yeşertiyor. Elinizdeki roman, esir düşse de teslim olmamayı şiar edinen Vecihi Bey'in, kadim topraklarımıza gösterdiği sayısız fedakârlığı anlatıyor. Ve, unutuluşa mahkûm edilerek sessiz sedasız ölüme giden bir milli kahramanı…








Orhan Bahtiyar Kimdir ?

Orhan Bahtiyar1973 yılında İstanbul'da doğdu. Sırasıyla Moda İlkokulu, Kenan Evren Anadolu Lisesi ve Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Bölümlerini bitirdi.

1985-1992 yılları arasında Adalar Su Sporları Klübü'nün Lisanslı sporcusu olarak yüzdü. Ulusal ve uluslararası müsabakalarda dereceler aldı.

1998-2002 yılları arasında bir internet sitesinde yayınlanan mizahi denemelerini bir araya toplayarak, 2004 yılında Robdöşambr Kullanma Klavuzu isimli deneme kitabını yayımladı. 1998-2010 yılları arasında çeşitli Uluslararası firmalarda Satış temsilcisi, Eğitim Yöneticisi ve Satış Müdürü olarak çalıştı. 2010 yılında kurumsal kariyerine ara vererek, Romancılık ve Eğitim Danışmanlığı üzerine çalışmaya başladı. 2011 'de İdeon Tanrıların Yolu , 2013 Martta Elohim'in Çocukları , 2013 Kasımda  Hürkuş ile Göklerde, 2014 te Gece Teyyarede Açıkta kitapları yayımlanmıştır .  Evlidir, Öykü ve Kuzey'in babasıdır.

Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları :

Barut Kokulu Çiçekler 

Ateş Kırmızı 




                                                     

11/10/2020

Sema Fener'den Yeni Roman "Hastanede Cinayet "

Kasım 10, 2020 1 Yorum
Hastanede Cinayet
Polisiye Roman Okurlarına Yeni Bir Öneri: “Hastanede Cinayet” Yazar Sema Fener’in yeni romanı “Hastanede Cinayet”, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlandı. 


  Sema Fener, daha önce “İngilizceden Türkçeye Açıklamalı Sinema, Televizyon, Video Terimleri Sözlüğü”, “Sinemanın Özü Kısa Film” ve “Sinema Senaryoları Nasıl Yazılır?” adlı kitapları kaleme almıştı. Yazar, okurlarını bu kez polisiye ve psikolojik gerilim türünde bir eserle selamlıyor. 

Sürükleyici yapısı ve akıcı diliyle merak uyandıran romanın kapak arkası yazısında okurlara şöyle sesleniliyor: “Kötülüğün eli kolu çok uzundur; inanç ve ülke tanımadan her yere ulaşır, gölge gibi süzülüp çoğalır. Her kılığa girip, her kimliğe bürünebilir. Tuhaf bir çekiciliği vardır onun, bir şekilde çeker insanı. Ne olduğunu anlamadan içine düşersiniz; ya av olursunuz ya da avcı. Kötülük tüm zamanlar boyunca örgütlü ve planlı olmuştur... Bazı insanlara doğuştan ekilen bir tohum gibidir o; bir gün tüm günahların üstünü örtecek bir tarlaya dönüşür bu tohum. Kötü, kötülüğün kefaretini mutlaka öder. Tıpkı hastanemizde olduğu gibi…” 

 Sema Fener’den sürükleyici bir polisiye-gerilim romanı “Hastanede Cinayet”. Polisiye edebiyat okurlarına önerilir. 

 Hastanede Cinayet, Sema Fener, Yitik Ülke Yayınları, polisiye roman, 240 sf, 26 TL








                                                     

11/09/2020

Ürperti - Mehtap Erel

Kasım 09, 2020 0 Yorum
Ürperti


Mehtap Erel sevdiğim ve keyifle okuduğum yazarlardan birisi. Daha önce okuduğum ve yine Yitik Ülke Yayınlarından çıkan " Sır " ve " Yatır " kitaplarını severek okumuştum. 

Gerilim kitaplarını çok severim. Mehtap Erel de gerilim türünde kitaplar yazıyor . Yalnız Mehtap Erel'in kalemi diğer gerilim yazarlarından oldukça farklı . Baştan sonra gerim gerim gerildiğiniz bir kitap değil yazdıkları . Eğlenceli anlatımı ile gerilirken eğleniyor ve kahkaha da atıyorsunuz . Bir duygudan diğer duyguya o kadar hızlı ışınlanıyorsunuz ki bir anda gerilirken diğer tarafta kahkaha atabiliyorsunuz . Bu yüzden çok keyif alıyorum ben Mehtap Erel'in kitaplarını okurken. Yeni kitaplarını da sabırsızlıkla bekliyorum. 

  Mehtap Erel'in diğer kitaplarındaki gibi bu kitapta da baş karakterimiz yazarımızın adaşı Mehtap . Üstelik aynı zamanda da meslektaşı , bir yazar kendisi. O da gerilim kitapları yazıyor. 

Ürperti 'de hem Mehtap'ın yaşamında olanları okurken aynı zamanda da onun yazdığı gerilim kitabını da okumuş oluyoruz  . İki konu paralel ilerlerken sonuçta nasıl bir bağlantı ortaya çıktığını da ilgiyle okudum. 

Mehtap dobra , aklındakini direk söyleyen , bu özelliğini ve eğlenceli kişiliğini çok sevdiğim bir karakter. Yazar kendi karakterini Mehtap'ta yansıttıysa kendisini de çok seveceğimi düşünüyorum. 

Mehtap yeni kitabını yazmaya karar vermiş ancak konuya giriş yapamamakta ve tam olarak kurguyu oluşturamadığı için de strese girmektedir. Bu dönemde aldığı bir telefon aklımı karıştırır. Yaşlı bakımevinden gelen bir telefonla büyükannesinin gelip bir süre onunla yaşamak istediğini öğrenir . Ancak onun bildiği böyle bir büyükannesi yoktur . Annesi ile konuştuğunda annesine çocukken bakan bir kadın olduğunu ve arayanın onu için aradığını öğrenir . Bu konuda kararsız kalan Mehtap bir hafta sonu bakımevine giderek kadını tanımak ve karşılıklı konuşmak ister . İşte bu noktadan sonra da işler tuhaflaşmaya başlar.... 

  Zaten ince olan kitabı okumak isteyenler için ayrıntılı anlatmıyorum tam olarak konuyu . Ancak bazı bölümlerde Japon gerilim filmi seyrediyorum gibi hissettim.  Tuhaf davranan yaşlı bir kadın , onları korumak adına yapılan tuhaf ve herkesin kabul edemeyeceği işlemler , batıl inancınız olmasa bile ya doğruysa kuşkusu .... Bir yandan da Mehtap'ın yazdığı kurgudaki Sevgi ve başına gelenler var.... Ona çok üzüldüm okurken . Düşündüğüm tek şey insanlara selam versen bir türlü vermesen başka türlü olduğuydu. Karşındaki yanlış anlamak istemeye görsün en yaparsan yap yanlış anlıyorlar.... 

Mehtap Erel'in kaleminden " Ürperti" tam da adındaki gibi yer yer ürpererek yer yer de eğlenerek okuyacağınız bir kitap. Yazarın kalemi ile tanışmasıysanız çok şey kaybedersiniz diyorum.... 




Ürperti
Kitabın Adı :Ürperti 
Yazar :Mehtap Erel
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 208

"Yatır" ve "Sır" adlı psikolojik gerilim kitaplarının yazarı Mehtap Erel'den yeni bir gizemli roman: "Ürperti"

Her şey beklenmedik bir telefon görüşmesiyle başladı. Hattın diğer ucundaki kadın Mehtap'a büyükannesinin kendisiyle görüşmek istediğini söyledi, oysa Mehtap her iki büyükannesini de yıllar önce kaybetmişti. Gerilim romanları yazan bir yazar, yalnız yaşayan bir kadın ve huzurevine yerleşmiş sırlarla dolu yaşlı bir ebenin hayatı bu telefon görüşmesinin ardından iç içe geçer.

Ürperti; gizemli bir hikâyenin içinde yolunu arayanları, şehrin girmek istemediğimiz tehlikeli sokaklarına davet ederken, umulmadık şekilde hayatları iç içe geçen üç kadının ürkütücü hikâyesini anlatıyor. Gerilim ve gizem türündeki bu roman, okuru ilk satırdan son satıra dek diken üstünde tutuyor.








Mehtap Erel'in Okuduğum Diğer Kitapları : 






                                                     

11/06/2020

Antikacı - Bahadır Yenişehirlioğlu

Kasım 06, 2020 1 Yorum
Antikacı

Tahta At ile kalemini sevdiğim Bahadır Yenişehirlioğlu' nun Antikacı kitabı ile ilgili aynı hisleri paylaşmıyorum maalesef . Kitabın başında içine giremedim .Tam girdim konuya vakıf oldum derken geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelmeye başladı , oğlunun yazdığı senaryoyu okumamız için kitaba bıraktı. Sonrasında ise kim olduğu bilinmeyen bir yabancı ile tasavvuf sohbetine başladı ...

Bazı vicdan yükleri vardır ki kolay kolay kurtulamazsınız . Annesini döven bir babaya kızan evlat kendisi de babası gibi davranırsa bunu bir bahanesi ya da acınılacak bir tarafı yoktur. Çok sevdiğini söylediği bir eşe el kalkıyorsa o sevgiden şüphe duyarım. Aynı şekilde benim kaderim buymuş diye o evde kalan kadına da saygı duyamam . Sevginin de sınırı vardır . Şiddete katlanmanın bahanesi değildir.

İnstagramda @biryazarbinokur ekibi ile birlikte @kitapca.ozgee nin seçimi ile okuduğum ikinci Bahadır Yenişehirlioğlu kitabı idi. Bu kitap bana hitap etmedi maalesef. Yazarla tanışmak isteyenler de bu kitapla başlamasınlar derim .


Antikacı Kitabın Adı :Antikacı
Yazar :Bahadır Yanişehirlioğlu
Yayınevi : Timaş Yayınları 
Sayfa Sayısı : 256

Her şeyi geride bırakıp çekip gitmek kolay mı? Kurmak için yıllarca uğraştığı düzeninden bir çırpıda vazgeçebilir mi insan? Geride bıraktıkların ne olacak? Sorumluluklarını ne yapacaksın? Gözünün içine muhabbetle bakanlar ne yapacak sensiz? Peki ya hayallerin? Gerçekten yaşadığın hayatı istiyor musun? Bu kısacık ömrünü başkalarının istediği gibi mi sürdüreceksin? Benliğini bulmak için hiç mi uğraşmayacaksın? Gidebilirsen eğer, gittiğin yerde seni neler bekler? Gidemezsen kimdir aslında bunun sorumlusu?

Üsküdar'ın sırtlarından İstanbul'u sessizce izleyen o ev, içinde Antikacı Cemil Bey'in hikâyesiyle birlikte neler barındırır?







Bahadır Yenişehirlioğlu Kimdir? 


Bahadır Yenişehirlioğlu

 1962 yılında Akhisar'da dünyaya gelmiştir. 1979 yılında Akhisar Lisesini bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı ve 1985 yılında mezun oldu. Daha sonra ise Manisa Akhisar'da serbest avukat olarak çalışmaya başladı.

Bahadır Yenişehirlioğlu, Beyaz Usta Siyah Çırak isimli romanını kaleme almış Ulucamii Eğitim ve Kültür Vakfı, Ak-Sek Vakfı, İnsan Hakları Komisyonu İlçe Cezaevleri İzleme ve Denetleme Komisyonu ve Akhisar Tenis Severler Derneğinde çalışmalarda bulunmuştur.

Söz konusu derneklerde çalışmalarını halen devam ettiren Bahadır Yenişehirlioğlu, evli ve iki çocuk babasıdır.


                                                     

11/05/2020

Son Ada'nın Çocukları - Zülfü Livaneli

Kasım 05, 2020 3 Yorum
Son Adanın Çocukları


"Babam bana ' İyiler her zaman kötüleri yenecek kadar güçlüdür, ' derdi . ' Yeter ki , güçlerinin farkına varıp birleşşinler .' 

" '... dünyada kötülük daha planlı , iyiliğin içindeki saflık , planlı olmamasına neden oluyor , onu güçsüz yapıyor. Bu yüzden dünyanın her yerinde kötülük saflığı yeniyor. '

Zülfü Livaneli'nin, İnkılap Kitabevinden  çıkan Son Ada kitabının son baskısını Eylül ayının sonunda okumuş ve çok sevmiştim . O kadar çok sevdim ki herkese tavsiye etmiş ve her yerde ne kadar beğendiğimi belirtmiştim. Yaşar Kemal'in muhteşem ön sözü ile başlayan kitap ütopya olarak başlayarak distopyaya dönüşüyordu. Okurken Hayvan Çiftliği , 1984 , Sineklerin Tanrısı 'nı hatırladım. Klasik eserleri okurken aldığım lezzeti aldım kitaptan . 

 Son Ada'da olan olayları bu sefer bir çocuğun gözünden , onun yaşadıklarını ve hissettiklerini okuyoruz Son Ada'nın Çocukları 'nda. 

Hayallerimin adası olarak nitelediğim son ada ile tekrar buluştuğum için çok mutluyum . İnsanların barış içinde yaşadığı , doğa ve hayvanlar ile iç içe geçmiş bir ortam .  Huzur ve mutluluk akıyor adadan. Öyle bir yer gerçekten olsa da orada yaşasam... 

  Kırk hanenin olduğu bu cennet adada evlerden birisinin satılması ve Başkan denilen kişinin adaya gelmesi ile başlıyor olaylar. İnsanların merakla ve sevecenlikle kucakladığı bu yeni komşularının adaya " medeniyet " , yönetim " , " düzen " adı altında yaptıkları , doğayı ne hale getirdiği ve insanların bu olanlara tepkisi küçük bir çocuğun gözünden ve bakış açısından yazılmış. Daha sade bir dille yazılan kitap akıcı ve her yaş grubu rahatça okuyabilir. Çocukların bakış açısından olduğu için kitabın sonu da çocuklar gibi umut dolu . Bu sonu çok sevdim . Hayatın tekrar yolunu bulacağı ve her kötülüğün ardından umudun olduğunu hatırlattı bana .  

Tekrar ada ile kavuşmak , martılara konuk olmak çok güzeldi. Tavsiyemdir... 




Son Ada'nın Çocukları
Kitabın Adı : Son Ada'nın Çocukları
Yazar :Zülfü Livaneli
Yayınevi : İnkılap Kitabevi
Sayfa Sayısı :164

“Gazetelerin birinde ‘Yeryüzü cenneti adada satılık ev’ başlığı altında, adamızla ilgili övgülere yer veriliyordu. Bu gazete ilanı, yıllardır herkesten sakladığımız Son Adamızın, küçük topluluğumuzun herkes tarafından bilinmesi ve huzurumuzun bozulması anlamına geliyordu. Kim bilir, evi nasıl biri alacaktı?” 

 Ada sakinlerinin karmaşadan uzak kardeşçe yaşadığı son insani köşeye, son sığınağa, Son Ada’ya bir gün bir adam gelir. Adalıların o güne dek süren hayatları, huzuru ve mutluluğu bir anda yerle bir olur. 

 Bu beklenmedik durum karşısında adanın çocukları ne yapacaklar? Büyüklerin kararlarının sonuçlarına razı mı olacaklar, yoksa adadaki hayatı koruyabilecekler mi? 

 Kitapları 40’tan fazla dilde yayımlanan usta yazar Zülfü Livaneli’nin kaleminden genç okurlar için muhteşem bir roman. Son Ada’nın Çocukları, adalı çocukların barış ve özgürlük adına verdikleri ilham verici mücadeleyi anlatıyor.








Zülfü Livaneli Kimdir? 

Zülfü Livaneli 20 Haziran 1946 yılında Konya’da doğan yazarın gerçek adı Ömer Zülfü Livaneli’dir. Küçük yaşlarından itibaren müziğe ilgi duymaya başladı ve saz çalmayı öğrendi. 1964 yılında Ülker Tunçay ile evlenmiştir ve bu evlilikten Aylin Livaneli dünyaya gelmiştir.

Müziği sayesinde yurt içinde ve yurt dışında birçok ödül almıştır. John Baez, Maria Farandouri gibi sanatçılar tarafından bazı eserleri yorumlanmıştır. Özgün film müzikleri de yapan Zülfü Livaneli çeşitli konserler vermiştir.

Kendine has yorumları sayesinde dünyaca tanınmaya başlandı. Müziği kadar yazdığı hikaye kitaplarıyla da oldukça sevilen ve ilgi gören yazar 1997 yılında verdiği konsere 500.000 kişi gelerek o dönemin en büyük rekorunu kırmıştır.

Zülfü Livaneli’nin şarkıları edebiyat ve şiirle iç içe geçmiştir. Nazım Hikmet, Orhan Veli, Yaşar Kemal, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Ali ve Ataol Behramoğlu’nun şiirlerini şarkı yapmıştır. Müzisyen kimliğinin yanı sıra deneme, hikaye ve roman da yazmıştır.

Kitapları Türkiye’nin yanı sıra Çin, İspanya, Güney Kore ve Almanya’da en çok satanlar arasına girmeyi başlamıştır. İlk romanı Engereğin Gözündeki Kamaşma olan Zülfü Livaneli bu romanıyla Balkan Edebiyat Ödülünü kazanmıştır. Kitabı daha sonra İspanya, Çin Kore ve Almanya’da satışa çıkarılmıştır.

2001 yılında yazdığı Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm romanı Yunus Nadi Yayımlanmamış Roman Ödülünü kazanmıştır. 2006 yılında ise Mutluluk romanıyla birlikte Barnes & Noble Yeni Büyük Yazarları Ödülünü kazanmıştır. 2009 yılında Son Ada romanıyla birlikte Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanmıştır. Farklı alanlarda yazdığı eserleri otuzdan fazla uluslararası ödülle taçlanmıştır.


                                                     

11/04/2020

Kornelyus'un Ezgisi - Nedret Kılıç

Kasım 04, 2020 4 Yorum
Kornelyus'un Ezgisi


  " ... çünkü yazmak unutulanları hatırlatacaktır ... "

   Kapağına bakıp mitolojik esinti hissettiğim ,  adından farklı çıkarımlar yaptığım ,  okurken ise bambaşka bir dünyaya adım attığım bir kitap oldu Kornelyus'un  Ezgisi .

 1840 - 2040 yılları arasındaki  farklı zaman dilimleri arasında gelgit yapan , farklı coğrafyalarda geçen ve bolca karakter içeren kitap gözünüzü korkutmasın. Şiirsel bir anlatıma sahip olan Nedret Kılıç olayları anlatıp bilgi verirken de birden karakterin ağzından söylediği bir cümle ile dikkatin dağılmasını ve sıkılmayı önleyerek kitaba daha sıkı sarılmamızı sağlıyor. 

Şiirler ve şarkı sözleri ile desteklenen kitabı çok sevdim.  Kitabın şiirsel bir anlatıma sahip olması bana büyük keyif verdi.

Zamanlar arasında gezinti ve otuza yakın karakter olması okurken kafanızın karışacağını  düşündürebilir , hatta ilk sayfalarda kafa karışıklığı hissedebilirsiniz de. Sayfalar ilerledikçe karışık olmadığı anlaşılıyor. Farklı karakter ve zaman geçişleri kitabın sonuna doğru anlam kazanıyor ve aslında olan her şeyin ve karakterlerin  birbirleri ile nasıl bağlantılı olduğu ortaya çıkıyor.

Kornelyus ...  Onun gerçek adı bu değildir . İsmini söylemek / anmak istememiş , zamanla da unutmuştur . Kornelyus' un zihnine ve onun geçmişini uzanıyoruz kitapta .

 Sonuna kadar düşmeyen bir temposu olan kitapta Zerdüştlük , İran'da yaşayan Türkler, inanç , sevgi , güven ,  uyuşturucu ticareti , derin devlet ,  mafya ,  doğum , şiddet , aşk ,  hiçlik ,  saykodelikler gibi birçok konu ele alınmış . 

Kitap hakkında çok fazla içeriğe girmek istemiyorum ki okumak isteyenler için sürpriz bozulmasın. Yoksa  her karakter hakkında söylemek istediğim çok şey var.  Örneğin Nima . Doğuş şekli ve çocukluğunu okuyunca ona acımış , üzülmüştüm. Sonra en sevmediğim ve kızdığım karakter oldu.  Olanları anlatsam eminim benimle aynı hisleri paylaşırsanız . 

Uzun bir serinin ilk kitabı imiş Kornelyus'un Ezgisi . Kitabı çok çok başarılı  bulduğumu söylemeliyim . Serinin diğer kitaplarını da büyük bir merakla bekliyorum ....

Kornelyus'un Ezgisi

Kornelyus'un Ezgisi Kitabından Alıntılar: 

* " ... dikkat et , alışkanlıklar katran gibi yapışkandır .  "

* " ... gerçek diye bir şey yoktur , kabul edişler vardır . " 

* " Batılılar gerçek anlamı bilmeden kullandıkları ' Nirvana ' kavramını , bir kişinin erişeceği mertebe olarak algılıyordu. Oysa Nirvana ' yok oluş ' demekti. Bedenin içinde 'var olduğu' düşünülen kişi , beden yaşarken yok oluyordu . "

* "Kişi diye bir şey yoktur , kısıtlamalar , sınırlamalar vardır. Bunların tümü kişiyi tarif eder. "

* " İnsan olduğunuzu düşündüren şey insan değil, boyutsuz bilinçten bir noktadır. "

* " Bak Kornelyus , 'ben' dediğin şey yok ve hiç olmadı . Sen sadece bir düşüncesin. "

* "Bir rüyanın içinde; hiç olmamış varlıklar , olmayan zincirlerini kırıp, hiç hapsolmadıkları 'hayali' kafeslerinden kurtulabilmek için bir hayaletten medet umuyorlar. "

*" Düşüncenin müşterisi olmazsa düşünce yok olur , ..."

*"Yaşam şakaların en büyüğüdür. "

* " Bir rüyanın mutlu ya da korkunç olması neyi değiştirir ki sen rüya diye bakmadıkça ?"

*" Yaşam boyunca rüya görür her insan ama kaç rüya hatırlayabilir ki ömrün sonunda. Böyle işte işleyiş , unutacaksın ve unutulacaksın her adımda. "



Kornelyus'un Ezgisi
Kitabın Adı :Kornelyus'un Ezgisi
Yazar :Nedret Kılıç
Yayınevi : Nemesis Yayınları 
Sayfa Sayısı : 456

Kâsemden şarap kadar yaşam dökülür akıl edip dinleyene. Ait değil uçuşanlar kafasını gömene. İşte bahar: Kargalar, serçeler, ışıldayan yıldızlar. Siyah atlar, nal sesleri, çığlıklar! Toz, toprak, ter içinde afyon çizen kadınlar. Bir çay! İçinde ufak taşlar, üstünden aşan çocuklar. Çıkılacak ağaçlar, söylenecek türküler, dinlenecek masallar. Bir dost yârenliğinde, bir veli huzurunda,bir kâtip kaleminde geçip giden on yıllar. Kâbuslar, tatlı rüyalar, umutlar. Ses ve sessizlik içinde beyaz duvarlar. Kırık bir kalem, bozuk mısralar, uydurulmuş yaşamlar... Sonra bir gün her şey durdu. Çıt çıkmıyordu. Sorularım vardı ama yanıtsızdım sessizlikte.

Gözlerim miydi gören, parmaklarım mıydı yazan?

Peki kimdi konuşan, neydi söyleten? "Ben neyim, ben?"

Yağmıştı gökyüzü yüzüme; "Bir ‘Şey' sonsuzsa o ‘Şey' dışında bir ‘Şey' olma ihtimalin yok. Ben senim, ben!"

En ilkel inançlarla en basit arzular, insan zihninin varabileceği en aşkın, en ileri sezgileri ve en yüce kavramları içinde barındırır. Kornelyus'un Ezgisi'nin yüz yetmiş yıla yayılan, yedi ayrı ülkede geçen ve on iki ana hikâyeden oluşan örgüsünde bu zıtlık fazlasıyla kullanılıyor.

Kornelyus bilinmezi korkusuzca sorgularken, varlığın ve hiçliğin, zihnin ve inancın sınırlarında dolaşıyor. Zerdüştîlikten İran'daki Türk varlığına ve Türkiye'deki azınlıklar meselesine, derin devletten uyuşturucu kaçakçılığına, saykodeliklerle hakikatin eşiğindeki gezinişlerden aşkın saf hâline ve en sert BDSM, fetişizm tecrübelerine kadar uzanan bu ezgi, şair filozof Vyasa'nın binlerce yıl önce söylediği "Tanrı'nın Ezgisi" isimli eserine nazire yaparcasına insanlığın evrensel diye addettiği tüm kabul edişlere cesur bir meydan okuyuş niteliğinde.










                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.