10/03/2018

Eylül Ayında Okuduğum Kitaplar

Ekim 03, 2018 4 Yorum


Eylül Ayında Okuduğum Kitaplar

 Eylül ayında bloguma fazla vakit ayıramadığım için okuduğum kitapları düzenli olarak paylaşamadım. İnstagram hesabımı takip edenler orada yaptığım paylaşımları görmüşlerdir. Orada blog kadar detaylı yazamadığım için paylaşımlar daha kolay oluyor. Ayrı ayrı kitapları paylaşamadığım için tek bir yazı halinde de olsa paylaşıp okuduğum kitapların blogumda olmasını istedim.

   Eylül ayında koşturmacanın arasında toplam on kitap okudum. Aslında daha az okuduğumu düşünüyordum ,toplam sayıyı görüncce çok sevindim açıkçası :))) Bir günde bitirdiğim kitap olduğu gibi ince olmasına rağmen bir haftada bitirdiğim kitap da oldu. Her biri ayrı keyifti benim için .

Okuduğum kitaplardan blogumda yer alanları sadece isim olarak geçerken diğerleri hakkında instagramda yazdıklarımı buraya bırakacağım.

Okuduklarım :

1- Eva'nın Çığlığı 

2- Son Başlangıç

Son Başlangıç Serinin ilk  kitabı Bir Sonraki Hayatımız'ı  büyük bir heyecanla okumuştum. Kitap öyle bir yerde bitmişti ki aklımdaki soru işaretleri ??? ile kalakalmıştım. Böyle olunca da almayı en çok istediklerimden birisi olmuştu Son Başlangıç. İndirime girince internette hemen aldım 😉 İlk kitaptan onaltı yıl sonra başlıyor kitap. Konudan çok bahsetmek istemiyorum çünkü ilk kitabı okumamış ve okumak isteyenler olabilir. Bilim kurgu, fantastik, yapay zeka gibi birçok farklı öğeyi barındırıyor kitap. İlk kitapta merak ettiğim ve aklıma takılanlar bu kitapta cevap bulurken , yazar bana göre ilk kitaptaki başarıyı yakalayamıyor . Bu kitapta da ilginç gelişmeler olurken , aynı zamanda bana yazarin satış kaygısı olduğu izlenimi uyandırdı. Daha geniş bir kesime hitap edebilmek için baş karakter Clove ve onu aşk hayatını olay örgüsünün önüne geçirdiğini düşündüm okurken. Böyle olunca da hayal kırıklığı yaşadım. İlk kitap benden tam puan alırken bu kitap 3\5 aldı.

3- Kusursuzlar 

Kusursuzlar  Bir kitabı hem çok sevip hem de nefret edebilir mi insan ??? Olabiliyormuş 🤔Benim #kusursuzlar hakkında hissettiğim tam olarak da bu 😥 Nefret ettiğim kısım yaratılan #distopik dünyada kadınlara bakış açısı ve onların da bunu değiştirmek için birşey yapmaması... Gerçi #bilinçaltı telkin yöntemi ile farkında bile olmadan tüm fikirler beyinlerine işliyor. Bir firmanın geçen sene anneler günü afişlerinde "güzellik geçicidir, anneden kızına geçer " yazıyordu. Kitabı okurken aklıma bu afiş geldi. Çünkü kadınlar kız doğurmak istemiyorlar, doğanlar da öldürülüyor. Neden mi?? Annesinin güzelliğini çaldığına inanılıyor çünkü 😕 Bir süre sonra da bedenleri de kız doğurmayı bırakıyor. Yapay ortamda , istedikleri gibi genleri ile oynayarak ortaya çıkıyor kız bebekler. Dört yaşında okula alınıyorlar ve onaltı yol boyunca ders görüyorlar. Öyle matematik , fizik değil 😂😂 Nasıl güzel olunur, nasıl formda kalınır, erkeğe nasıl kendini beğendirir gibi ... Onaltı yol boyunca da varis adı altında gelen erkekler beğendikleri ile evlenip onları erkek çocuk doğurmak üzere eş yapıyorlar. Bir kısmı tamamen cinsellik ihtiyaç tatmini için cariye yapılıyor bir kısmı da Bakire denilen okuldaki öğretmenlere katılıyorlar. Başka bir tercih ya da seçim hakları yok. Zaten isteyen de yok 😝 Sevdiğim kısım ise yazarın anlatım başarıdır. Öyle bir dünya yaratmış ki , buradaki tüm olumsuzlukları hissettim . Duygu aktarımı muhteşemdi , bazı karakterlerden nefret ettim. Olay örgüsünün oluşturup bu berbat dünyayı öyle ince işlemiş ki kitabın sonuna kadar aynı başarıyı devam ettirmiş. Kitabın sonunda beklenmeyeni yaparak beni bir kere daha şaşırttı. Ne kadar yaratılan dünyayı sevmesem de kitap iyi ki okudum dediklerimden oldu. Farklı dünyaları okumak ufkumuzu açar. Tekdüze ve yapay güzellik merakınız sonuçlarını da okumuş oldum kitapta 😅😅
Alıntılar: 
" Şişmanlığın nedeni tembelliktir. Tembellik ve açgözlülük. "

 "cassie'nin Charles'ın kendisine vurduğunu söylediğine inanamıyorum. " liz, " Niye kapıya falan çarptığını söylemedi ki? Yüzsüz işte! "

 "İlaçlar boğazımdan aşağı kayıp içimdeki kara deliğe düşüyor. Biliyorum, bana iyi gelecekler. Ağzımda hiçliğin ve güçsüzlüğümün tadını bıraksalarda."

4- Cinayetin Şifresi

Cinayetin Şifresi Büyük bir merakla alıp okumaya başlayınca beni sarmayan kitabı sonra okumak üzere bırakmıştım. Eylül başında tekrar aldım kitabı ve okumaya başladım. Başlarda sıkıcı olarak ilerliyor kitap. Bu durum , tarza adapte olup konu ortaya çıkıncaya kadar sürdü. Yaklaşık kitabın 1/4 lük kesimi diyebilirim. Konu ortaya çıkmaya başlayınca , yazarın tarzı da daha akıcı olmaya başladı ve kitap nasıl bitti anlamadım. Cesedi bulunan sekiz yaşındaki küçük bir kız ve onun katili olarak tutuklanan bir adam. Olayların arkasındaki trajedi ve bu olayı kitaba aktaracak olan bir yazar ... Kitabın başında farklı bir tarz izleyerek ilk başta beni içine çekseydi kitap tam puan alırdı. Bu yüzden kitaptan puan kırsam da yazarın konuları birbirine bağlamasına hayran kaldım. Kitabı okumak istiyorsanız ilk sayfalarda sakın vazgeçmeyin inatla devam edin. Pişman olmazsınız. "

Alıntılar: 

   Dünya, sandığımdan daha iyi bir yer olduğunu bana her zaman kanıtlayabilir. Ancak bu esnada düşüncemi sürdürecek ve dünyanın en kötüsünü beklemeye devam edeceğim .

 Her çocuğa gülümseyin , diyorum insanlara , çünkü tüm hafta boyunca bir ebeveynden alacakları tek gülümseme bu olabilir.


5- Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
Kitabın daha önce dizisi yapıldığını ve tiyatroda sahnelendiğini de belirteyim. Eğlenceli bir kitaptı. Okurken özellikle de ilk sayfalarda sesli olarak güldüm😂😂😂 Mizahi dille yazılmış bir kitap olmasına rağmen düşündücüydü de 🤔 1910 yılında #halley #kuyrukluyıldız ı #dünya nın yanından geçeceği zaman insanlarda bir panik yaşanmıştır. Bu olay yazara ilham olmuş ve bu kitap ortaya çıkmıştır . Kitapta kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağı için hissedilen korku ve panik etrafında bir mahallede olanlar anlatılmıştır . İrfan Galip mahallede yaşayan , okumuş, batı hayranı, Türk kadınını küçük gören birisidir. Mahallede bulunan kadınları bilgilendirmek ve onlarla alay etmek için toplantılar düzenler. Bir toplantı sonrası gelen mektup ise onu şaşırtacak aynı zamanda da aşk ateşi ile yakacaktır. .. . Kitabı çok sevdim. Bir iki yerde basım hatası vardı , onun dışında rahat okunuyordu.

6- Travma

Travma
Diğer kitapları psikolojik -gerilim türündeydi yazarın. Bu kitap bana göre fantastik -gizem türündeydi . Farklı coğrafi bölgelerde çocuklara uygulanan şiddet ve istismara dikkat çekmek için yazılmış bir kitap diye düşündürdü bana. Yazar tarzından çok da fazla ödün vermeyerek yine bir psikiyatristi konuk etmiş kitaba. Aslında bir konuktan daha fazla rolü var 😅😅 Kaza yapmış ve yaralı bir halde bulunan bir kadın, arabasının bagajında bulunan çocuk cesedi , bomboş bir kasaba ... Neler olduğunu anlatabilecek bir tek kişi vardır ki o da yaralı kadındır. Anlattıkları gerçek mi yoksa onun psikozunun bir ürünü mü 🤔 Herkese hitap etmeyebilir fakat farklı tarz hastası birisi olarak ben bayıldım kitaba 😂😂 Hatta filmi yapılsa onu da mutlaka seyrederim 😉 .

7-  Kumral Ada Mavi Tuna

Kumral Ada Mavi Tuna Buket Uzuner'in kalemi ile geç de olsa tanışma kitabım oldu Kumral Ada Mavi Tuna. Kitabın büyük bir bölümünü Tuna'nın ağzından okuyor, onun gözünden görüyoruz. Birbirini takip eden iki zamanki bir #kitap . Bir bölümü o anda olanları anlatırken diğer bölüm o güne kadar olan olayları Tuna'nın çocukluğundan başlayarak anlatıyor. . . Beş yaşında bir çocuğun ilk görüşte #aşık olacağına ve bu #aşk ın yıllarla birlikte daha da büyüyeceğine inanır mısınız? ? İmkansız gibi geliyor değil mi 🤔 Tuna'nın Ada'ya karşı hisleri böyle... Hatta sevgiden de öte bir his bu. Yazar bu duyguları öyle güzel hissettiriyor ki kitabı yaşıyorsunuz. İlk başta kızdığım bir karakter olsa da Tuna, zamanla onu olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Gerçek hayatta da böyle olmaz mı bazen 😅 Onun o kafa karışıklığı yüzünden bazen yaşadıkların hayal ürünü zannettim, aynı Tuna gibi. Farklı bir sevda öyküsü kitap fakat bununla da kalmıyor insan doğasını, iç savaşta olacakları da kaleme alıyor #buketuzuner. Dört karakter üzerinden farklı dünya görüşlerini dile getirirken , hayaller ve hayat gerçeğini de bir kere daha vurguluyor. . Biraz olsun kitabı anlatabildiysem ne mutlu bana. Bazen anlatılmıyor hisler, birebir okumak yaşamak gerekiyor. Tavsiyemdir 👌

8- Ay Işığında

Ay Işığında
#deankoontz un kalemi ile tanıştığımdan beri tereddütsüz alıyorum kitaplarını. Kimisi gerilimden tüylerimi diken diken ederken kimisi de diğer kitaplarına göre basit buldum. Yine de her kitabını zevkle okudum. #ayışığında da merakla okuduğum bir #kitap oldu benim için. Kitaptan hat safhada #gerilim bekleyenler için kötü haberim var 😅gerilim minimum seviyede. #bilimkurgu ve #fantastik öğeler daha baskın kitapta. İlk sayfalarda kitabın içine girmem ve konuya akmam zor olsa da sayfalar ilerledikçe ilginç olmaya başladı . Benim sevdiğim bir konu üzerinden ilerleyince sıkılmadım. Yazarın gerilim tarzına alışık #kitapkurdu arkadaşlar biraz sıkılabilirler 😪😪 . Konusuna gelirsem resim yapıp satarak geçinen Dylan, yirmi yaşındaki otistik kardeşi ile iş yolculuğunda başına kötü bir olay gelir. Bir adam onu bayılıp bağladıktan sonra ne olduğu bilinmeyen bir sıvıyı damarlarına zerk eder. Dylan'a bu olayı öğrenen olursa onun peşinde olanların Dylan ve kardeşini de öldüreceğini , bir an önce oradan ayrılmasını söyler ve gider. Dylan , kardeşi ve bahçede karşılaştıkları Jillian -ki onun da başına aynı olay gelmiştir - beraber yola çıkarlar. Başlarında nasıl bir bela olduğunu bulmak zorundadırlar...

9- Elimde Hamur Kafamda Dünyalar Var

Elimde Hamur Kafamda Dünyalar Var
Her birimizin hayatı ayrı bir yolculuk ayrı bir serüvendir. Bu yolculuğun bazı bölümlerinde dramı yaşarken bazen komedi bazen de gerilimi tadarız. Benim bazen "off ya bu olanlara inanamıyorum, yazsam roman olur" dediğim çok olmuştur. Eminim bir çoğunuz da benim gibi düşünmüş ya da zaman zaman dile getirmişsinizdir. İşte #özlemacar da bekarlıktan evliliğe ve oradan da anneliği uzanan serüvenini kitaba dönüştürmüş. O bu yolculuğunu mizahi bir dille kaleme almış ve ortaya #elimdehamurkafamdadünyalarvar çıkmış. Bu tarza ilgi duyanlar kitaba bakabilirler 😉

10- Zaman Makinesi

Zaman Makinesi Zaman yolculuğu her devirde ilgi konusu olmuştur. Geçmişe gidip bazı olayları değiştirmek isteyen olduğu gibi gelecek merakı ile de yolculuğu yapmak isteyen vardır. Şöyle bir düşününce -ki aslında çok düşünmeme gerek yok - benim de ilgimi çeken bir konu zaman yolculuğu. Yapılabilir ya da yapılamaz o her daim tartışılan bir konudur. 1890'lı yıllarda #hgwells in de bu konu ilgisini çekmiş olmalı ki bu konuda bir kitap yazmış. #Distopik bir #bilimkurgu olarak nitelendiriyorum ben kitabı. Okuduğum her kitabından asla pişman olmadığım Wells bu kitabı ile de beni şaşırtmadı. 1890 lı yıllarda yazılan kitap o dönemin çok ilerisinde fikirlere sahip. Bu tarzda öncü olan bir kitap yazarak Wells farklı yazarlara da ilham kaynağı olmuştur. Bir #zamanmakinesi yapan profesör verdiği yemekte bunu konuklarına duyurur. Kimse gerçek olduğuna tam olarak inanmaz. Bir hafta sonra verdiği yemeğe üstü başı perişan halde gelen profesör #zamanyolculuğu yaptığını söyler ve gördüklerini , başından geçenleri anlatır. 802701 yılına gitmiştir önce sonra da dünyanın yok oluşuna doğru bir yolculuğa... Herşey değişmiş ve çok güzel gibi görünse de görünmeyen korkunç yüzünü de yavaş yavaş fark eder profesör. #evrim ne kadar fark yaratsa da iyi ve kötü , güçlü ve zayıf her zaman var oluyor. Doğa kanunları da işlemeye devam ediyor.... Okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da Wells'in hayal gücüne hayran oldum. Zaman Makinesi yazarın ilk kitabı üstelik. Edebiyat dünyasına muhteşem bir eserle bodoslama dalan yazar diğer kitapları ile yerini sağlamlaştırarak yazım dünyasında #ölümsüz olmayı başarıyor.
Alıntı : "Değişimin ve değişim ihtiyacının olmadığı yerde zeka yoktur "





                                                     

10/02/2018

Ölüm Çemberi - M. W. Craven || Kitap Yorumu

Ekim 02, 2018 2 Yorum
Ölüm Çemberi - M. W. Craven

  Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba . Eylül ayında yoğunluktan dolayı blogumu ihmal etsem de tekrar dönmekten mutluyum. Eylül ayında okuduğum ve yorumlarını paylaşamadığım kitapları toplu bir yazı olarak paylaşmayı düşünüyorum.

  Ekim ayının ilk kitabı çok severek okuduğum Arkadya Yayınlarının yenilerinden Ölüm Çemberi . Yazarın Washington Poe serisinin ilk kitabı Ölüm Çemberi . Yazarın Avison Fluke Serisine ait üç kitabı daha bulunmakta. Türkçedeki tek kitabı Ölüm Çemberi. - internet taramasında Türkçe olarak başka kitabına denk gelmedim . -  Yazar ve kitapları hakkında bilgi almak isteseniz kendi internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.


  Washinton Poe bir ipucu bulduğunda asla peşini bırakmayan bir komiserdir. Sonuçları ne olursa olsun bildiğini okur.  Biraz da bu kişiliği sebebiyle işten uzaklaştırılmış ve hakkında bir dava yürütülmektedir.

   "Taş Çemberler ilkçağlardan kalma huzurlu bir yerdi " diye başlıyor kitap. İnsanlar bu taş çemberleri gezmeye , neden böyle bir yapılara ihtiyaç duyulduğuna ya da bir mesaj olup olmadığına kafa yormaya bayılırlar. Belki de bir sebep yoktu. Sadece canı istedi yaptı bu yapıları yapanlar :)) Kitapta bu taş çemberler bir seri katil yüzünden bambaşka bir anlam taşımaya başlıyor İngiltere'de.

  Taş çemberlerin ortasında yanarak kömür olmuş cesetler bulunur. Hiçbir ipucu da yoktur. Katil çok dikkatli birisidir.  Üçüncü kurbanın yanmış cesedi son teknolojik aletler  ile incelenir. Bir yerde bir ipucu olmak zorundadır. Katilli bulma konusunda yardım etmesi için USMT yani Ulusal Suçla Mücadele Teşkilatı göreve çağrılmıştır. Üçüncü ceset bilgisayar destekli bir cihaz ile incelenirken yanıkların altında belli olan bıçaklama izlerinde bir örüntü fark edilir ve bir isim ortaya çıkar " Washington Poe" .

  Bu ipucundan sonra işten uzaklaştırılmış olan Poe tekrar işe çağırılır. Fakat bu sefer komiser değil çavuş olarak çalışacaktır.

  İlk sayfalardan itibaren beni içine alan bir kitap oldu Ölüm Çemberi . Özellikle hiç ipucu olmadan ilerlemesi  , yazarın her karakteri en ince detayına kadar düşünerek yerleştirmesi hayranlığımı kazandı . Beynimi son hız çalıştırırken acaba kim ve neden sorusunu  tekrar tekrar düşündüm. Kitabın yaklaşık yarısına geldiğimde bir anda ki şaka yapmıyorum öylesine bir anda sanki bir aydınlanma yaşadım . Hiç ipucu yok... Tamam da ama kim derken bunca yıllık polisiye tecrübem ile bir ışık çaktı ve işte bu dedim. Başka birisi olamaz .... Kitabın sonuna gelince ise ne kadar haklı olduğumu fark ettim. Övünmek gibi olmasın ama bence artık profesyonel olarak dedektiflik yapabilirim :D Katili öldürmeye iten sebep ve onu bu hale getirenlerden ise nefret ettim...

   Kitapta hoşuma giden bir diğer şey ise Washington Poe kahve içerken kahvenin yanında bir de kum saati getiriyorlar. Kum saati kahvenin bekleme süresini gösteriyor ve bu süre sonunda kahvesini içiyor. Kahve içmeye gittiğim yerlerde ben böyle farklı bir uygulama ile karşılaşmadım. Filtre kahve yanında kum saati getirip dinlenme süresini bu şekilde anlasak süper olurdu.

  Kitap cinayet ve katile odaklanmak yanı sıra dostluğa da değiniyor. Kitabın sonlarında değişik bir isme sahip olan Poe'nun  adının nereden geldiğini de öğreniyoruz. Yazar her detayı açıklayarak akılda soru işaretleri bırakmadan kitabı bitiriyor.

 Benden tam puan alan kitap tavsiyemdir ...







Kitabın Adı :Ölüm Çemberi
Yazar :M. W. Craven
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı : Welcome to the Puppet Show
Çevirmen :Ali Kemal Yakar
Sayfa Sayısı :472


Bazen gerçek, göründüğünden çok daha yakındadır.
Bir seri katil…
Lake District’teki taş çemberlerde yakılarak öldürülen kurbanlar.
Ve katilin bıraktığı tek bir ipucu bile yok.
Sadece kurbanlardan birinin göğsüne kazılmış bir isim: Washington Poe.
Geçmişteki bir dosyadan dolayı görevden uzaklaştırılan Komiser Washington Poe, bir seri katilin kurbanın göğsüne adını kazımasıyla tekrar göreve döner. Katili bulmak adına soruşturmaya katılan Poe bir taraftan da Ağır Suçlar Analiz Birimi’nde bir analist olan tuhaf ama zeki Tilly Bradshaw ile iş birliği yapar. Ceset sayısının artmasıyla Poe ve Bradshaw düşündüklerinin çok ötesinde bir şeyle karşı karşıya olduklarını anlar. Katilin bir planı vardır ve Poe da bir şekilde bu planın bir parçasıdır.


                                                            Kozmokitap

9/10/2018

Eva'nın Çığlığı - Jennifer McMahon

Eylül 10, 2018 6 Yorum
Eva'nın Çığlığı


“Bazen gerçek görmek istemeyeceğin kadar korkunç olabilir Bazen gerçeği bilmemek daha iyidir.”

Bütün kitaplarını çok sevdiğim , bayıla bayıla okuduğum Jennifer McMahon 'un son kitabı Eva'nın Çığlığı 'nı da sonunda okuyabildim. Her kitabı ile beni farklı bir dünyaya götüren yazar bu kitabı ile de hayal gücümün sınırlarını zorladı.

Geçmişte yaşanan bir felaket ile başlayan kitap Eva'nın ailesinin başına gelen farklı bir felaket ile devam ediyor. Bu bölümü okurken dikkatimi çeken bir tuhaflık kitabın sonlarına doğru aydınlanıyor. Ben yazar mı ne yazdığını unuttu diye düşünürken şaşırtıcı bir yol izlediğini okuyarak anlamış oldum.

Kitap birçok farklı karakteri barındırıyor. Ateş yiyen kız, Necco. .. İlerleyen bölümlerde kim olduğu ortaya çıksa da yazar bize ipucu vermiyor ve bu kız da nereden çıktı diye düşünmeme sebep oldu. Diğer karakterleri de kendi anlatımından okuyoruz . İlk başta bu karakterlerin konu ile ne alakası var derken yazar ince işçilik ile konu ve karakterleri dokuyarak birbirine bağlıyor.

Kitap gerilim kitabı olarak kayıtlara geçse de aslında gerilim değil. Gizem, doğaüstü olaylar , heyecan ve sürükleyici bir anlatım var kitapta.
    Bazı olayları ve katili kitabın ortasında tahmin etmiş olsam da Jennifer McMahon 'ın kalemine bayılıyorum. Her yazdığını gözü kapalı alır ve okurum.

Umarım yazım sizin için faydalı olmuştur.

Kitaptan Alıntılar :

"Ben asla başkalarının beklentilerini yerine getirmek için yaşayan koyun sürüsüne dahil olmayacağım."

"İnsanların neler yapabileceğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Dış görünüşlerinin ardında hiç ummadığınız bir kişilik taşıyor olabilirler. "

"Kimin ne yapıp yapamayacağını asla bilemezsin. Annem her zaman kimsenin farkında bile olmadığı silik insanların süprizlerle dolu olduklarını söylerdi."

Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“McMahon Eva’nın Çığlığı’nda korku-gerilim türünde ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kesinlikle okumalısınız!” – The New York Times

 "McMahon'ın son kitabında gizem ve hayal gücü yine akıl almaz bir uyum içinde. Sizi uykusuz geceler bekliyor.” - Booklist -

 “Eva’nın Çığlığı, McMahon’ın yarattığı muhteşem atmosferi ve merak uyandıran anlatımıyla kesinlikle yılın en iyi gerilim romanlarından biri.” - Kirkus Review -


  Kitabın Adı : Eva'nın Çığlığı
Yazar :Jennifer McMahon
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Orjinal adı : Burntown
Çevirmen : Elif Bulanalp
Sayfa Sayısı :400



Eva babasının şaşırtıcı şeyler icat etmesine tanık olarak büyümektedir. Bu icatların en ilginci ise insanları ölülerle konuşturduğu iddia edilen, Edison’un mirası da sayılabilecek bir makinedir.
Ama bir gece kasabada çıkan fırtına Evaların nehir kenarındaki evlerini vurur ve aile bu felaketle paramparça olur. Eva’nın o geceden hatırladığı tek şeyse, Edison’a ait makineden gelen bir sesin, “Tehlikedesiniz!” diye bağırmasıdır. Üstelik çok geçmeden Eva tehlikenin kendisine düşündüğünden de yakın olduğunu anlayacaktır.
Korku-gerilim türünde yazdığı pek çok kitapla hem okurlar hem de eleştirmenler tarafından ilgiyle takip edilen Jennifer McMahon son kitabı Eva’nın Çığlığı’nda da kan donduran, sürprizlerle örülü, karanlık bir hikâyenin peşine düşüyor.




Jennifer McMahon Kimdir ?

Jennifer McMahon
 1968 yılında Hartford, Connecticut, ABD'de dünyaya gelmiştir. İlk kısa öyküsünü üçüncü sınıfta yazan yazar 1991 yılında Goddard College'da lisans eğitimini tamamlamıştır. Daha sonra Vermont College'daki Yazı Programı Yüksek Lisansında bir yıl şiir okumuştur.Bir şiir,bir romana dönüşen karasızlığı ile kendine biraz zaman ayırmaya karar vermiştir. Jennifer McMahon, evsiz barınak personeli, yetişkinler ve akıl hastalığı olan çocuklar için danışman olarak çalışmış, 2000 yılında tam zamanlı çalışmak için işinden ayrılmıştır.Halen Vermont'taki Montpelier'deki evinde yaşamaktadır.

Jennifer McMahon'ın Okuduğum Diğer Kitapları :


Şeytanın Eli 

Neptün Cinayetleri

Söylemeyeceğine Söz Ver

29. Oda

Kayıp Kızlar Adası






                                                            Kozmokitap

9/05/2018

İçimdeki Hayal - Steena Holmes || Kitap Yorumu

Eylül 05, 2018 4 Yorum
İçimdeki Hayal


Kesinlikle beklentimin çok üzerinde bir kitaptı İçimdeki Hayal . Hele de 4.90 gibi bir fiyata aldığım düşünülürse ...

Duygusal , gerilim ve belirsizlik öğeleri tam yerinde kullanılmış kitapta . Kitaptaki baş karakter Diane'nin yerinde olmak istemezdim .

Yeni anne olmuş Diane'nin duyguları ile başlıyor kitap. Bebeği doğalı birkaç ay olmuş , artık işe başlama zamanı gelmiştir. Bir de dadı vardır evde Nina . Bebekten çok Diane ile ilgilenmektedir sanki . Kocası ise bebeğin doğumuna yetişememiştir . Birkaç aydır iş gezisinden dönmemiş , eşi ile telefonda da konuşmamıştır .Ortada bir tuhaflık olduğunu sezer Diana . Fakat ne olduğunu anlayamaz.

Biz küçük bebeği olan Diana'i okurken aynı zamanda geçmişe dönüp hamilelik dönemini, eşi ile ilişkilerini , korkularını da okuyoruz.Geçmişin tekrarlanma korkusu bir tarafa bebek ve kariyer arasında bocalayan bir kadının duygularına da şahitlik ediyoruz.

Kitabın sonunda bütün tuhaflıkların ardında yatan acı nedeni de öğreniyoruz. Beni çok etkileyen kitaplardan birisi oldu İçimdeki Hayal. Bazı yerler tahmin edilebilir olsa da konu itibariyle çok etkilendim. Benden tam puan aldı kitap.

Kitaptan Alıntı :

"Dünya tatlısı bebeğimin kırpıştırdığı mavi gözlerine dikkatle baktım ve çok , ama çok uzun zamandan beri ilk kez umudu içimde hissettim." 

İçimdeki Hayal
Kitabın Adı :İçimdeki Hayal
Yazar :Steena Holmes
Yayınevi :Doğan Kitap
Orjinal adı :The Memory Child
Çevirmen :Mehmet Gürsel
Sayfa Sayısı :256


Geçmişiyle yüzleşen bir kadının gizemli hikayesi... Bebeğimi gördüğüm an, kusursuz bir andı. Daha iyi bir güne dair vaatlerin sunulduğu yerde, ağaran günün, perdelerin arasından kendini belli etmeye başladığı, sessizliğin ortasındaki o an... Brian, eşi Diane'in hamile olduğunu öğrenince sevinçten havalara uçmuştu. Çocuk sahibi olmayı yıllarca ertelemişlerdi. Bir sır, Diane'i anne olmaktan alıkoyuyordu. Ama korktuğu gibi olmamış, aradan geçen bir yıl onu haksız çıkarmıştı. Diane, kızı Grace'i heyecanla büyütmeye başlamıştı bile... Ama tuhaf giden bir şeyler vardı. Brian neredeydi? Neden kızını hiç görmemişti? Diane, Grace'in üzerine titrerken, akrabaları ve dostları gözlerini neden ondan kaçırıyorlardı?


                                                            Kozmokitap

Zamansız Fırtına - Linda Howard || Kitap Yorumu

Eylül 05, 2018 3 Yorum

Zamansız Fırtına

'' Adil bir oyuna var mısın? ''
'' İşte burada yanılıyorsun. Ben kazanmak için oynarım güzelim. ''

  Kalemini çok sevdiğim , romantizm ile gerilim unsurlarını başarı ile birleştiren nadir yazarlardan Linda Howard. Bu nedenle bulduğum tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum .

  Zamansız Fırtına adıyla de ilgimi çeken bir kitap . Yazarın en son okuduğum kitabında çağlar arasında seyahat edince aklıma yine o tarz bir şeyler geldi. Fakat burada yazan fırtına tam anlamıyla bildiğimiz fırtına :)

Angie güçlü , tek başına yaşayan ve babasının işlerine sahip çıkmış onu devam ettiren bir kadındır. İşi de av rehberliğidir. Dağda ava çıkmak isteyenlere rehberlik yapar ve av sonuna kadar onlarla beraber kalır.

Zamansız Fırtına


 İşler yolunda giderken Dare isminde bir adam çıkagelir ve aynı işi yapmaya başlar. Güçlü kuvvetli bir erkek olmasından dolayı çoğu insan iş konusunda onu tercih eder ve Angie'nin işleri kötü gitmeye başlar.

   Zihninin '' o zaman '' ı silip '' şu an '' a odaklanması kendini daha iyi hissetmesini sağlıyordu.


Birbirleri arasında gerilim hat safhadadır bu ikilinin.

Angie iki kişiye av için yine rehberlik etmek için dağa çıkar. Fakat bu sefer işler bambaşkadır ve büyük bir tehlikenin içindedir. Ona yardım edecek kişi isi en son görmek istediği kişi Dare'dir....

Heyecanlı , sürükleyici, gerilim dolu ve romantizmin doruklarında bir kitap Zamansız Fırtına. Kitabı her ne kadar çok sevsem de Gözyaşlarımı Sildiğim Gün ve Kara Melek'ten bir tık geride kaldı benim için.



 Kitap Hakkında Yazılanlar :

 "Dikkat çekici bir hikâye... Romantik gerilim söz konusu olduğunda Linda Howard'ın romanlarından daha iyisini bulmak zor."    -Romance Reader-

 "Baştan çıkartıcı bir hayatta kalma hikâyesi. Dur durak bilmeyen bir roman."    -Book Reporter- 

"Romantik gerilime vurulan sağlam bir mühür. Kalp atışlarınızı hızlandıracak, güçlü bir mizaha sahip, ateşli bir roman."    -RT Book Reviews- 

"Zamansız Fırtına, macerayı ve keskin virajları seven okurlar için tadına doyulmaz bir roman." -Fresh Fiction-




Zamansız Fırtına
Kitabın Adı : Zamansız Fırtına
Yazar :Linda Howard
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Prey
Çevirmen :Duygu Özen
Sayfa Sayısı :416


Otuzlu yaşlarında, kötü bir evliliği geride bırakmış bir kadın ile ordudaki görevinden ayrılmış, içine kapanık, sert ve çekici bir adamın yolları aynı kasabada av rehberliği yapan iki rakip olarak kesişir. Her şey Angie'nin, müşterilerini götürdüğü av sırasında görmemesi gereken bir cinayete tanık olmasıyla başlar. Genç kadın artık dolu bir silahın yanlış tarafındadır, onu bu beladan kurtaracak tek kişi ise rakibi Dare'dir. Kör edici fırtına patlak verdiğinde olaylar tahmin edilemez bir hızla gelişir. Tehlikenin doruklarına ulaşan bu kaçma kovalamaca, iki rakibi beklenmedik bir sona doğru sürükleyecektir. Gölge Kadın, Gözyaşlarını Sildiğim Gün ve Aşk Tuzağı'yla okurları kendine bağlayan Linda Howard, ateşli duygularıyla savaşmak zorunda kalan karakterleriyle tutkulu bir maceraya daha imza atıyor.


Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Gölge Kadın 

Aşk Tuzağı

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Yanlış Zaman Doğru İnsan 


                                                            Kozmokitap

İnsan Sürümü: 0,4 - Mike Lancester || Kitap Yorumu

Eylül 05, 2018 0 Yorum
İnsan Sürümü: 0,4

Peki ya bütün bu olanlar kısa devre yapan beynimin ürettiği saçmalıklarsa?
Halüsinasyonlar!
Paranoya!
Danny'nin gösterisinin sebep olduğu bir akli bozukluk?
Yoksa menenjit mi geçiriyorum?
Suçiçeği?

 Point 4 Serisinin ilk kitabı İnsan Sürümü 0.4  İsmi, kapak görseli, arka kapağı ile beni etkileyen kitap hakkındaki yorumları gördükten sonra acaba almasa mıydım diye düşündürdü. Beğenenlerin yanında çok vasat bulanları da görünce tereddütte başladım kitaba. Başladıktan sonra hiç de korktuğum gibi olmadığını gördüm. Bu kez de içgüdülerim beni yanıltmamıştı. Hızla okunan ve farklı bir kitap bulmuştum. Yazar konuyu fazla uzatmadan kısa ve öz yazmış kitabı. Konu olarak da farklıydı ve ben çok sevdim. 5 üzerinden 4 veririm kitaba .

Bilim kurgu türünde kitap. Bizden çok sonra bizim teknolojimizi ilkel bulanların olduğu bir dönemde merdiven altında üç analog kaset bulurlar. Bu kasetleri dinlerlerken biz de yaşanılanlar öğreniyoruz.

   Bir kasabada yapılan yetenek yarışmasında dört kişi hipnotize edilir. Kendilerine geldiklerinde bütün kasabanın adete donup kaldığını görürler. Hiçbir alet de çalışmamaktadır. Telefon , bilgisayar gibi. Kasaba halkı hareket etmeye başladığında ise her şeyin aynı olmasına rağmen bir o kadar da farklı olduğunu görürler...

  Okurken kitap daha detaylı ve daha derin yazılabilir miydi diye düşündüm. Yazar kısa ve öz yazmasına rağmen konu daha da detaylandırarak ve aralara gerilim öğeleri okuyucuya hissettirilerek kalın bir roman şeklinde de yazılabilirdi ki  bence bu haliyle sevmeyen kesim o haliyle kitabı çok severdi. Hatta kitaptan harika bir sinema filmi de yapılır. Görsel efektler ve animasyonların da eklenmesi ile muhteşem bir iş çıkar ortaya.

Çok keyif alarak okudum kitabı. Serinin ikinci kitabı 1.4 bizde çevrilmedi bildiğim kadarıyla . O da dilimize kazandırılırsa okumayı çok isterim.


İnsan Sürümü: 0,4
Kitabın Adı :İnsan Sürümü: 0,4
Yazar :Mike Lancester
Yayınevi :Altın Kitaplar
Orjinal adı :Human.4
Serisi : Point #1
Çevirmen :Berna Gülpınar
Sayfa Sayısı :224


Kyle Straker'ın eski kasetlere okuduğu hikâye böyle başlıyor. Bu kasetlerin düzmece olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ya değilse?
 Ya içlerinde geçmiş dünyanın tarihi gizliyse?
 İnandığınız ya da bildiğinizi sandığınız her şey koca bir yalandan ibaretse?
 Peki ya siz?
Her şeyin yalan olduğu bir dünyada, siz gerçek olabilir misiniz? "Yoksa rüya içinde bir rüya mı hep gördüğümüz"
                 Edgar Allan Poe


                                                            Kozmokitap

9/02/2018

Avokado Bahçesi - Robert Hellenga || Kitap Yorumu

Eylül 02, 2018 1 Yorum
Avokado Bahçesi

   Konusu hakkında fazla bilmeden sırf adından ve avokadoyu çok sevdiğim için aldığım bir kitap Avokado Bahçesi. Üstelik New York Times 'ın " Şirin ve sevimli ... Büyüleyici , macera dolu bir masal ..." dediği bir kitap kötü olamaz diye düşündüm. Nereden biliyorsun diyorsanız kitabın üzerinde yazıyordu :))

Rudy isimli bir adamı anlatıyor kitap. Eşini kaybetmiş ve üç kızı olan bir baba. Bir gün evini satarak Teksas'ta avokado bahçesi satın alır ve oraya yerleşir. Rudy'nin yaşamını , felsefeye olan ilgisini, kendi felsefi düşüncelerini , kızları ile olan ilişkisini okuyoruz kitapta. Bir de kitabı renklendiren Norma Jean var. Norma Jean bir fil ve resim yapıyor .

Avokado Bahçesi


  Sakin ve ağır bir tempoda ilerliyor kitap. Bu sebeple hareket bekleyen okuyucu bu kitabı okurken sıkılabilir. Şahsen ben ağır tempoda birçok kitabı zevkle okumuş birisi olarak bu kitabın bazı yerlerinde sıkıldığımı itiraf ediyorum. Kitabı yarım bırakmak istemediğim için inatla okuyarak kitabı bitirdim.

  Yazarın ilk olarak The Sixteen Pleasures isimli romanında Rudy'nin bazı bölümleri varmış. Bu kitap bir nevi o kitabın devamı niteliğinde. O kitabı okuduktan sonra bu kitabı okusam farklı düşünürdüm belki. Fakat bu durumu kitabı bitirince arkadaki yazar ile yapılan söyleşide okudum.

   Kitap olarak biraz sıkıcı olsa bile filmi yapılsa bu kitabın sakin ve dinlendirici festival filmlerinden birisi olabilir diye düşünüyorum.


Avokado Bahçesi - Robert Hellenga
Kitabın Adı :Avokado Bahçesi
Yazar :Robert Hellenga
Yayınevi :Maya Kitap
Orjinal adı :Philosophy Made Simple
Çevirmen :Melda Uytun
Sayfa Sayısı :296


Rudy Harrington, karısı öldükten ve kızları büyüdükten sonra kendini bir boşlukta bulur. Artık hayatının sona erdiğine inanmaktadır. Kızlarının kendisini önemsemediği fikrine kapılan Rudy, evini satışa çıkarır ve avokado yetiştirmek üzere Teksas’a taşınır. Burada her gün 4 muhteşem soyut resim yapan fil Norma Jean, kasabayı sihirli bir şekilde kargalardan kurtaran aksi bir Hindu rahip, nazik bir Meksikalı çiçekçi ve hepsi birbirinden renkli diğer karakterlerle tanıştıktan sonra Rudy’nin yaşamının seyri tamamen değişir.

Kahramanımıza bu maceralarında Hayatı Kolaylaştıran Felsefe adlı bir kitap eşlik eder. Rudy, günlük hayatın sıradanlığı içerisinde hayatın anlamını bulmaya çalışır.

“Robert Hellenga’yı, Amerika’nın en çok beğenilen yazarları listesine ekleyelim. Çünkü Avokado Bahçesi, sonsuz bir okuma keyfi sunan modern bir roman.”

-Chicago Tribune-


                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.