3/10/2020

Dikili İlişkiler - Haluk Tatar

Mart 10, 2020 1 Yorum
Dikili İlişkiler - Haluk Tatar


"Hayat size insanlara güvenmeyi öğretecek. Güvenmemeyi de. Bazı insanlar ortak iş yapmak için sizin güveninizi çalacak. Bazıları aşk bahanesi ile güveninizi öldürecek. Bazıları ise, sırf onlara acıdığınız için arkanıza geçip, sırtınızdan vuracak. Size tavsiyem mi? Güveninizi tek bir duvar ile sunmayın insanlara. O duvarı aşan, hemen size tamamen ulaşmasın. Soğan gibi olun. Katmanlarınız olsun. Dost dediğin hemen her sırrınızı öğrenmesin. Sevdiğinize, güvendiğinize tüm maddi ve manevi servetinizi açmayın. Kademeli güvenin ve kademeli bırakın kendinizi ona. En azından her şeyinizi alıp gidemez."

   Dikil İlişkiler kitabı ile ilk kez tanıştım Haluk Tatar'ın kalemi ve kendisi ile . Kendisi ile de diyorum çünkü kendisinini you tube kanalı varmış , araştırınca bu kanalı izleyenlerin çok beğendikleri ve bu kanalın eğitici olduğunu öğrendim. Ben instagram ,twitter ve blog aleminde gezerim. You tube pek bana göre değil. Bu nedenle yazarın kanalına bakınca kendisi ile de tanışmış oldum dedim.

Dikili İlişkiler kişisel gelişim kitabı . Arka kapak yazısı ile de hemen dikkat çekiyor zaten . Arka kapak yazısını aşağıda verdim . Merak edenler okuyabilir ...

 Beş bölümden oluşuyor kitap . İlk bölüme geçmeden önce Haluk Tatar ilişki nedir , dikili ilişki nedir bilgi veriyor . Sonra ise " eğitim ve kariyer hayatımızdaki dikili ilişkiler " ile birinci bölüme başlıyor . Bu bölümün başında yazar okuyucuya okul ve iş hayatı seni etkilemiyor ve ilgilendirmiyorsa , atla ikinci bölüme diyerek onun zaman kaybetmesini ya da sıkılmasını istemiyor . Sıkılmasını istemiyor diyorum ancak zaten bu kitabı okurken sıkılmanıza imkan yok . Yazarın sizinle konuşur gibi yazması , eğlenceli dili ve gerek kendi hayatından gerekse çevresinden verdiği örneklerle kitap nasıl akıyor anlamıyorsunuz . Şahsen ben kitabı elimden bırakamadan bitirdim.

İkinci bölüm ise gönülde dikili ilişkiler . Çoğu okuyucunun merak ettiği bölüm de bu oluyor sanırım . Çünkü kitabın isminde geçen "İlişki " kelimesi akla direk olarak gönül ilişkisini getiriyor. Çevremde yaptığım gözlemin bir sonucu bu çıkarım. Bu konuyu okurken yazarın toplumu çok iyi gözlemlediğini gördüm. Yazdığı çoğu örnek benim de çevremde gördüğüm hatta başıma gelen cinsten . Okulu bitirirsin daha işe bile girmeden "eee  ne zaman evlilik ? biri yok mu ? bak şu da iyi birisi " diye hemen başlarlar . Bir rahat nefes aldırmazlar . Bir süre sonra da isteyen yok mu , evde kaldı muhabbeti başlar .... Elendikten sonra oh be deyip derin nefes almayın çünkü bu sefer de ee çocuk ne zaman , yoksa olmuyor mu muhabbeti başlar . Sözün kısası rahat yok bu toplumda :D

Üçüncü bölümün ismi ise biz kimiz . Bu bölümün adını duyunca aklıma felsefeciler geldi . Felsefenin temel sorusu ben kimim değil mi? Benim aklıma geldiği gibi sizin de aklınıza felsefeciler ve felsefe geldiyse unutun derim . Burada bahsedilen biz yapışık ikiz gibi dolaşıp her şeyi beraber yapanlar . Bu tarz gruplarda genellikle dominant bir karakter vardır yanında da onun her dediğini yapan pasif karakter.  Bu durum  ne zamana kadar devam eder ? Asıl soru bu sanırım ... Bu bölümde yazar çocuğu yerine konuşup onun yerine karar veren anneden tutun da arkadaş gruplarına kadar her kesimden örnekler ile konuyu irdeliyor.

Dikili İlişkiler


Dördüncü bölüm ise rutinler ve gerçekler . En eğlence bölümlerden birisiydi bu bölüm . Hayalinizde canlandırdıklarınız ile gerçekte olanları karşılaştırıyor yazar bu bölümde . Aynı zamanda da kadınların erkeklerde sevmediklerine de yer veriyor . Ve günümüzde sahte mutlulukların en çek yaşandığı yer alan sosyal medya da var bu bölümde. Herkesin mutlu , herkesin arkadaş olduğu rengarenk bir dünya. İçine girmedikçe dışarıdan parıltılar sizi cezbediyor. Sosyal medyada çevreniz genişleyip de dönenleri fark ettiğiniz zaman soğuyorsunuz . Sakın orada olanları kafayı takıp da sevdiklerinizi eleştirmeyin , benden söylemesi ...

Beşinci ve son bölüm ise " tamam mı devam mı ? "ismini taşıyor . Kadın -erkek ilişkisinde ayrılım mı görünüyor yoksa evliliğe mi ilerliyor durum . Evliliğe ilerliyorsa aileler de işe karışıyor . Tabii bir de kıskançlık durum var. Ayrıldınız ise bu durumda ayrılık acısı ve depresyon var... İşte bu bölümde okuyacaklarınızın bir bölümünü bunlar oluşturuyor .

 Kitabı bitirmek bu yazıyı kaleme almaktan daha kolaydı inanın. Bazen duyguları yazıya dökmek zorluyor beni . İlk cümle her zaman çok önemlidir benim için . O ilk cümleyi yazıncaya kadar iki bazen de üç gün düşünürüm ve düşündüklerimin olgunlaşmasını beklerim. Okuduğum kitaplara ve yazarlar saygımdan dolayı haksızlık yapmak istemem . Ama o ilk cümle zihnimden klavye üzerinden dolaşan parmaklarım aracılığıyla bilgisayar ekranında belirince arkası kendiliğinden geliyor . Sanki ben aradan çekiliyorum ve parmakların otomatik olarak yazıyorlar. Bu kitabı yazıya dökmek için de beş gün bekledim. Hislerimi size daha kolay ifade edebilmek için.

Ben bu kitabı çok sevdim . Bir kişisel gelişimden öte hayat rehberi gibi olduğunu söyleyebilirim. Yazarın verdiği örneklerin yanında ben de çevremden örnekler vererek , karşılıklı yazarla sohbet ederek okudum kitabı . Yeri geldi örnekleri çevremdekilere sesli okudum , fikir alışverişi yaptım . Eğitimden iş hayatına , arkadaşlıktan evliliğe , aile yaşamından sosyal medyada olanlara kadar hayatın her alanından ilişkilere değinen ve onları örneklerle zenginleştirerek anlatan harika bir kitap .

Dikili İlişkiler Kitabından Alıntılar :

* Dikili ilişkiler ömründen gün çalar . Aylar hatta yıllar öylece akar gider . Sen de camdan yolu izleyen teyzeler gibi kendi hayatının ziyan olmasını izlersin.

* Bazı ilişkiler hiç başlamamalıdır . Hadi bir şekilde ilk tanışma oldu . Bırak işte. İlk dürten olma . Ateşi sen yakma.

* Siz de boşluklar verin, tüm varlığınızın içinde. Sizi kimse tamamen ,tanıyıp ele geçirmesin.

* Ülkemizde çok etiket var maalesef . Kutuplaşmayı da bunlar sağlıyor . Açık , kapalı , yeşil , kırmızı , dinci , solcu ... Hepsi öylesine saçma ve başarısız üretilmiş etiketler ki . Cahil toplumlarda bunlar işe yarar . Ayrışırlar . Ama okuyan toplum bu etiket ile kandırılamaz.

* Herkes yapıyor diye bir şeyi yapmanız gerekmez ya da mutluluğun formülü çoğunluğun yaptığı şeyde gizli diye bir şey yok. Sakin olun , içinizi ferah tutun . Kendiniz için doğru olanı zamanı geldiğinde hayat size söyleyecektir.

* Umarım bekleyecek birisi olur . Beklemeye değecek birisi de . Sizi de bekleyen . Gelmeyecek olanı , beklemeyin de.

* Unutma , avcı olduğunu sanıyorken , avlanabilirsin.

* "... değişmek istemeyen birini değiştiremezsiniz. Değişim önce kişinin kendisinde başlar. "

* BİZ demek için önce sen onu , o seni tanımalı . Hoş önce sen kendini bir tanı lütfen.




Dikili İlişkiler
Kitabın Adı : Dikili İlişkiler
Yazar : Haluk Tatar
Yayınevi :İnkılap Kitabevi
Sayfa Sayısı :192


Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, gizlilik sıfır. Sosyal medya senin tüm sırlarını biliyor. Monoton hayatlarımızı televizyon ya da internette gördüğümüz senaryolara ya da akıl almaz başarı hikâyelerine dönüştürme derdindeyiz.
 Arkadaş olarak, sevgili olarak, eş olarak, dost olarak dışarıda bir yerlerde mükemmel birileri var. Sen de onlara şans eseri denk geleceksin. Peki, sorun ne mi? Ya o mükemmel seni katledecek ya da sen onu bozacaksın. Nasıl mı?
 Bu kitapta amacımız ilişkilerin kötü yönlerini göstermek değil. En azından sadece o değil. Potansiyel hataları görelim ve nasıl bir şeyleri düzeltebiliriz ya da yanlışları engelleriz onu bilelim. Yoksa güzel başlayan ama büyüsünü bozduğumuz tüm diğer ilişkilerimizde olduğu gibi zaten önümüzdeki maçlara bakacağız.
 Hazırsan biraz hayallerini yıkacağız. Seninle ben yıkacağız. Fakat söz veriyorum:
 YERİNE DAHA İYİLERİNİ İNŞA ETMEK ÜZERE!








Haluk Tatar Kimdir? 



1979 yılında dünyaya gelmiştir. İTÜ ve Yıldız yüksek lisans ve makine mühendisidir. Kendi şirketine sahip olan Haluk Tatar Türkçe dahil üç dil bilmektedir.

 Kendi kişisel video kanalını hazırlayan Haluk Tatar, Video Eğitim kanalında eğitim bilgileri vermektedir. Youtube üzerinde kendi stratejisini ve üniversite derslerini hazırlamaktadır.



                                                     

3/08/2020

Ne izledim? #2

Mart 08, 2020 2 Yorum
  Her hafta mümkün olduğu kadar izlediğim filmleri paylaşmaya devam edecağim. Bu hafta da seyrettiğim filmler bunlar. İyi okumalar dilerim:)

Jumanji : Yeni Seviye

Jumanji : Yeni Seviye


Jumanji filminin devanı olan Jumanji Yeni Seviye'de yine başrolleri Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart paylaşıyor . ABD yapımı filmi Jake Kasdan yönetiyor ve 2 saat 4 dakika sürüyor film. Dwayne Johnson'ı çok sevmediğim bir oyuncu olsa da bu filmde kendisine bayıldım . Bence en iyi oyuncuuğunu bu film serisinde gerçekleştirmiş . İlk filmde lise çağında olan çocuklar bu filmde artık üniversitelilerdir ve her biri bir yana dağılmıştır . Spencer oyuna tekrar girdiğinde arkadaşları da onu kurtarmak için isteksiz de olsalar oyuna tekrar dahil olurlar . Ancak bu sefer büyük bir sürpriz vardır .  Eğlenerek ve kahkahalarla izledim filmi . Çocuklarla birlikte rahatça seyredilebilecek bir film.






Ölümüne Dans ( The Arena )


Ölümüne Dans ( The Arena ) 2017 Rus yapımı olan film aksiyon ve bilim kurgu türünde . Andrey Volgin'in yönettiği film 90 dakika sürüyor . Nükleer patlama sonrası Dünyayı görüyoruz dünyada. Dünyaya gerekli olan enerjiyi sağlayabilmek için 30 yaş altı gönüllüler bir arenaya çıkarak ölümüne dans etmektedirler . İkişer kişi olarak arenaya çıkan gençlerden biri kazanmakta diğeri ise ölerek tüm enerjiyi dünyaya vermektedir . Bu na da fedakarlık demektedirler.  Her ne kadar gençlerin gönüllü olduğu söylense de güvenlik güçleri zorla ve silahla onları gönüllü yapmaktadırlar.  Arenada danslar başladığı zaman her şeyin aslında göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar ...

  Filmi biraz açlık oyunlarına benzettim. Ancak bu filmde olanlar oradaki kadar vahşi değildi. Film bitince kesin bu filmin devamını da çekerler dedim . Çünkü öyle bir şekilde bitti ki yeni filme ışık tuttu sanki.




Valhalla

Valhalla
Danimarka, Norveç, İsveç, İzlanda ortak yapımı olan film fantastik, gerilim ve  macera türünde . 2019 yapımı film 105 dakida sürüyor.
 Gök gürültüsü Tanrısı Thor ve Fesatlık Tanrısı Loki ölümlülerin yanına inerler . Thor'un keçisinin ayağını Tjalfe ismindeki kölü çocupu kırar . Onu cezalandırmak isteyen Thor'u , Loki ikna eder ve çocuğu öldürmek yerine yanlarına alırlar . Bu yolculukta yanlarında bir de kaçak yolcu vardır . Tjalfe'nin küçük kız kardeşi Røskva . Hep beraber gökkuşağı köprüsünden geçerek Valhalla'ya gelirler . Buradaki Odin ve diğer tanrılar insanları unutmuşlar ve birbirlerine düşmüşlerdir . Dev kurt Fenrir zincirinden kurtulup kaçmış ve dünyayı tehtit etmektedir . Diğer tarafta da insanları yiyen kötü devler vardır . İsmi dev olan bu yaratıkları görünce hayalinizdeki devlere benzemediğini görünce hayal kırıklığına uğramayın . İnsandan biraz iri ve çirkinler sadece. Buradaki tanrıları ve savaş sahnelerini görünce de aklıma sadece barbarlar geldi açıkçası . Buna rağmen fena değildi film .






Daniel İsn't Real

Daniel İsn't Real
2019 yapımı korku filmi Daniel isn't Real .  In This Way I Was Saved isimli romandan uyarlamaymış film.
Luke küçük yaşta annesi ve babası kavga ederken evden kaçar ve dışarıda yanında birden küçük bir çocuk belirir. Yanındaki çocuğun adı Daniel'dir.  Başta arkadaşı olup onunla oynayan Dainel sonra annesinin içeceğine ilaç kattırarak neredeyse Luke'u anne katili yapacaktır . Bu olaydan sonra Daniel'i oyuncak bir eve kapatarak kilitler.  Yıllar boyunca da aklına gelmez.  Annesi de akli dengesi bozuk olan bir kadındır . Yıllar sonra Luke evin kilidini açarak Daniel'i serbest bırakır ve ortam ısınmaya başlar.  Daniel görünmez bir arkadaş mıdır yoksa kötü ruhlu bir yaratık mı? Yoksa Luke da annesi gibi psikiyatrik bir hasta mıdır ?  Acaba soru işaretleri ile ilerleyen çoğu filmin aksine papaz ve egzorsizm olaylarını işin içine katmadan mantık çerçevesinde işleri çözmeye uğraşan bir film . Peki çözebiliyor mu derseniz izleyip görün derim :)




Family

Family
2018 Abd yapımı film komedi türünde . Laura Steinel yönettiği film 85 dakika sürüyor . Hayatını kariyer odaklı olarak yaşamaktan keyif alan ve insanlarla iletişimi iyi olmayan Kate , toplumdan kendini soyutlamış, bireysel bir hayatı tercih etmiş bir kadındır. Öyle ki; erkek kardeşiyle bile uzun süredir görüşmemektedir. Bir gün, Kate’in erkek kardeşi bir günlüğüne yeğeni Maddie’ye bakmasını ister. Ona göre çocuğu olanlar ve çocukla uğraşanlar kariyerinde ilerleyemezler . Kate’in isteksiz de olsa kabul ettiği bu teklif, bir günlük olacak olan bu bakıcılık işi bir günle sınırlı kalmaz, bir haftaya uzar. Kate hayatının düzeninin bozulmasından şikayetçi olsa da, aslında Maddie’nin okulda maruz kaldığı zorbalıklarında etkisiyle, yeğeni ile muhteşem bir bağ kurmaya başladıklarını fark eder.

Ailece seyredilebilecek güzel bir filmdi .




Dolittle

Dolittle
Stephen Ganghan 'ın yönettiği film komedi türünde. Robert Downey Jr 'ın başrolünde oynadığı filmde Antonia Banderas'ı da görüyoruz. 1 saat 42 dakika süren film keyifli vakit geçirmeyi vaat ediyor. Eşi öldükten sonra kendisini evine kapatan ve hayvanlar ile yaşayan Dr Dolittle isteksiz de olsa kreliçeyi görmeye ve onu tedavi etmeye gider. Bu süreçte başlarından geçen olaylar eğlenceli şekilde anlatılırken hayata küsen Dolittle'ın da tekrar hayata döndüğünü de görüyoruz.

Robert Downwy Jr sevdiğim bir oyuncudur . Oyunculuğunu ve sempatik hallerini seviyorum . Bu filmi de ailecek seyrettik ve hepimiz çok sevdik.






Bıçaklar Çekildi (Knives Out)

Bıçaklar Çekildi (Knives Out)
Rian Johnson'un yönettiği film ABD yapımı ve 2 saat 11 dakika sürüyor.  Komedi , gerilim ve dram türünde olan filmin kadrosunda birçok ünlü oyuncuyu bir arada görüyoruz. Jamie Lee Curtis ve Kaptan Amerika rolünden hatırladığımız Chris Evans bu oyunculardan sadece ikisi.

 Ünlü bir yazarın ölümünün ardındaki sırrı ortaya çıkarmaya çalışan bir dedektifin hikayesini konu ediyor. Ünlü dedektifimiz de 007 den hatırladığımız Daniel Craig'in ta kendisi .  Ünlü bir suç romanı yazarı olan Harlan Thrombey, 85. yaş gününde evinde ölü bulunur. Meraklı bir araştırmacı dedektif olan Benoit Blanc, gizli bir şekilde cinayet araştırmasında yer almaya başlar. Harlan Thrombey'nin ailesine soruşturma için başvurulur, ancak aile tam anlamıyla hiçbir işe yaramazdır. Blanc, tüm bu yüzeyde görünenlerin altını kazımak ve tüm yalanları ortaya çıkararak Thrombey'nin ölümünün ardındaki gerçeği bulmak için zorlu bir mücadeleye girişir. Dedektif, araştırmasını ilerlettikçe, saklı kalan birçok gerçek ortaya çıkar.

 Bu film en sevdiğim filmlerden birisi oldu . Sakin tempoda ilerleyen Sherlockvari bir filmdi.

The Wave

The Wave Bilim kurgu , gerilim türündeki film 2019  ABD yapımı . 1 saat 39 dakika sürüyor film. Bir sigorta avukatı, meslektaşı Jeff ile yaklaşan bir terfiyi kutlamak için şehre gider. Ancak Frank, dünyayı algılayışını tamamen değiştiren halüsinojen bir madde aldığında gece tuhaflaşır. Sabah bilmediği bir evde yalnız ve cüzdanı yok olarak uyanır ve o andan sonra hayatı karışmaya başlar. Gece yanında olan kadın kaybolmuştur . Maddenin etkisinin geçmiş olmasına rağmen hala halüsinasyon benzeri görüntüler görmektedir. Hem kadını bulmak hem de o maddeyi veren kişiyi bulmak için arkadaşı Jeff ile birlikte bir araştırmaya başlar Frank.

Son dakikaya kadar heyecanla izlenen güzel bir film yapmışlar. Ben sevdim filmi.







The Dust Walker 

The Dust Walker 2019 Avustralya yapımı film bilim-kurgu , gerilim  türünde . Küçük bir kasabada geçiyor olay. Bir gece kasabanın hemen dışına gökten bir cisim düşer . İnsanlar bunu fak edesiye kadar yerde kırmızı toz gibi bir madde görürler . Bu maddeyi elleyenler hastalanmaya başlar. - Bu noktada bilmedikleri bir maddeyi ellemelerine sinir oldum. Senaryoda öyle yazıyor diyebilirsiniz . Fakat belgesellerinde de yerde buldukları her şeyi , hayvan dışkısı dahil çıplak elleri ile elliyorlar. -  Yüzlerinde yara gibi bir görüntü oluşur, daha hızlı ve güçlü olmalarının yanı sıra vahşileşerek öldürmeye başlıyorlar. Kontrollerini yitiriyorlar. Bir tür parazit vücudu ele geçiriyor . Bu olay fark edilesiye kadar kasabanın çoğu etkileniyor . Kasabanın etrafında oluşan ,kum fırtınası gibi görünen oluşum da kasabadan çıkışı engeller . Aslında bir tür bariyerdir. Bir de yer altından çıkan uzaylı bir yaratık var ki bu kontamine olmuş insanları avlar ...

Farklı bir filmdi . Bana Allien - Predatöre karşı filmi hatırlattı . Görüntler karanlıktı . Özellikle uzaylı yaratığı net olarak göremiyorsunuz . Animasyon kötü olduğu için mi net göstermek istemediler diye düşündüm . Yirmi dört saatlik zaman dilimi içinde olanları gösteriyorlar filmde. Bana göre vasata kayan bir filmdi . Yapacak daha iyi bir işiniz yoksa seyredebilirsiniz.


                                                     

3/07/2020

Kaplumbağa Kabuğunda Dünya - John Green

Mart 07, 2020 2 Yorum
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya - John Green

"Nadir olan sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır."

 Daha önce bir John Green kitabı okumamıştım , filmini de izlemedim açıkçası . Sosyal medyada yazarın kitaplarını bolca görünce kendimi okumuş gibi hissettim :D Bu kitabı yani Kaplumbağa Kabuğundaki Dünya'yı bir arkadaşım önerince merak edip aldım . Bahsettiği kadarıyla etkileyici bir kitaptı .

 Kitabı okuyunca yazarın sade bir kalemi olduğunu söyleyebilirim. Kelimelerle oynamadan , onları süslemeden söylemek istediğini direk söylüyor . Bu yönünü sevdim . Okurken zorlamıyor bu yüzden ve kitabı çok rahat okuyorsunuz . Her yaş kitabı okuyabilir fakat en fazla genç-yetişkinlere hitap ettiğini düşünüyorum  .

Kitabın anlatıcısı ve baş karakterimiz Aza lise son sınıf öğrencisi . Normalin dışında bir çocuk. Daha doğrusu genç bir kız . Normalin dışında derken kendi vücudunu fazlaca dinliyor ve hastalık kapmaktan korkuyor , bunun sonucunda da kaygı bozukluğu yaşıyor . En fazla C. diff'e kafayı takmış durumda . Bağırsakları guruldadığı zaman hemen internetten C. diff vakalarını , sonuçlarını araştırıyor ve bunu engelleyemiyor . O anda ne yaptığı ya da arkadaşlarının ne yaptığı önemli değil. Beyni o noktaya takılı kalıyor ve onu mutlaka araştırıp okuması gerekiyor . Bu noktada psikiyatrist yardımı alsa da çok da faydası olmuyor çünkü ilaçlarını düzenli kullanmıyor .

 Zengin bir iş adamı ortadan kaybolur ve onun hakkında bilgi verene ödül verileceği vaat edilir. Aza'nın arkadaşı Daisy dedektiflik işine  soyunur ve Aza'yı da beraberinde sürükler . Kayıp iş adamının oğlu Aza'nın eski bir arkadaşıdır . Araştırmaya evinden başlamaya karar verirler...

 Arkadaşlık , sevgi , araştırma gibi konulara değinirken yazar Aza'nın sorunu ile yaşamaya çalışmasına ve çevresindekilerin onun bu durumuna nasıl tepki verdiklerine , Aza'nın kendi dışında olanlara da yönelmeye başlamasına yer veriyor kitapta.

  Ben severek okudum kitabı . Ancak kitabın herkese hitap edebileceğini düşünmüyorum.



" Kaplumbağa Kabuğunda Dünya "Hakkında Övgüler :

“Şeytanlarınızla yaşamayı öğrenmek ve mükemmel olmayan benliğinizi sevmek üzerine bu roman çok yerinde ve çok önemli.”

                                                   -PUBLISHERS WEEKLY-

 “Kaplumbağa Kabuğunda Dünya mutlu son tanımını, aşkın bir trajedi mi yoksa başarısızlık mı olduğunu yeniden tartışmaya açarken hepimize evrensel bir ders veriyor: Yapabileceğiniz tek şey elinizdekiyle bir şeyler yapmaya çalışmak.”

                                                 -USA TODAY-

 “Yeni bir modern klasik.”

                                                 -GUARDIAN-

 “Yürek burkan ama aydınlatıcı bir roman.”

                                                 -THE NEW YORK TIMES-

 “Yaratıcı… dokunaklı… unutulmaz.”

                                                  -HEAT-

 “Doludizgin bir duygu seli…”

                                                 -THE GLOBE AND MAIL-

 “John Green’in şimdiye kadarki en özgün ve en cüretkâr romanı.”

                                                 -BUSTLE-

 “Dünyanın kontrolden çıktığını hissettiğinizde onunla baş etmeyi öğrenmekle ilgili hassas bir hikâye.”                               

                                                 -PEOPLE-

 “Bu romanda şefkat, bilgelik ve bolca büyük fikir var.”

                                                 -THE WALL STREET JOURNAL-

 “Zihinsel rahatsızlıklar, gençlik sıkıntıları ve büyüme ama kendini olgun hissedememe üzerine inanılmaz güçlü bir roman.”

                                               -SHELF AWARENESS-

 “Kaplumbağa Kabuğunda Dünya hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey söylüyor: Kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz ve bu sorun değil… Yazar son derece dürüst, yer yer acı veren ama baştan sona incelikli bir roman kurgulamış. Aramıza hoş geldin, John Green. Seni özlemiştik.”

                                                -MASHABLE-







Kaplumbağa Kabuğundaki Dünya
Kitabın Adı :Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Yazar :John Green
Yayınevi :Pegasus Yayınları
Orjinal adı :Turtles All the Way Down
Çevirmen : Çiçek Eriş
Sayfa Sayısı :304


Nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır.

   On altı yaşındaki Aza, kaçak milyarder Russell Pickett’ın peşine düşmeye hiç de niyetli değildi aslında. Düşüncelerini ve dünyasını ele geçiren korkularıyla uğraşmak yeterince zordu zaten. Ancak bulana yüz bin dolar ödül vereceklerdi ve En İyi ve Korkusuz Arkadaşı Daisy paraya göz koymuştu bir kere. Böylece birlikte evlerinin yakın, dünyalarının uzak olduğu Pickett’ın oğlu Davis’in yanına gittiler.

   Aza çabalıyordu. İyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir öğrenci, hatta iyi bir dedektif olmaya çabalarken bir yandan da daraldıkça daralan düşünce sarmalının içinde sıkışıyordu…

  Yeni kitabı uzun zamandır dört gözle beklenen John Green sevgi, direnç ve ömür boyu sürecek arkadaşlıkları konu aldığı bu romanında Aza’nın hikâyesini sarsıcı ve gözü kara bir açıklıkla paylaşıyor.







John Green Kimdir? 

24 Ağustos 1977 tarihinde ABD’nin Indianapolis eyaletinde dünyaya gelmiştir. Kenyon Koleji’nde eğitimini tamamlayan yazar, genç-yetişkin sınıfındaki romanlarıyla tanınmaktadır.

John GreenJohn Green’in ilk kitabı Alaska’nın Peşinde (Looking For Alaska) adlı romanıdır. John Green bu kitapla Printz ödülünü kazanmıştır. John Green, en çok altıncı kitabı olan ve 2012 yılında yayımlanan “Aynı Yıldızın Altında” adlı romanıyla bilinmektedir. Etkileyici ve duygusal öyküsüyle dikkat çeken kitabın aylarca çok satanlar listesinde kalmasının yanında 2014 yılında sinema uyarlaması da gösterime girmiştir. Josh Boone’un yönettiği filmde genç oyuncular Shailene Woodley ve Ansel Elgort rol almıştır.

John Green’in sinemaya uyarlanan bir diğer romanı Kağıttan Kentler (Paper Towns) adlı eseridir. 2015 yılında gösterime giren filmde Cara Delevingne ve Nat Wolf rol almıştır.

Birçok ülkede hatırı sayılır bir takipçisi ve hayranı olan John Green’in İlk Aşk adlı romanı da en çok satan kitaplar arasındadır.

                                                     

3/06/2020

Şeytankaya Tılsımı - Ahmet Mithat Efendi

Mart 06, 2020 1 Yorum
Şeytankaya Tılsımı

Ahmet Mithat Efendi , Tanzimat sonrası edebiyatımızın önemli yazarlarından birisidir. Avrupa edebiyatının önemli bir çok eseri Ahmet Mithat Efendi tarafından tercüme edilmiştir. Edebiyat felsefesi üzerine makaleler yayımlayan yazar , Türk romancılığının ilk dönem örneklerini vermiştir.

  Şeytankaya Tılsımı  , Fransızca bir hikayeden esinlenerek yazılmıştır ancak hangi kitaptan esinlenildiğine dair bir bilgi yoktur . Roman önce Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilmiş ve 1890 yılında Ahmet Mithat Efendi'ye ait olan Kırkambar Matbaası'nda kitap olarak basılmıştır.

İtalya'nın dağlık bölgesinde geçen kitap için karışık bir aşk hikayesi denilmektedir . Bir aşk hikayesinden çok insanların batıl inançları ve hurafelerin sonuncu başlarına gelenler ve her durumda bu işten karlı çıkanlar anlatılmakta ve aslında bir nevi yerilmektedir .

 Kitabı okurken son zamanlarda televizyonlarda çok gördüğümüz olaylar gözümde canlandı . Eve gelip su isteyen ve ardından evde büyü var deyip evdekileri kandırıp altın ve paralarını çalıp kaçanlar . Hatta yakın zamanda evin bahçesinde gömü var ancak bunu alabilmek için dua edip namaz kılmak ve altınlarınızı vermeniz gerekir diyerek insanların tüm para ve altınlarını çalanlar gözümde bir bir canlandı . Bu da hurafeler ve insanların para hırsı  yüzünden olmadı mı????

  İnce bir kitap olduğu için konuya çok girmeyeceğim . Yoksa kitabı özetlemiş olurum ki sıkı kştap okuyucusu olan blog takipçilerim bana çok kızarlar. Yalnızca şunu söyleyebilirim ki yine bir aşk hikayesi , para sahibi olmak için bir sihirbazın sözlerine inanan bir çoban ve işleri karıştıran bir sihirbaz var .

Hurafeler ve inandıkları boş inançlar yüzünden başlarına gelenler dışında kitapta ilgimi çeken bir nokta daha oldu . Kitap İtalya'da geçmektedir : Kiliseden bahsedilir . bunlara tezat olarak " Allah ! Allah!" , " Allah göstermesin" , " ... senin edeceğin duayı Hak Teala Hazretleri mutlaka kabul eder " , "... Cenabıhakk'a tövbe edip ... " gibi cümleler yer almaktadır . Hristiyan bir bölgede geçmesine rağmen  böyle olmasını takdir etmiş Ahmet Mithat Efendi .

 Yazardan okuduğum ilk kitaptı . Günümüz Türkçesi ile yayımlandığı için okuması çok rahattı . Yazarın dili de eğlenceli geldi bana .

İnsan kısmı korktuğundan kurtulmaya ve umduğuna erişmeye gayet istekli bulunur . Eğitimin ışığıyla zihni ve gözü aydınlanmış olmazsa insanı korkutmak da kolaydır , hırslandırmak da!




Şeytankaya Tılsımı
Kitabın Adı :Şeytankaya Tılsımı
Yazar :Ahmet Mithat Efendi
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı :68


Ahmet Mithat Efendi Şeytankaya Tılsımı’nda gizemli bir aşk hikâyesini anlatırken batıl inançları da sebep olduğu sonuçlardan hareketle ele alır. Olayın Güney İtalya’da geçmiş olması medeniyetin çağdaş merkezi olarak değerlendirilen Avrupa’ya yönelik mesnetsiz hayranlığa örtük bir eleştiriyi de arka plana yerleştirir. Bununla birlikte eserin başında bir notla ŞeytankayaTılsımı’nı Fransızca bir hikâyeden yararlanmak suretiyle kaleme aldığını belirten Ahmet Mithat Efendi’nin yabancı bir tür olan romanın gelişmesi ve yerleşmesi için çeviriye verdiği önem şaşırtıcı değildir. Ancak Tanzimat döneminde uyarlanan veya yeniden yazılan kimi eserlerin ve yazarlarının ismen anılmaması pek yadırganmaz. Ahmet Mithat Efendi de Şeytankaya Tılsımı’nı yazarken yararlandığı eserin ve yazarının adını belirtmek gereğini duymamıştır.






Ahmet Mithat Efendi Kimdir?

Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) Tanzimat devrinin önde gelen yazarlarındandır. Gazetecilikle başladığı yazı hayatına hikâye ve roman yazarlığını da ekleyerek çeşitli alanlarda sayısı yüz elliyi bulan eser kaleme almıştır. Yazıyı halkı eğitmek için bir araç olarak gördüğünden ansiklopedik bilgilerle dolu eserlerinde okuyucuyla daima diyalog halindedir. Sofya’da Tuna gazetesinde önce yazar, daha sonra başyazar olarak gazeteciliğe adım atar. Mithat Paşa’yla gittiği Bağdat’ta ressam Osman Hamdi Bey, Muhammed Zühavi ve Şirazlı Bakır Can Muattar gibi isimlerin de bulunduğu oldukça geniş kültürlü bir çevreye girerek Batı ve Doğu kültürleri üzerine bilgisini derinleştirir. Tahtakale’deki evinde kendi matbaasını kurup kitaplarını yayımlamaya başlar. Bir yandan da yayımladığı Devir, Bedir, Dağarcık, Kırkambar gibi gazete ve dergilerle gazeteciliğe devam eder. Yazılarından dolayı Abdülaziz yönetimi Namık Kemallerle birlikte onu da sürgüne gönderir. Üç yıl süren Rodos sürgününde çocuklar için bir okul açarak ders vermeye başlar ve ilk romanlarını yazar. İstanbul’a döndüğünde çeşitli memuriyetlerde bulunur ve Türk basın tarihinin en uzun soluklu gazetelerinden Tercüman-ı Hakikat’i kurar. Hemen her konuda, üstelik yeni tekniklerle de yazan Ahmet Mithat’ın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.


                                                     

3/04/2020

Şerbet - Dursaliye Şahan

Mart 04, 2020 2 Yorum
                     Şerbet


  Dursaliye Şahan'ın kalemi ile Şerbet kitabı ile tanıştım. Yazarı tanımadığım için kitabı okumadan araştırma gereği duydum. Bu konularda fazla meraklı sayılırım . Okuduğum kitabı kim yazmış , nasıl birisi , farklı kitapları var mı öğrenmek isterim.

  Dursaliye Şahan'ı araştırınca karşıma Sıla ve Küçük Gelin dizileri çıktı. Bu iki dizi de yazarın Hikaye Hırsızı kitabındaki " Güvercin " adlı öyküsünden yola çıkarak hazırlanmış. İki dizi de öyle hazırlanmış fakat bu dizileri yayımlarken yazara haber verilmemi hatta onun adı bile geçmemiş. Diziler yayınlandığı sırada yazarın haberi olmuş ve mahkeme aracılığı ile haklılığını ortaya koyarak maddi ve manevi tazminata hak kazanmış.  Yazarken iki satırda ne kadar kolay yazılıyor değil mi? Yazarın öğrendiği zaman yaşadığı sıkıntı ve sinir bozukluğunu az çok tahmin edebiliyorum . Mahkemeler ise iki dizi için de ayrı ayrı yaklaşık üç yıl sürüyor. Bir insanın ömründen geçen koskoca üç yıl ...

 Bu kısa bilgilendirmenin ardından kitaba yani Şerbet'e geçmek istiyorum. Şerbet on yedi yaşında bir genç kız. İlk sayfalardan sizi kitaba bağlayan deli dolu ancak kanınızın hemen kaynadığı birisi. Onun düşündüklerini ve yaptıklarını okuyunca onu sevmemenin imkanı yok .

Şerbet


 İlk sayfalarda dersane için fotoğraf çektirmeye gidiyor ve maruz kaldığı taciz karşısında susmayarak hak ettikleri tepkiyi göstererek dükkanı yerle bir ediyor , tabiri caizi ise değil tam anlamıyla yerle bir ediyor . Geçen gün bir fotoğraf stüdyosunun önünden geçerken aklıma Şerbet geldi . Şimdi buradan çıksa ne olur dedim :)) Kendi kendine gülümseyerek giden birisini görünce çevredekiler bana deli gözüyle bakmış olabilirler ...

Bir kapıcının kızı Şerbet . Annesi kapıcılık yapıyor , babası ise yok . Kadından kapıcı olmaz diyen apartmandakiler onları işten çıkarmaya çalışmaktadırlar. Maddi sıkıntılar bir yana bir de bu insanlar var halden anlamayıp anne kızı sokağa atmaya çalışan. Böyle bir ortamda yetişen bir çocuk ya içine kapalı olur ya da saldırgan bir hale gelir .  Şerbet de kendini savunmayı öğrenen , ağzı biraz bozuk bir  kız .  Şerbeti , yaşamını ve arkadaş çevresini öğrenirken tarihimizdeki o korkunç gece gelip çatar . 15 Temmuz gecesi. Şerbet ve arkadaşları darbeye karşı sokağa dökülürken genç kalplerde aşkın heyecanı da ortaya çıkmaktadır .

 Kitabın çoğu Şerbet'in anlatımı ve onun çevresinde gelişmektedir.  15 Temmuz gecesine gelindiğinde de farklı karakterlere ve yaşadıklarına değinilerek onların da sokağa dökülüp Şerbet ve yanındakilere katılma öyküsüne yer verilmiştir.

Sade ve eğlenceli bir kalemi var yazarın . Kitaba başladığınız zaman elinizden bırakamadan bitiriyorsunuz. Ben yazarı ve kitabı çok sevdim . Diğer kitaplarını da okumak istiyorum şimdi. Bulabilirsem bakacağım yazarın kitaplarına.




Şerbet
Kitabın Adı :Şerbet
Yazar :Dursaliye Şahan
Yayınevi : Sola Unitas
Sayfa Sayısı :215


Okulun baş belası,
 kapıcı Suna’nın tek varlığı,
 basketbol maçlarının aranılan
oyuncusu, küfürbaz Şerbet; platonik
aşkı Arda’nın peşinde koşarken 15
Temmuz 2016’da daha önce hiç duymadığı
bir sözcükle tanışır: Darbe!

17 yaşındaki Şerbet
 o gece birden bire büyür.








Dursaliye Şahan Kimdir?

    Yazar , Sivas'ın Geyikpınar Köyünde doğmuştur. Dört        yaşında ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmiş, orada 13        yıllık banka memurluğunu, Londra'da temizlik işçiliği,           öğretmenlik ve gazetecilik takip etmiştir. Aynı yıllarda        kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı              öyküler ve tiyatro oyunları yazmıştır. Yazarın birçok            öyküsü İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim    kitaplarda yayımlanmıştır.

     Yurt içi ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri  alan Dursaliye Şahan, Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun olmuştur. Yazar halen çocuklara, engellilere ve yetişkinlere yaratıcı yazı ve kısa film öykü atölyeleri düzenlemektedir.




                                                     

3/03/2020

Hediye Kitap Kazananı

Mart 03, 2020 1 Yorum

Merhaba arkadaşlar , şubat ayında Gecenin Hikayesi Aylema kitabını kazanan Işın Onur olmuştur. Kendisine mail ile de bildireceğim . En kısa zamanda iletişim bilgilerini bekliyorum.

Çekiliş








                                                     

3/02/2020

Ölülerin Fısıltısı - Simon Beckett

Mart 02, 2020 1 Yorum
Ölülerin Fısıltısı - Simon Beckett

   Simon Beckket'ın David Hunter serisinin üçüncü kitabı Ölülerin Fısıltısı . Yazarın kitaplarını ve tarzını seviyorum .

 David Hunter  ikinci kitap olan Kemiklerin Şifresi'nde başına gelen olaylardan sonra biraz uzaklaşmaya ihtiyacı olmuş ve İngiltere'den Amerika'ya gitmiştir. Orada Tenessee'de ceset çiftliğinde eski hocalarının yanında konuk olarak bulunmakta ve inceleme yapmaktadır .

  Bu ceset çiftliğini ilk olarak bir belgeselde görmüştüm . O yüzden şaşırmadım . Bilmeyenler için kısaca bilgi vereyim burası hakkında . Tenessee Üniversitesine bağlı bulunuyor ceset çiftliği .Knoxville’deki arazide bulunan küçük arsa, insan kalıntıları inceleyen üniversitenin adli antropoloji bölümüne aittir . Buraya bağışlanan cesetler çiftlikte kimisi açıkta bırakılıyor , kimisi yarı gömülüyor , kimisi ağacın kimisi suyun yanına bırakılıyor . Burada cesetlerin çürüme evreleri  , ortamın çürümeye etkisi , böceklerin ve larvaların evreleri kayıt altına alınıyor . Antropologlar da burada çalışmalarını yürütüyorlar .

  İşte adli antropolog olan David Hunter 'da kitabın başında bu çiftlikte çıkıyor karşımıza . İlk kitapta Pratisyen Hekim olarak karşımıza çıkan Hunter sonra eski işi olan adli antropologluğa geri dönmüş polise de yardım etmeye başlamıştır . Amerika'ya eğitim ve uzaklaşmak amacıyla gelmiş olsa da burada da olaylar onun peşini bırakmaz . Ama bu sefer bedeni dışında ruhu da hasar olmuş bir David vardır .

Bir kulübede ceset bulunur . Hocası ve meslektaşı Tom vakaya giderken David'i de yanına alır . Bu egoları tavan yapmış Amerikalı dedektiflerin hoşuna gitmese de Tom onu yanında istemekte kararlıdır. Bir şekilde gayri resmi de olsa olaylara dahil olur David .

Ölülerin Fısıltısı'nı okurken kendimi Bones dizisinde hissettim. Bones'u seyrettiniz mi bilmiyorum. Başrollerini Emily Deschanel, David Boreanaz paylaştığı dizide  Washington DC Jeffersonian Enstitüsü’nde çalışan antropolog Dr. Temprance Brennan ve FBI ajanıolan Seeley Booth'un  cinayetleri çözmeye çalışmalarını izliyoruz. Bones'un kemikleri inceleme aşamaları , kemiklerin üzerindeki kısımlardan ayrılmaları için yapılan işlemler ve kaynatma aşamasını morgda cesetler üzerinde çalışılırken de okuyoruz. Bu nedenle okudukların tek tek gözümde canlandı . Cesetlerin o çürümüş ve pelteleşmiş görüntüleri bile hayal gücüme sızdılar ki Allah'tan kokuları gelmedi....

Yine bir seri katilin peşindeler bu kitapta da . Bu seferki katil bir narsist . Araştırmacılarımızın da hayatı tehlikeye giriyor bir noktada...

 Kitabı elimden bırakamadan okudum yine . Serinin bir kitabı kaldı okumadığım ama bitecek diye üzülüyorum açıkçası . Çok sevdim ben David Hunter'ı . Kitabın son üçte ikisinde ağzımdan birdenbire kesin .....  diye bir isim telaffuz ettim ki yine katili bildim ....  Son olarak yine tahminimde yanılmadığımı söyleyerek havamı atar kaçarım ....




Ölülerin Fısıltısı
Kitabın Adı :Ölülerin Fısıltısı
Yazar :Simon Beckett
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :Whispers of the Dead
Serisi : David Hunter  #3
Çevirmen :Nur Küçük
Sayfa Sayısı :334


Tennessee'nin yaz sıcağında David Hunter, ıssız Puslu Dağ'daki bir kulübede işlenmiş cinayeti incelemesi için çağrılmıştı. Karşısındaki sahne hem dehşet verici hem de tuhaftı.

Ceset masaya bantla yapıştırılmıştı. Yaralardan, en ufak delillere kadar her şey adli tıp uzmanlarının yöntemlerini boşa çıkaracak şekildeydi. Çok geçmeden Hunter bir seri katille karşı karşıya olduğunu ve bu kişinin adli tıp hakkında birçok şey bildiğini anlamıştı. Ancak katil, Hunter'ı kandırmaya devam ediyordu. Cesetleri tuzak kurmak için kullanıyor, bir ceset bulunduktan sonra yerine yenisini yerleştiriyordu. Fakat çok geçmeden katil gözlerini David Hunter'a dikecekti...

“Beckett gerilimi iyice artırıyor. Sonuna kadar da kopacak kadar gerilmişken sizi hiç beklemeyeceğiniz bir yerden yakalıyor. Ölülerin Fısıltısı, Beckett’ın polisiye türünde ön sıralarda olması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.”

- Publishers Weekly -






Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .



Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

 * Kapan  

David Hunter Serisi:

* Ölümün Kimyası 

* Kemiklerin Şifresi


                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.