8/02/2019

Radde - Barış Çağrı Genç

Ağustos 02, 2019 3 Yorum
 
Radde - Barış Çağrı Genç

  Temmuz ayının ilk okumalarındandı kitap. Fakat bu ay çok fırtınalı geçince okuduklarımı yazmaya ne fırsatım ne de isteğim oldu açıkçası. Bu nedenle geç de olsa sizlerle paylaşıyorum okuduklarımı.

  Barış Çağrı Genç'in okuduğum ikinci kitabı Radde . " İçindeyim " kitabı ile tanıştım yazarın kalemi ile. Aslında Radde yazarın ilk kitabı imiş. Kısa öykülerden oluşuyor kitap. Bendeki 10. yıl özel baskısı . Bu nedenle yazar 10. yıla özel ön sözde kitabın yazılış ve tekrar basıma hazırlanış serüveni yanında kendisinin yazman serüveninden de bahsetmiş. Kitap ilk yayımlandığı zaman içerisinde Cemil Kavukçu'nun öyküleri de yer alırken benin okuduğum baskısında sadece yazarın öyküleri yer almakta.

Kitapta Güneş , Grilenirken Ufuk , Koklanınca Solan Bir Çiçek , Odysseus'un Gözleri , Gri Sokak , Denizin Kolları isimli altı öykü yer almakta. Öykü severler bu öyküleri de okumalılar. Çevremizde gördüğümüz , belki yanından geçtiğimiz ancak fark etmediğimiz. sıradan insanların öyküleri yer alıyor. Sıradan derken öyle basit anlamında kullanmadım. Çevremizde yer alan fakat hayatın koşturmasında fark etmediğimiz , gözümüzden kaçan ancak toplumun her kesiminde yer alan demek istedim.

    Ben her bir öyküyü çok sevsem de Koklanınca Solan Bir Çiçek benim en sevdiğim ve etkilendiğim öykü oldu. Bahçesine topu kaçan çocuklara topu iade etmek için belirlediği kitabı okumalarını şart koşan emekli Türkçe öğretmeni ve çocuklara belirlenen kitabı okumaları için satın alan bir genci ve aralarındaki ilişkiyi anlatıyor öykü . Hayatta böyle insanlarla karşılaşmasam da öykülerde olsun karşılaşmak güzel oluyor.









Radde - Barış Çağrı Genç Kitabın Adı : Radde
Yazar :Barış Çağrı Genç
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :88


“Kitaptaki öyküler, yalnız sergilediği ayrıntıların, getirdiği çağrışımların, önümüze çıkardığı yaşam kesitleri ve insan ilişkilerinin yolculuğu olarak değil, aynı zamanda öykü dünyamızın gelenek zincirine eklenen halkanın ve bu zincire bundan sonra eklenecek yeni halkaların yolculuğu olarak da okunmalı.”

- Kemal Özer-

“Dosyanın ilk öyküsünün ilk cümlesini okuduğumda nasıl bir yolculuğa çıktığımı da anlamıştım. Genç öykücülerin önündeki engellerin en büyüğü birikime dayanmadan yola çıkmaları ve çok aceleci olmaları. Çağrı’nın onlardan biri olmaması rahatlattı beni. Cümle yapısı, sözcük seçimi, ayrıntılarının işlevsel olması, diyaloglardaki doğallık kendi sesine çok yakın olduğunun göstergeleriydi. Birikimli olduğu, öykü üzerine yoğunlaştığı, yazdıklarını dinlendirip farklı süzgeçlerden geçirdiği hemen belli oluyordu. En önemlisi de ilginçlik peşinde koşmayıp kendi öyküsünü aramasıydı. Yazdıklarını doğal ve içten yapan da buydu.”

- Cemil Kavukçu-

Eğilip yerden taş topluyor. Bir, iki, üç… Dördüncüsü kayıp düşüyor elinden. Önemi yok; kalanlar avucunu dolduruyor zaten. Parmaklarının arasındaki taşları birbirine vurmaya başlıyor. Bir ses var artık; kendinin, eşeğin, cırcır böceklerinin dışında bir ses. Yeniden yürüyebilir şimdi; birbirine vuran taşların sesi ağır ağır ilerliyor patikada…


                                                            Kozmokitap

Seyyah - John Katzenbach

Ağustos 02, 2019 3 Yorum
Seyyah - John Katzenbach

  Çok sevdiğim yazarlardan birisi olan John Katzenbach'ın yeni kitabı "Seyyah " ile geldim bugün. Koridor Yayınları etiketi ile çıkan kitap yazarın diğer kitapları gibi beyaz zemin üzerine siyah olarak tasarlanmış . Ben bu beyaz kapaklı tasarımları çok seviyorum.

  Sıradaki Sensin , ŞizofreniProfesör ve Psiko-analist yazarın okuduğum diğer kitapları . Psikolojik gerilim türünde usta yazarlardan John Katzenbach . Seyyah'ı da zevkle okusam da diğer kitaplarından bir tık geride kaldığını da belirtmeden edemeyeceğim.



  Dedektif  Mercedes Barren bu sefer farklı bir olay için uyandırılmıştır. Yeğeni bir cinayete kurban gitmiştir. Kendilerinden birisinin akrabası öldürüldüğü için polis daha sıkı çalışarak başka öğrencileri de kampüste öldüren bir seri katili yakalar. Kitabın ilk 100 sayfasında katil yakalanınca ne olacak diye düşündüm . Çok erken değil miydi katilin ortaya çıkması için. Polis katili yakaladığını düşünürken bazı kanıtlar yeğenini bu katilin öldürmediğini düşündürür Merce'ye . Kendisine ne cinayet masası ne de amiri inanır Merce'ye . O da izin alıp gayri resmi olarak kendi araştırmasını yapmaya başlar.

  Diğer tarafta da kadınları öldüren bir katil vardır. Tüm seri katiller gibi kendine güveni tam ve bir narsist. Yakalanmayacağını düşünüyor çünkü en ince detayına kadar planlıyor ve asla planından şaşmıyor.  Artık kendi hayat hikayesinin yazılması gerektiğine karar veriyor. Çünkü o kendi çapında çok zeki olduğunu düşünüyor ve insanların hikayesini ve yaptıklarının detaylarını öğrenmesini istiyor. Bütün seri katiller benzer değil midir? Yaptıkları ile gurur duyarlar ve yakalanmadıkları zaman da bir süre sonra sıkılıp yaptıkları ile övünmek ve herkesin yaptıklarını öğrenmesini isterler. İşte o da biyografisini yazdırmak istiyor.  Bunun için de ince eleyip sık dokuyarak istediğine en uygun olduğunu düşündüğü kişiyi kaçırıyor...

 Bir yandan Merce'nin araştırmalarını okurken diğer taraftan da katilin yaptıklarını okuyor ve adım adım sonuca doğru yaklaşıyoruz.

  Kitabı büyük bir ilgiyle okudum. Sanırım sonundan dolayı bir tık geride buldum kitabı . Farklı bir şekilde sonuçlanacağını umut etmiştim.









Seyyah - John Katzenbach Kitabın Adı : Seyyah
Yazar :John Katzenbach
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı : The Traveller
Çevirmen : Ender Nail
Sayfa Sayısı :533


Bıçağın sıcak mı yoksa soğuk mu olduğunu anlamanın çok zor olduğunu fark etmiş miydin? Bu, ne tür bir korku yaşadığına göre değişir. Buz gibi soğuk da gelebilir, köz kadar sıcak da. Tıpkı midende ve yüreğinde hissettiğin korku gibi.

Bir adam, bir kadın, bir araba ve bir fotoğraf makinesi… Geçmişe doğru duygusal bir yolculuk... Adam zihnindeki karanlığın ona fısıldadığı isimleri tek tek öldürüyor, fotoğraflarını çekiyor. Kadın ise hikayelerini yazıyor. Çünkü başka bir seçeneği yok. Ya bu psikopatça planın bir parçası olacak ya da ölecek.

Bir tarafta yeğeni de kurbanlardan biri olan, hınç dolu Dedektif Barren ve diğer tarafta katile gölgesi kadar yakın psikiyatrist Martin Jeffers; her ikisinin de iz sürmek için geçerli sebepleri vardır, ancak hesaplanmamış en küçük bir adım onları geri dönüşü olmayan bir yola sürükleyecektir.


                                                            Kozmokitap

8/01/2019

Yağmurdan Önce - Ercan Akbay

Ağustos 01, 2019 0 Yorum
Yağmurdan Önce

   Oğlak Yayınlarından çıkan Maceraperest Kitaplar artık vazgeçilmezlerim arasında yerini aldı. Her ay en az bir kitabını okuyorum. Bu ay da Yağmurdan Önce - Sami Tuzcu Dosyası'nı okudum.

Yağmurdan Önce , Ercan Akbay'ın sekizinci kitabı olmasına rağmen benin  okuduğum  ilk kitabı. Nasıl bu zamana kadar yazarın kitapları ile yolumuz kesişmedi bilemiyorum. Böyle detaylı ve incelikli yazan bir yazarı kaçırmış olmak beni üzdü açıkçası. Bundan sonra yazarın bulduğum kitaplarını okumaya gayret edeceğim.

Benim gibi cep boy kitap sevmeyenlerdenseniz Maceraperest Kitapların ebatına bakıp da incelemeden bir kenara bırakmayın. Yirmili yaşlarda cep kitaplardan bolca almış birisi olarak artık kitaplığımdaki çoğu cep kitabı bağışladım ve normal boy kitap alıyorum. Artık o küçük puntolar gözlerimi çok yoruyor. Maceraperest kitapların da ebatları küçük olmasına rağmen yazı puntoları küçük olmadığı için gözü yormadan rahat okunuyor. Her Maceraperest kitap yorumumu yazarken genelde bu durumu belirtiyorum. Blogumu ilk ziyaret eden ve diğer yazılarımı okumamış olanlar için bilgilendirici olmasını istediğim için belirtme gereği duyuyorum .



 Yağmurdan Önce - Sami Tuzcu Dosyası polisiye ve aksiyon biraz da gerilim içeren bir kitap. İlk sayfadan son sayfaya kadar uykumdan feragat ederek okudum kitabı , çünkü elimden bırakmak ne kelime yerimden kıpırdamadan bitirdim desem yeridir. Tek kelime ile ba-yıl-dımmmmm. Konunun gidişatı , karakterler , çok karakterden oluşmasına rağmen yormaması , yazarın mantık hatalarına yer vermeden kurguyu devam ettirmesi , her an ne olacak beklentisi , ... Tüm bu etkenler bir araya gelince tam sevdiğim tarz bir kitap ortaya çıkmış .

  Bu kadar yazdıktan sonra konusunu iyice merak etmişsinizdir sanıyorum. Sizi daha fazla meraklandırmadan konusuna geçmek istiyorum .

Önemli bir şahsiyet evinde öldürülür. Yazarın tabiri ile " fevkalade müstesna bir zat , memleketin takdire şayan ilk dönem sanayicilerinden " Sami Tuzcu 'dur öldürülen. Hal böyle olunca cinayet basına sızmadan katil yakalanmak istenmektedir. Polis şefi hemen işe koyulur . Ters giden bir soygun olduğu düşünülmektedir ile bakışta. Ancak araştırma derinleştikçe bambaşka bir yüz ortaya çıkar ...

  Olayı araştıran polisler , insanlara yardım eden zengin bir zat , bir vakıf , dergah ve şeyhler , kaçırılan ve kullanılan kadınlar , beyni yıkanan insanlar ,  satın alınan insanlar , .... Kısacası yok yok kitapta. Birçok farklı konu ve suç , bir cinayet soruşturması ile ağır ağır aydınlatılırken ülkenin herkesin nefret ettiği yönü , insan kayırma ve mevki kullanma da gözler önüne seriliyor.

 Kısacası ben çok sevdim kitabı. Uzun uzun konuyu açıp okumak isteyen arkadaşları kızdırmadan yazımı sonlandırayım :))








Yağmurdan Önce - Ercan Akbay
Kitabın Adı : Yağmurdan Önce
Yazar :Ercan Akbay
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı : 344


Cumartesi gecesi bir bistro-barda tanıflan erkek ve kadının aşk öyküsüne karışmış korkunç bir cinayetle başlayan Yağmurdan Önce, popüler olduğu kadar karanlık bir tarikatın erişilmez liderini alt etmek ve cariyelerini özgür kılmak için yapılan çok yönlü operasyonun perde arkasını anlatıyor.

Dergâha dönüp gözdelerime sihirli ortamlar sunan kış bahçesinden girdiğimde, ağız armonikası virtüözü Lee Oskar’ın fırtına öncesi gerilimi betimleyen albümü “Yağmurdan Önce” çalıyordu içeride. Çok güzel, çok etkileyiciydi. Yaklaşan tufanın kokusunu alıyor, kaotik gerilimi ruhumda hissediyordum, ama bunların hepsi vız gelir tırıs giderdi. Yağmur, fırtına, kasırga ya da tufan… Hiçbir afet yıkamazdı beni.

Oğlak Yayınları, Ercan Akbay’ın soluksuz okuyacağınız yeni polisiyesi Yağmurdan Önce-Sami Tuzcu Dosyası’nı Maceraperest Kitaplar arasında yayımlamaktan gurur duyar.


                                                            Kozmokitap

7/31/2019

Zaman Yolculuğunun Psikolojisi - Kate Mascarenhas

Temmuz 31, 2019 3 Yorum
Zaman Yolcusunun Psikolojisi



  Zaman Yolculuğu sizi bilmem ama benim her zaman ilgimi çeken bir konu olmuştur . Bu konu ile ilgili film ve belgeselleri seyretmeyi ve kitapları okumayı çok seviyorum. Hatta sıkıntılı anlarda bazı filmleri tekrar tekrar seyretmek bazen insana iyi gelir ya ! İşte öyle zamanlarda Zaman Yolcusunun Karısı filmi bana her zaman iyi geliyor. Şu an onun yerine geçecek bir filme denk gelmedim henüz :)

  Salon Yayınlarında Zaman Yolcusunun Psikolojisi kitabı ilk çıktığı zaman açıkçası kurgu olduğunu anlamadım , bilimsel bir kitap zannetmiştim. Tabi konuyu ve arka kapağı okumadan önce. Kitabın ismi dışınca kapağı ve ciltli olması da beni ayrı bir cezbetti. Her ne kadar içerik önemli dışı değil desek de şekilci olduğumuz böyle güzel kapak ve ciltler görünce ortaya çıkıyor ...



  Kate Mascarenhas'ın ilk kitabı imiş Zaman Yolcusunun Psikolojisi . Bir ilk kitaba göre çok çok başarılı. Okurken benim gözüme çoğu ilk kitapta karşıma çıkan acemilikler ve aksilikler çarpmadı. Rahat ve merak dolu bir okuyuş serüveni oldu .

Zaman Yolculuğunun Psikolojisi - Kate Mascarenhas

   Zaman yolculuğu ile ilgili kitapları sevmemin bir nedeni sanırım ütopik bulmam. Zaman yolculuğu bana göre normal insan sınırları içerisinde imkanı yoktur. Gelecek ne gösterecek bilinmez tabii. Hep gelecek gelecek diyoruz da kitapta zaman yolculuğunu mümkün kılan makine geçmişte icat ediliyor. Bu önemli buluşun sahipleri de dört kadın. Bu bilim insanları imkansızı mümkün hale getiriyorlar ve bu zaman yolculuğunun psikolojiyi nasıl etkilediği üzerinde duruluyor kitapta da. Öyle psikoloji deyince kitap psikolojik ağırlıklı olarak düşünülmesin . Kitapta bulunan bir ceset ve onun kim olduğu ve nasıl öldürüldüğünün araştırılması üzerinde de duruluyor.

   Kitap bilim kurgu , psikolojik ve polisiye türlerinin bir araya gelmesi ile oluşuyor bana göre. Üç farklı zaman diliminde geçtiği içinde neden ve sonuçlarını daha iyi görüyoruz. 1967 - 2017- 2018 yılları arasında geçiyor kitap.  Farklı zamanlarda bir araya gelmiş kendiniz ile görüşüp bir arada vakit geçirebiliyorsunuz kitapta. Çoğu zaman yolculuğu kitabında olduğu gibi bir paradoksa sebep olmuyorsunuz. Düğününüzde konuk olabildiğiniz gibi ölürken yaşlı halinize destek de olabiliyorsunuz.

Okuduğum en farklı ve güzel kitaplardan birisiydi Zaman Yolculuğunun Psikolojisi . Kitap hızla akan bir kitap değil , bu nedenle yavaş yavaş okumak gerekiyor.  Detaylı ve bol karakterli olduğu için. Kitabın sonuna bir sözlük koyulması ve zaman yolcularına uygulanan testlerin verilmesi de çok hoşuma gitti . Bu tarz kitap okumayı sevenlere kesinlikle tavsiyemdir.







Zaman Yolculuğunun Psikolojisi - Kate Mascarenhas Kitabın Adı :Zaman Yolculuğunun Psikolojisi
Yazar :Kate Mascarenhas
Yayınevi : Salon Yayınları
Orjinal adı :The Psychology of Time Travel
Çevirmen : Teslime Gökgöl
Sayfa Sayısı :336


Vücuda ve zihne yapacağı etkilerhenüz tahmin bile edilemiyor...

1967

Dört bilim kadını bir zaman makinesi inşa ettiler. Şöhretin zirvesindeydiler: onlar dünyaya yeni olasılıkların kapılarını açan öncüler olacaklardır. Fakat, sonrasında içlerinden biri psikolojik bir çöküntü yaşar ve projeyi tehlikeye atar...

2017
Dört bilim kadını bir zaman makinesi inşa ettiler. Şöhretin zirvesindeydiler: onlar dünyaya yeni olasılıkların kapılarını açan öncüler olacaklardır. Fakat, sonrasında içlerinden biri psikolojik bir çöküntü yaşar ve projeyi tehlikeye atar...

2018
Odette ceseti bulduğunda şok olur. Her yer kanla doludur ve vücudunda kurşun yaraları vardır. Fakat soruşturma onun sorularını cevaplamakta yetersiz kaldığında Odette hüsrana uğrar. Kabusu olan bu ölü kadın kimdir? Ve neden herkes onun ölümünü saklamakta kararlıdır?

                                                            Kozmokitap

7/30/2019

Alfie Green Serisi - Joe O'Brein

Temmuz 30, 2019 1 Yorum
Alfie Green Serisi - Joe O'brein

   Merhaba , sizlere yaz tatilinde çocuklarınız ile keyifle okuyacağınız bir seri ile geldim. 6-10 yaş arası çocuklar için olan kitap iri puntolarla yazıldığı için çocukları yormadan rahatça okumalarını sağlayacaktır. İçerisindeki çizimler de sıkılmalarını engelleyerek kitabı daha da eğlenceli hale getiriyor.  Şahsen ben kitapları keyif alarak okudum. Fantastik türde olan bu seriyi çocukların da çok seveceğine inanıyorum .

   Yazar Joe O'Brein ın yazdığı ilk kitap Alfie Green serisi . Ödüllü bir bahçıvan olan yazarın bitkileri ne kadar sevdiği ve onlar hakkında bilgi sahibi olduğu kitabı okurken anlaşılıyor . Yazarın ayrıca daha ileri yaştaki okuyucular için yazdığı Little Croker isimli bir kitabı daha mevcut.

Alfie Green Serisi - Joe O'brein


  Alfie dokuzuncu doğum gününde büyükbabasından bir hediye alır . Büyükbabası ölmüştür ve ölmeden önce ona verilmek üzere bu hediyeyi bırakmıştır.  İlk kitap Alfie Green ve Sihirli Armağan 'da bu hediyeyi öğreniyor ve bu hediyeye sahip olmak için Alfie'nin yaptığı sihirli bir yolculuğu okuyoruz.

  İkinci kitap Alfie Green ve Kurbağa Dolu Küvet'te , adından da anlaşılacağı üzere kurbağalar ile başları derttir . Bu sorunun nedenini ve çözüm yolunu okuyoruz bu kitapta da.

Alfie Green Serisi - Joe O'brein


Serinin üçüncü kitabı Alfie Green ve Arı Şişe Çetesi'nde kahramanımız arıları kurtarmak ve yaramaz çocuklara bir ders vermek üzere harekete geçiyor .

  Gerek yazarın anlatım tarzı gerekse kitaptaki çizimleri çok sevdim . Bunda çevirinin de katkısı çok büyük . Çocukları büyülü bir aleme davet eden kitap onlara hem hoş vakit geçirtecek hem de doğayı ve canlıları sevmeyi öğretecektir .  Serinin yeni kitapları da bir an önce çevrilir umarım.  Merakla bekliyorum .





Alfie Green ve Sihirli Armağan Kitabın Adı : Alfie Green ve Sihirli Armağan
Yazar : Joe O'Brein
Yayınevi : YediverenÇocuk
Orjinal adı : Alfie Green and the Magical Gift
Çevirmen :Nergis Ebru Yaşar
Çizer : Jean Texier
Sayfa Sayısı :80

"Muhteşem kitaplar, çok güzel resimlendirilmiş." Sunday Independent Paslı bir anahtar, Alfie'nin büyükbabasının kulübesinde saklanmış tozlu bir kutuyu açar. Eski kitabın içinde sihirli güçler vardır. Kitap Alfie'ye bir armağan sözü verir ama Alfie'nin önce Kapan Ejderhalarla dolu Uyuyan Çayırları geçerek, Devasa Tavşancılotlarıyla korunan eğri ağaca ulaşıp kristal çiçeği alması gerekmektedir. Alfie başarılı olabilirse, daha önce hayatında hiç yapamadığı bir şeyi yapabilecektir.










Alfie Green ve Kurbağa Dolu KüvetKitabın Adı : Alfie Green ve Kurbağa Dolu Küvet
Yazar : Joe O'Brein
Yayınevi : YediverenÇocuk
Orjinal adı :Alfie Green and
Çevirmen :Nergis Ebru Yaşar
Çizer : Jean Texier
Sayfa Sayısı :80


Yüzlerce minik göz Alfie'nin bahçesindeki küvetten dışarıyı izliyordu. Kurbağalar! Onları kim davet etmişti? Ve kurbağalar tüm arkadaşlarına ve akrabalarına; yeni, harika yüzme havuzundan bahsettiklerinde kurbağalar her yeri işgal etti. Alfie'nin yardıma ihtiyacı vardır hem de çok acil. Bu Alfie'nin büyükbabasından kendisine miras kalan sihirli kitabın çözebileceği bir sorundur. Ve sihirli kitap, Alfie'nin sorununu çözmek için hiç alışkın olunmayan bir yol seçer.









Alfie Green ve Arı Şişe Çetesi

Kitabın Adı : Alfie Green ve Arı Şişe Çetesi
Yazar : Joe O'Brein
Yayınevi : YediverenÇocuk
Orjinal adı :Alfie Green and
Çevirmen :Nergis Ebru Yaşar
Çizer : Jean Texier
Sayfa Sayısı :80

Alfie'nin başı büyük beladadır. Alfie, Tosun diye bilinen Walsh ve çetesinin parktaki arıları avlamasına engel olur. Şimdi çete, Alfie'yi yakalamak için peşine düşer. Alfie ne yapabilir ki? Sihirli kitaptaki yaşlı bilge bitki, Bal Peteği Dağı'ndaki Kraliçe Arı'yı bulması için Alfie'yi Arcania'ya geri gönderecek bir plan yapar. Ancak Alfie, öncelikle Ateşli Diken Vadisi'ndeki yanan çalı saldırılarına karşı hayatta kalmak zorundadır. Alfie'nin desteğe ihtiyacı vardır. Ve o desteğe şimdi ihtiyacı vardır.

                                                     


                                                        Kozmokitap

7/29/2019

Gömülü Dev - Kazuo Ishiguro

Temmuz 29, 2019 7 Yorum
Gömülü Dev - Kazuo Ishiguro

Bazı şeylerin zihnimize görünmeyip gizli kalması daha iyi değil mi?

   Nobel Ödüllü yazar Kazuo Ishiguro'nun kalemi ile Beni Asla Bırakma kitabı ile tanıştım. Her türlü yazar ve edebi eseri çok sevsem de uzak doğuya karşı ayrı bir ilgim var. Yazarın Beni Asla Bırakma kitabını okuduktan sonra yazarın tarzını gerçekten çok sevdim. Fantastik ve farklı bir tarzı var. Hayal gücü geniş olan ve bu hayal gücünü kelimelere doğru biçimde yansıtan yazarları seviyorum. Yazarın kitabını okuduktan sonra kitaptan uyarlanarak yapılan filmi de izledim ve o da muhteşemdi. İkisi de tavsiyemdir.

  İnstagramda yaptığımız  #1nobel1klasik etkinliğimizin Temmuz ayı kitabı idi Gömülü Dev. Kitabı hızla okumama rağmen hem instagramda paylaşmam hem de blogda yazısını yazmam bazı özel sebeplerden uzun sürdü. Bu dönem boyunca blogumu yalnız bırakmadığınız ve ziyaret ettiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

“Bir insanın gönlünde gerçekten ne yattığını görmek zor değil midir? Görünüşe aldanmak o kadar kolay ki.”

  Gömülü dev'in konusuna geçmeden önce bu kitabın da fantastik bir kitap olduğunu , masalsı bir anlatımı olduğunu baştan belirteyim. Ben ne arkadaşlarım ne kadar çok sevsek de kitabı fantastik kitap ile arası iyi olmayanlar bizim kadar zevkli bir okuma süreci geçirmediler. Zevkler ve renklerin farklılığı her konuda olduğu gibi kitap türlerinde de ortaya çıkıyor.

  Kazuo Ishiguro , Gömülü Dev ile bizi Britanya'ya götürüyor. Romalılar'ın Britanya'yı terk ettiği dönem ve Britanyalılar ve Saksonlar arasında savaşın sona erdiği , barışın hüküm sürdüğü topraklar. Yaşlı bir karı-koca ile tanışıyoruz Axl ve sürekli " Prensesim " diye hitap ettiği eşi Beatrice ve kitap boyunca onları takip ediyoruz.

 Gömülü devi kısaca tanımlamak gerekirse " unutmak ve hatırlamak  " üzerine bir kitap aslında. Yaşamınızdaki her anıyı hatırlamak mı daha iyidir yoksa size üzüntü veren kötü anıları unutmak mı? Barışı sağlamanın tek yolu unutmak ise hatıralarınızdan vazgeçer misiniz?

 Axl ve Beatrice yaşlılıklarında köydeki iş bölümüne katılıyor aynı zamanda da birbirlerine destek oluyorlardır. Bir oğulları vardır ve farklı bir köyde yaşamaktadır. Yaşlılık günlerinde birlikte yaşamak için oğullarının köyüne doğru yaptıkları yolculuk kitabın ana konusunu oluşturuyor. Bu yolculuk sırasında bazı anıları unutmalarının sebebini ( unutanlar sırf onlar değil o bölgedeki tüm insanlardır ) öğrenirken farklı insanlarla tanışacak ve farklı maceralara yelken açacaklardır. Üstelik bu maceralarda devler olduğu kadar ejderha ve şövalyeler de yer alacaktır.

Yazar okuyucuyu çıkardığı bu fantastik yolculukta onun hayatı , hatırlama ve unutmanın önemini , sevgi ve bağlılığın sınırlarını  sorgulamasını sağlıyor. Hatırlamak ve unutmak .... Bu iki zıt kavram aslında hayatımızın özeti ... Neye mal olursa olsun her şey hatırlamaya değer mi?

Ayrıca ben ne hatırlarsam hatırlayayım, ben ne unutursam unutayım, kalbimde sana olan sevgim hiç değişmeyecek. Sen de öyle düşünmüyor musun prensesim ?

Kitap Hakkında Övgüler :

"Dünyanın yaşayan en büyük yazarı Kazuo Ishiguro'dan yeni bir roman. Bir başyapıt."
                                                                      - David Walliams-

"Kazuo Ishiguro öyle tuhaf ve harika bir roman yazmış ki!.. Benzersiz, okuru esir alan bir roman"
                                                                      -David Sexton, Evening Standard-





Gömülü Dev - Kazuo Ishiguro Kitabın Adı :Gömülü Dev
Yazar :Kazuo Ishiguro
Yayınevi :Yapı Kredi Yayınları
Orjinal adı :The Buried Giant
Çevirmen :Roza Hakmen
Sayfa Sayısı :280


Romalılar Britanya'yı terk edeli çok olmuş. Viraneye dönmekte koca ülke. Neyse ki ortalığı kasıp kavuran savaş bitmiş.

Britonlar'dan Axl ile Beatrice yıllardır görmedikleri oğullarına kavuşmak için tehlikeli topraklarda zorlu bir yolculuğu göze alıyorlar. Başlarına türlü belanın geleceğini de biliyorlar, fakat üstü örtülmüş sırlarını aydınlatacak ateşten haberleri yok henüz. Bir de yollarının kesişeceği kişiler var: Sakson savaşçı, öksüz oğlan ve tıpkı Axl'la Beatrice gibi geçmişinde kaybolmuş, hatıralarının vaat ettiklerine ve alıp götürdüklerine yenik bir şövalye. Hep birlikte sürüklendikleri macera bir kurtuluş mu olacak, yoksa yeni bir felaketin habercisi mi?

Kazuo Ishiguro'dan unutuş ve anıların gücü üzerine zamanı aşan bir öykü; özenle korunmuş bir aşka, intikama ve savaşa dair bir mesel. 'Gömülü Dev', hüzünlü, gizemli, her satırı iz bırakacak bir roman.




Kazuo Ishiguro Kimdir? 

Kazuo-Ishiguro
1954 yılında Japonya Nagasaki’de doğmuştur. Babası Ulusal Oşinografi Enstitüsü’nde çalışmaya başladı ve Kazuo Ishiguro 6 yaşındayken İngiltere’ye göçtüler.

Takvimler 1978 yılını gösterirken University of Kent’ten mezun oldu arkasından yüksek lisansını University of East Anglia’da tamamladı.

İngiliz vatandaşlığına geçtiği yıl ilk romanı Uzak Tepeler’i yayınladı. Yayınladığı ilk romanı Uzak Tepeler Winifred Holtby Memorial Ödülüne layık görüldü.

1983 senesinde Granta dergisi tarafından en genç ve en iyi İngiliz yazarlar listesinde yer aldı. Kitaplarında genel olarak melankolik hikayelere yer veren Kazuo Ishiguro tüm dünya tarafından üne kavuşmasını sağlayan Günden Kalanlar eserini ise 1989 yılında yayımladı.

İngiltere’nin prestijli edebiyat ödülü olan Man Booker’da ödüle layık görüldü. Aynı zamanda Günden Kalanlar isimli eseri sinemaya uyarlandı.

2005 yılında yayınladığı Beni Asla Bırakma romanı ise Time’ın İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesinde yer aldı. Daha sonra Beni Asla Bırakma romanı da sinemaya uyarlandı. 2017 yılında ise tüm dünyanın en büyük ödülü olan İsveç Kraliyet Akademisi tarafından Nobel Edebiyat ödülüne layık görüldü.

Türkçeye çevrilmiş 10 kadar romanı bulunan Kazuo Ishiguro Günden Kalanlar romanı çok satanlar listesinde yerini korumayı başarıyor.

Kazuo Ishiguro'nun Okuduğum Diğer Kitapları:

* Beni Asla Bırakma 



                                                     

7/06/2019

"Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi” Yayımlandı

Temmuz 06, 2019 4 Yorum


Gökhan Kutluer’in yeni kitabı “Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi” yayımlandı

  Yaşadığımız günlük koşuşturmacalar içinde, bazen, bir türlü hissedemediğimiz o aidiyet duygusu, hepimizin zaman zaman tadını kaçırmıştır. İç huzursuzluklar, sosyo-kültürel dengesizlikler, temel yaşam haklarına dokunan olaylar ve hepsinin sonunda gelen sonsuz yenilenme arzusu… Bambaşka sabahlarda, bambaşka topraklarda güneşi selamlama isteğiyle içinize dolan; o yeni yerlere ait olma umudu… Her şeyi bırakıp gitme hayalleri… Bunlar kulağa hoş geliyor, ama emin olun ki “gitmek” hiç kolay değil... Hepsi doğup büyüdüğünüz topraklardan yepyeni bir hayata atılma heyecanınızı körükleyen birer sebep olabilir. Ancak önemli olan o zor kararı verebilmektir.

   Bu kararı verenlerden biri olan Gökhan Kutluer, bisiklet öyküleriyle bezediği ilk kitabı “Bulut Fabrikası”ndan sonra, ikinci kitabında da bu kararını verdiği ve uygulamaya koyduğu süreçten tutun, bu sürecin sonuna kadar yaşadığı ve elbette ki yaşamaya da hâlâ devam ettiği her şeyi, tüm detaylarıyla okurlarıyla paylaşıyor. Kimi zaman hayallerinden dem vuruyor; “Pırıl pırıl gecelerde, kayan kaç yıldızın peşine takıldığımı bilmiyorum” diyor, kimi zamansa kaybolduğu anlardan bahsediyor. Okurken yer yer hayatınızdan parçalara da rastlayacağınız “Türkiye’den Gitmek”, hayaller için ısrarcı olmanın yaşattığı zorluklar kadar, onları bir bir gerçekleştirmenin yaşattığı zafer duygusuna da değiniyor.

“Peki, ya ben de gitmek istersem, başımı alıp başka diyarlara…” diye iç geçireceğinizi tahmin eden Kutluer, kitabının ikinci bölümünde, göçmenlik üzerine tecrübelerini bir yol haritası şeklinde okurlara sunuyor. Bu haritayı takip ederken yalnız olmadığınızdan emin olmanız için, o dönemlerde yazmaya devam ettiği günlüklerinin en özel kısımlarını da okurlarıyla paylaşıyor.

Gökhan Kutluer, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan “Türkiye’den Gitmek” isimli ikinci kitabında, göç etmeyi kafasına koymuş herkes için, doğup büyüdüğü ülkesinden, yabancısı olduğu bambaşka bir kültür ve coğrafyaya uzanan, her satırında yaşanmışlık barındıran, buram buram tecrübe ve duygu yüklü bir göç hikâyesini okurlarıyla buluşturuyor. Özel bir yol arkadaşı bu kitap. Deneyimlerle oluşan, yanınıza bulunması gereken bir kılavuz.

Türkiye’den Gitmek, Gökhan Kutluer, Yitik Ülke Yayınları, Gezi-Anı, 246 sf, 28 TL


Yazarın diğer kitabı "Bulut Fabrikası " tanıtım yazısına buradan bakabilirsiniz. 




                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.