4/09/2017

Bir İntikam Polisiyesi - Hakan Bulut || Kitap Tanıtımı + Ön Okuma

Nisan 09, 2017 3 Yorum
kozmokitap

Kitabın Adı :Bir İntikam Polisiyesi
Yazar :Hakan Bulut
Yayınevi :Mendirek Yayınları
Sayfa Sayısı :288
Türü : Polisiye
Fiyatı : 22
Çıkış Tarihi : Nisan 2017


"Kalbini böylesine yakan, ciğerini sırtından tek bir neşter darbesiyle söküp alan, bir yanını toprağa sokan, en azından bunun günahını barındıran bir kişi, sadece bir kişi istiyordu."
                              ***

Alıştığınız polisiye kitaplarının aksine acısı ile baş başa kalmış bir adamın çırpınışlarını okumaya hazır mısınız?
İntikam daha önce hiç bu kadar karışık olmamıştı.

                                                                = Ön Okuma = 



                                                            Kozmokitap

4/08/2017

Aşka Can Veren Vasiyet - Özlem Uğurlu Aydın || Kitap Tanıtımı + Ön Okuma

Nisan 08, 2017 1 Yorum
kozmokitap

Kitabın Adı :Aşka Can Veren Vasiyet
Yazar :Özlem Uğrulu Aydın
Yayınevi :Mendirek Yayınları
Sayfa Sayısı :480
Türü : Romantik
Fiyatı : 27
Çıkış Tarihi : Nisan 2017


Toprak nereye giderse gitsin kaçamazdı...
 Cemre ne yaparsa yapsın sonu Toprak'tı...
***
 Aşkın umudu bir vasiyetken, iki inatçı keçiyi yola getirmeyi başarabilecek miydi?
Biri Trabzon’un hırçın güvercini, diğeri İstanbul’da yaşayan çakma Karadenizli.
Hırçın güzel Cemre ile asi ruhlu Toprak’ın aşk hikâyesi.
Hiçbir hikâye bu kadar sizden olmamıştı. Onların aşklarını okumak en büyük keyfiniz olacak.


                                                                    =  Ön Okuma = 



                                                     



                                                               Kozmokitap

4/07/2017

Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin

Nisan 07, 2017 8 Yorum

Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin


" Kâmran, ben sadece senden değil , senin olduğun yerlerden de nefret ediyorum. "

  Merhaba, biraz gecikmiş bir yazı ile karşınızdayım . Her ayın 25 inde instagramda kalabalık bir grup olarak Reşat Nuri Güntekin kitapları okumaya karar verdik. Mart ayının kitabı benim çok sevdiğim ve tekrar tekrar okuduğum Çalıkuşu idi .

   Öncelikle belirtmeliyim ki usta yazarın kalemini çok seviyorum. Yıllarda her yaş tarafından defalarca okunması ve eserlerinin etkisini hiç yitirmemesi ne kadar büyük bir yazar olduğunun göstergesi.

   Çalıkuşu denilince benim aklımda Aydan Şener canlanıyor. Çocukluğumda TRT1 de izlerdik  ailece. O dönemlerde konusundan çok etkilenmiştim. Kitabı okuyunca daha çok etkilendim ve en sevdiğim sayılı kitaplardan birisi haline geldi Çalıkuşu.

Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin

  Henüz küçük bir çocukken annesini kaybeden Feride, asker olan babası tarafından farklı şehirlerde dolaşmak zorunda kalmasın ve düzgün bir hayatı olsun diye anneannesinin yanına bırakılır. Ona bakan anneannesinin ölümünden sonra da çocuğunun kimseye yük olmasını istemeyen babası tarafından yatılı okula gönderilir Feride. Çok hareketli ve biraz da yaramaz olan Feride Çalıkuşu lakabını alır. Tatillerde teyzesinin yanına giden Feride teyze çocuklarını çok sevmektedir fakat Kamran'ın onun için yeri ayrıdır. ...

   Bu ilgi ve verdiği ani bir karar neticesinde Feride'nin yolu Anadolu'nun ücra köşelerine düşerken büyük bir hayat tecrübesi sahibi de olacaktır. Çalıkuşundan İpek böceğine, Gülbeşekere kadar farklı isimler verilmiş olan Feride'nin hikayesi etkileyici ve dönemin insan davranışlarını ve yaşam şartlarını göz önüne sermesi açısından da oldukça önemlidir.

Aşkı, sevgiyi, öfkeyi, ızdırabı ve dönemin insan özelliklerini detaylı ve sıkmadan anlatan , kitap içine sizi aldığı gibi bırakmıyor. Muhteşem , beni duygudan duyguya sürükleyen bir kitaptı ve hala okumamış olanlara tavsiye ederim , mutlaka okuyun. Nisan ayının 25 inde yazarın Kızılcık Dalları kitabını okuyacağız. Kitabı olanları bize katılmaya davet ediyorum.




Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin
Kitabın Adı :Çalıkuşu
Yazar :Reşat Nuri Güntekin
Yayınevi : İnkılap Kitabevi
Sayfa Sayısı :408


Çalıkuşu ilk kez 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve aynı yıl kitap olarak basılmıştır. Beşinci baskısından sonra eser, 1939 yılında bizzat Reşat Nuri Güntekin tarafından sonra tekrar yayımlanmıştır. Bu kitap söz konusu baskısından yararlanılarak aslına uygun olarak yayına hazırlanmıştır







Reşat Nuri Güntekin Kimdir?

Reşat Nuri Güntekin
Çalıkuşu kitabıyla tanınan Reşat Nuri Güntekin, 25 Kasım 1889 yılında İstanbul’da doğdu. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli isimlerinden biri olan yazar, roman dışında tiyatro ve alanlarında da eser ortaya koydu. Yazarlığının yanında müfettişlik de yapan yazar, Anadolu’yu gezmiş ve Anadolu insanını, ve Anadolu’daki insanların birbirleriyle ilişkisini yakından inceleyebildi ve bunları eserlerinde kullandı.

Edebî hayatına I. Dünya Savaşı yıllarında başlayan Reşat Nuri Güntekin, 1922 yılında yayımlanan Çalıkuşu eseriyle adından söz ettirmiştir. “Çalıkuşu”, “İstanbul Kızı” adında bir tiyatro oyunu olarak planlandı fakat o zamanlarda oyunun sahnelenmesi olanaksız olunca eser bir roman olarak piyasaya sürüldü. “Çalıkuşu”nun önemi, gerçekçiliğinde yatıyordu ve yazıldığı dönemde ilk gerçekçi roman örneklerinden biriydi. Romanın gerçekçiliği Anadolu’daki sosyal hayatı yansıtmasında yatıyordu.

Reşat Nuri Güntekin “Çalıkuşu”nun başarısının ardından Anadolu’daki müfettişlik görevi ile birlikte Anadolu insanını yakından tanıdı ve buradaki gözlerimlerini “Anadolu Notları” adlı kitabıyla anlattı. “Anadolu Notları”, güçlü gözlemleriyle yazarın edebiyat alanındaki ustalığını ortaya koyuyordu.

Reşat Nuri Güntekin kitapları, yalın diliyle ve Türk konuşma dilinin zenginliğini yansıtan eserler olmasıyla ön plana çıkmaktaydı.

“Yaprak Dökümü” adlı kitabında dönemin aile yaşantısına değinen yazar, eserde Ali Rıza adındaki bir aile reisinin çocuklarının hataları nedeniyle çektiği sıkıntıları anlattı ve dönemin gençlerinin eğlence hayatına düşkünlüğünden ve başka bir takım toplumsal sebepler nedeniyle parçalanan ailelerden bahsetti.

“Acımak” adlı eseriyle dönemin Türk eğitim yaşantısına ışık tuttu.

Kitapları filmlere ve dizilere uyarlanan Reşat Nuri Güntekin, akciğer kanseri teşhisi nedeniyle Londra’ya tedavi olmaya gitti; fakat 7 Aralık 1956 tarihinde vefat etti. Yazarın mezarı İstanbul, Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.


Reşat Nuri Güntekin'in Okuduğum Diğer Kitapları :

* Kızılcık Dalları

* Dudaktan Kalbe 



                                                                  

4/06/2017

Fotoğrafçının Gözü - Michael Freeman || Kitap Yorumu

Nisan 06, 2017 4 Yorum

     Merhaba :)) Bugün blogumda sevgili Bahçe Perim'i konuk ediyorum. Blogumda ilk defa bir misafir yazar ağırlıyorum ve bu benim için çok büyük bir mutluluk. Bahçe Perim'e blogumu ziyareti ve güzel yazısı için teşekkür ediyorum. Aradan çıkarak sizleri Fotoğrafçının Gözü ve Bahçe Perim ile başbaşa bırakıyorum.... 



kozmokitap

    Fotoğraf çekmek, günümüzde basitleşti. Eldeki cep telefonlarıyla herkes neredeyse bir fotoğrafçı!

    İnsan zaman içinde, biraz destek biraz merak  profesyonel makineyi elinde buluyor.

    Elbette her sanatta olduğu gibi "fotoğraf" içinde "prensipler" vardır.

    Hocamızın söylediği bir sözü burada da aktarayım:

         "Kuralsız davranmak için bile kuralları bilmelisiniz! "

    "Fotoğrafçının Gözü" fotoğrafla ilgilenen kişilere önerilmektedir. Ben de hocalarımın tavsiyesiyle okudum. Michael Freeman'ın üç kitabından biridir. Bu kitapta; kompozisyona ait unsurları ve gücünü görseller üzerinden anlatmış. Kimi sayfalarında şemalandırmış.

kozmokitap


      Kitaptaki bazı sayfalarda fotoğrafı öyle boyutlandırmış ki bir kaç farklı fotoğraf elde etmiş. Fotoğrafı işleme esnasında, tasarıma "nasıl" müdahale edeceğimizi göstermiş.

     Freeman, prensiplerinden:"Neyi çekeceğimizin kararını vermemizi" söylüyor. Önceliklerimiz, tasarımı değiştirmektedir.

     Okuyan bir çok fotoğrafçı arkadaşım, "bakış açılarının değiştiğini" belirtti. Onlardan bazılarının yarışmalarda ödül aldığını ekleyeyim.

     "Fotoğrafçının Gözü" ile fotoğrafa ait prensipleri öğrenerek çektiğiniz karelerin etkileyiciliğini arttırabilirsiniz.

     Ben, "Bahceperim" olarak beni misafir eden "Kozmo Kitap" a teşekkür ederim. Herkese güzel günler dilerim.





                                                            Kozmokitap

4/05/2017

Ardımda Kalanlar - Ellen Marie Wiseman || Kitap Yorumu

Nisan 05, 2017 8 Yorum
kozmokitap


  Erik Ağacı ile tanıştım Ellen Marie Wiseman 'ın kalemi ile . Çok etkileyici ve duygusal bir kitaptı. Yazarın farklı bir kitabı daha olduğunu öğrenince hemen temin ettim kitabı. Ardımda Kalanlar ile ilgili yorumlarda duygusal bir kitap olduğunu öğrenince aşırı duygusal olmayan bir dönemde okumak istedim ki buna rağmen kitap beni çok etkiledi.

   Ardımda Kalanlar'da iki farklı hayat sıra ile anlatılıyor. Bir bölümde Clara'yı okurken diğer bölüme İzzy ile devam ediyorduz. Konuda bir kopukluk olmuyor çünkü bu iki karakter arasında benzerlik olduğu gibi birbirleri ile de bağlı konular.

Kozmokitap


   Clara genç bir kız. Tek suçu Amerika'ya yeni gelmiş zengin olmayan bir gence , Bruno'ya aşık olmak. Bruno'nun tek suçu da zengin bir ailenin kızına aşık olmak . Bu iki genç evlenmek ve mutlu olmak istemektedir. Clara'nın babasının ise farklı planları vardır. Kızını zengin bie genç ile evlendirmek. Clara bu teklifi kabul etmeyince babası tarafında akıl hastanesine yatırılır. Bir baba kızına nasıl böyle bir kötülük yapabilir aklım almıyor. Hele annesi !!!! Böyle bir olaya nasıl izin verdi anlayamıyorum. Anne ve babaya o kadar kızdık ki kitapta bir bardak suda boğabilirim ikisini de.... Ya hastanedekilere ne demeli .... Clara kimseye sağlıklı olduğunu anlatamadı... O hastanede yapılanlar, konuşmasına kendisinii,fade etmesine bile izin verilmemesi  beni boğdu resmen. Kitabı okurken kendimi boğuluyormuş gibi hissettim. Clara le biraz fazla empati yaptım sanırım...

kozmokitap

   Eski dönemlerde akıl hastaneleri bu şekilde işliyormuş sanırım. Girmek çok kolay fakat akıl sağlığının normal olduğunu ispat edip çıkmak neredeyse imkansız. Anton Çehov'un bir öyküsünde de yolda arabası bozulan bir bayan telefonu kullanıp eşine haber vermek için en yakındaki binaya gider ve telefonu kulllanmak istediğini söyler. Bu bina da akıl hastanesidir. Kadın bunu fark etmez. Binadaki görevliler hasta diye kadının hastaneden çıkmasına izin vermezler. Kadın derdini bir türlü anlatamaz. Bir sonraki gün hastaneye gelen doktar hastayı görür. Kimse nasıl geldiğini ya da kimin getirdiğini bilmez. Tek bildikleri kadının telefon saplantısı olduğu ve sürekli telefon etmek istediğidir... Uzun zaman sonra nerede olduğunu öğrenen kocası bile kadına inanmaz ve doktarların dediği gibi: Zavallı gerçekten çok hasta. Sürekli telefondan bahsediyor " diye düşünür...

  Kendinizi ifade etmeye izin verilmeyen bir ortamda olduğunuzu ve kendinizi bir türlü anlatamadığınızı düşünmek bile kendimizi kötü hissetmemize sebep olurken Clara gibi bir hayatı düşünemedim bile...

   İzzy de koruyucu ailenin yanında bir kız. Annesi akıl hastanesinde onun da . Koruyucu annesi Peg ile müze için yaptıkları bir araştırmada buldukları sandık Clara'ya aittir. İçinden çıkan mektuplar ve günlük İzzy'nin bu konuyu merak edip araştırmaya başlamasına sebep olur...


   Yazar çok etkileyici, duygusal bir kitap ortaya çıkarmış. Çok sevdim kitabı ve ondan çok etkilendim. Kitabı okumak istiyorsanız siz de kesinlikle çok duygusal bir döneminizde okumayın.







Kitabın Adı :Ardımda Kalanlar
Yazar :Ellen Marie Wiseman
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı :What She Left Behind
Çevirmen :Solina Silahlı
Sayfa Sayısı :440


Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikâyemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikâyenizdir… Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de… Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası. Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hâlâ aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgârın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum. Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikâyem. Seçim senin, ya hikâyeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni… Ardımda Kalanlar, anlattıkları ve karakterleriyle kurgu ürünü olsa da hikâyenin çıkış noktası gerçeğe dayanmaktadır. Tüm gizemleri içinde barındıran, duygu yüklü bu kitabı gözyaşları eşliğinde bitirdiğinizde, kendinizi sorgulamadan edemeyeceksiniz…


                                                            Kozmokitap

4/04/2017

Karanlık Köy - Gürgen Öz || Kitap Yorumu

Nisan 04, 2017 3 Yorum
kozmokitap


“Yaşadığımız bu kültürde, inan herkesin kendi içinde gitmek istemediği ‘Karanlık bir Köy’ mutlaka vardır."

  Yaprak Öz'ün gerilim kitaplarını çok severek okudum. Berlinli Apartmanı, Şeytan Disko benim için özel kitaplardır. Kardeşi Gürgen Öz'ün de kitabı olduğunu öğrendiğimde onu da alıp okumak istedim. Gürgen Öz'ün ilk öykü kitabı Nevrotik'i almayı düşünürken ilk romanı Karanlık Köy'ün basıldığını duyunca onu almaya karar verdim. Romanları daha çok seviyorum. Bir de Karanlık Köy'ün film yapılacağını öğrenince merakım daha da arttı ve kitabı aldım. Nisan ayının ilk kitabı olarak da okudum. Kitabı okumaya başlayınca ne olack beklentisi ile elimden bırakamadım ve çok kısa sürede bitirdim.

kozmokitap


   Karanlık Köy için psikolojik gerilim demek daha doğru olur bana göre. Kitabın yarısından sonra gerilim öğeleri hız kazanıyor. İki gazeteci bir belgesel çekimi için rabzon'a giderler. Burada şehri ve Sümela Manastırını çekeceklerdir. Çekimler sırasında onlara rehberlik tapan Serhat şehir ile ilgili ilginç öyküleri anlatırken bir köyden bahseden. Bu köy yıllardır terkedilmiştir ve buraya kimse gitmek istemez. Bu köy ile ilgili tuhaf hikayeler anlatılmaktadır. Bu öyküyü duyan Murat gazeteci merakı ile burayı çekmek ister fakat Serhat bu köye gitmek istemez çünkü o da korkmaktadır. Serhatı ikna eden Murat ve kameramanı bu köye giderler.....

" Şu geldiğimiz hale bak ! İki koca adam ,eski bir köyde hayaletçilik oynuyoruz."

  Kitap tarih ile kurgunun, gerçek ile fantastik öğelerin, mantık ile hurafenin harmanlanmış hali olarak karşımıza çıkıyor. Çocukluğumda duyduğum tuhaf hurafeler, karadenizin müthis doğası ile birleşince ürpertici bir kurguya dönüşmüş. Kitabı büyük bir zevkle okudum. Kitap bittiği zaman ise aklımda deli soru işeretleri, kaldı... Çoğu gerilim filmi ya da kitapları okuduğum zaman bazı konular hep belirsiz olarak kalıyor. Karanlık Köy'de de benim için havada kalan ve merak ettiğim öğeler kaldı. Kitabın devam romanı yazılacak mı bilemiyorum fakat Karanlık Köy'ün geçmişini aydınlatan bir roman da keyifle okunur diye düşünüyorum.







kozmokitap
Kitabın Adı :Karanlık Köy
Yazar :Gürgen Öz
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :264


Karadeniz'in karanlık ormanlarında, iki yüksek dağ arasında, yüzyıllar öncesinden kalma, pek bilinmeyen eski bir Rum köyü... Yaşlıların "Karanlık Köy" dedikleri, içinde uğursuz bir enerji barındırdığına inanılan ve kimselerin gitmediği, gitmekten korktukları, kendi tarihine hapsolmuş gölgeler içinde bir hayalet... Geçmişte, soğuk bir kış gecesinde, köydeki insanların nedeni anlaşılmayan bir cinnet ve çıldırmışlıkla birbirini öldürdüğü ürkütücü bir alan... ve burayı keşfetmeye niyetli, varlığını duyar duymaz belgesel çekmeye karar vermiş iki maceraperest.

Sizce korktuğumuz gerçeklerden kaçtığımızda, onlar daha korkunç batıllara mı dönüşür? En önemlisi; korktuğumuz şeylere inanmaya başladığımızda, onları gerçek yapar mıyız?

Yüzleşemediklerimiz, sakladıklarımız, batıllarımız ve toplum olarak geçmişte sıkışıp kaldığımız şeyler üzerine heyecanlı bir psikolojik gerilim...

"Herkesin içinde, gitmek istemediği karanlık bir köy vardır..."


                                                            Kozmokitap

4/03/2017

Kör Baykuş - Sadık Hidayet

Nisan 03, 2017 10 Yorum

kozmokitap


   Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.

 Sadık Hidayet'in Kör Baykuş kitabı okumayı çok istediğim bir kitaptı benim için. Bir hafta önce kitabı bitirmeme rağmen bir türlü yorum giremedim kitaba. Bunu sebebi vakit azlığı değil ne yazacağımı tam olarak toparlayamamış olmamdı. Kör Baykuş öyle bir kitap ki  düşünceleri toparlamak ve yorum yapabilmek kitabın inceliği ile  tezat oluşturuyor. Birçok duygu ve düşünce bulunduruyor kitap.


Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler.


Öncelikle belirtmek isterim ki kitabı Behçet Necatigil'in çevirisi ile okumak çok güzeldi. Kitabın bu kadar etkileyici olmasında çevirinin etkisi büyüktür diye düşünüyorum. Kitabın ilk sayfalarında Necatigil'in kaleminden İran edebiyatı ve Sadık Hidayet'i okuyoruz. Bu sayfalar sayesinde yazar hakkında bilgi edinirken kitabı anlamada da bize yardımcı oluyor.


Önümdeki mangalın ateşinden, geriye bir üfleyişte uçup gidecek bir avuç kül kalmıştı. Hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar...

Kitabı duygusal ve karamsar bir döneminizde okumamanızı tavsiye ederim. Çünkü kitap depresif ve melamkolik olduğu için sizi kötü etkileyebilir....

kozmokitap


Sadık Hidayet kendi depresif ve karamsar ruh halini kitabe da yansıtıyor bana göre. Kitapta tam olarak zaman ve mekan belirtilmiyor çünkü bütün zamanlar ve mekanlar içiçe geçmiş durumda. Karamsar ruh haline sahip olan baş karakterimiz. Kah odasında , kah geçmişte kah dışarıda... Kendi ruhsal çöküşünü anlarken eşinin sadakatsizliğinden bahsediyor, dışarıda ilgisini çeken bir genç kızı anlatıyor ve bir de baba-amca mevzusu var. Karakterler birbirine girmiş durumda ve hepsi aynı kişi mi yoksa karakterin yanılsaması mı anlaşılmaz....

  Hayat,soğuk kayıtsız, herkesin maskelerini çeker alır zamanla; maskeleri de hani çoktur herkesin. Fakat bazıları hep aynı maskeyi kullanırlar , ister istemez kirlenir, yıpranır bu maske. Tutumlu kimselerdir bunlar. Bir kısmı evlatlarına saklarlar maskelerini ; bir kısmı da vardır ki boyuna maske değiştirirler, ama yaşlandıklarında görürler ki bir sonuncu maske kalmış ellerinde , ve bu da  prk çabuk eskir , o zaman maskenin gerisinden gerçek yüzleri çıkar ortaya. 
Kitabın sonsözünde ise Bozorg Alevi Sadık Hidayeti anlatmış . Yazarı daha iyi tanıyabilmek için bir de onun kaleminden okuyoruz burada.

 Hayatta bazı olaylar vardır anlatılamaz. Anlayabilmek için yaşamaız gerekir. İşte bana göre de Kör Baykuş böyle bir kitaptır. Tam olarak anlatılamaz , anlayabilmek için okumanız gerekir......



kozmokitap



Kitabın Adı : Kör Baykuş
Yazar : Sadık Hidayet
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Orjinal adı :بوف کور
Çevirmen : Behçet Necatigil
Sayfa Sayısı :100

Modern İran edebiyatının kurucularından Sâdık Hidâyet'in 1936'da Bombay'da yayımladığı başyapıtı, kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partisyon gibi düzenlenmiş" Kör Baykuş (Bûf-i Kûr), öteki yapıtları gibi, pek çok dile çevrildi, pek çok ülkede pek çok yazarı etkiledi.







Sadık Hidayet Kimdir?

Sadık Hidayet
İran Edebiyatının en iyi psikoloji roman yazarı olan Sadık Hidayet 1903 yılında Tahran’da doğmuştur. Modern İran Edebiyatının babası olarak tanımlanır. Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Avrupa’ya gitmiştir.

Fransa ve Belçika’da dört yıl yaşayan Sadık Hidayet diş hekimi olmak istemiş daha sonra Mühendislik okumaya başladı. Sonrasında bu okulunu da yarıda bırakarak İran’a döndü ve devlet memurluğu yapmaya başladı.

İran modern öykücülüğün öncüsü olan Sadık Hidayet Doğunun Kafkası olarak adlandırılır. Koyu bir afyon tiryakisi olan yazarın depresif ruh haline sahiptir.

Bir dönem Budizm’e merakından dolayı Hindistan’a gitti ve Budizm konusunda incelemelerini Kör Baykuş isimli kitabında işledi.

Kör Baykuş kitabı Bambay’da basıldı. Bu dönemde Buda’nın bazı yazılarını da Farsça ’ya çevirdi ve yayınlattı.

Sadık Hidayet kitaplarında Batı üslubunu benimseyerek Fars kültüründen de yararlanmıştır. Bu şekilde Farsçayı Çağdaş Edebiyat alanına sokan ilk isim olmuştur.

Sadık Hidayet ve Stefan Zweig’ın edebi anlayışları birbirine oldukça benzer. 25 Yaşlarında iken Paris dolaylarında bir marinada yaşamına son vermek için kendini denize atar bir kayığın yetişmesi ile hayatı kurtulur.

Beethoven ve Çaykovski aşığı olan Sadık Hidayet bir dönem resimle de uğraşmıştır. Ölümünden sonra bir araya getirilen resimleri kimileri için anlamsız iken kimilerine göre geleceğin resimleri olarak nitelendirilir.

Sadık Hidayet İran’ın gittikçe dindarlaşan bir toplum olmasından rahatsız oldu ruhban sınıfının yaygınlaşmasına karşı gelen yazar Hacı Ağa isimli eserinde bunu vurgulamıştır.

Kör Baykuş ve Hacı Ağa isimli eserleri İran’da ilk yasaklanan kitapları olup günümüzde İran’da Sadık Hidayet’in tüm eserleri yasaklıdır.

Sadık Hidayet’in ölümünü çok yakın arkadaşı şu şekilde anlatır; Paris’te iken günler süren hava gazlı bir ev arayışı oldu. Nihayet aradığı evi bulmuştu. 9 Nisan 1951 tarihinde evine kapandı.

Havanın çıkacağı tüm delikleri kapattı ve gaz musluğunu sonuna kadar açtı. Bir gün sonra ziyarete gelen arkadaşı onu mutfakta yerde yatarken buldu. Kafka gibi ölmeden önce eserlerini yakmıştı ve bunlarda kül olmuş şekilde yanı başında duruyordu.

Sadık Hidayet bu intiharı için çok güzel giyinmiş ve traş olmuştu. Cebinde de parası vardı. İran’ın en büyük yazarlarından olan Sadık Hidayetin mezarı Yılmaz Güneyin yattığı Père Lachaise mezarlığındadır.


                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.