8/14/2017

İçimdeki Müzik - Sharon M. Drapper || Kitap Yorumu

Ağustos 14, 2017 5 Yorum
İçimdeki Müzik - Sharon M. Drappe

"Herkes kendisini ifade ermek için kelimeleri kullanıyordu. Ben hariç. Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi. Oysa ben farkındaydım."

  Yine harika,  duygusal, öğretici bir kitap okudum. 11 yaşındaki Melody'nin hikayesi....

  Melody beyin felci ile dünyaya geliyor.  Yürüyemiyor, konuşamıyor, desteksiz oturamıyorum ve düşmemesi için tekerlekli sandalyesine bile emniyet kemeri ile bağlanmak zorunda.  Vücudunda tek kontrol edebildiği yer baş parmakları. Beynini saymıyorum çünkü beyni sapasağlam.  Hatta çoğu insandan daha zeki Melody. Fotografik bir hafızası var ve hiçbir şeyi unutmuyor.

İçimdeki Müzik - Sharon M. Drappe


  Bütün zorluklara rağmen mutlu bir çocuk Melody. Anne -babasının bunda büyük payı var. Bir de komşuları Bayan V. Bu insanları çok sevdim.

   Evinde ne kadar mutlu olsa ve ailesi onun kapasitesinin farkında olsa da maalesef çevredeki çoğu insan öyle değil.  Konuşamıyor ve hareket edemiyor diye ona çoğu zaman metal retarde muamelesi yapıyorlar. Okulda arkadaşlarının bazıları tarafından dışlanıyor.  Öğretmenleri onun kapasitesini anlamıyor.

  Tüm zorluklara rağmen yılmıyor  Melody...

  Kitapta hüzün çoğunluklu olsa da mutluluk da çok fazla.  Çalınan müziklerin renklerini gören , neşeli bir kız Melody.  Ondan öğreneceğimiz çok şey var.

  En basitinden içinizde bir sürü kelime biriktirdiğinizi ve onları dışarı çıkaramadığınızı, kimseye ne istediğinizi anlatamadığınızı düşünün.  Her ihtiyacınızı gidermek için bir başkasına bağımlısınız.  Bunları düşündüğünüz zaman Melody'nin neler hissettiğini daha iyi anlarsınız.

  Çoğu zaman ne kadar ön yargılı davranıldığını ve insanların ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha anladım kitabı okuyunca.  Fakat iyiler olduğu sürece umut da daima vardır ....



İçimdeki Müzik - Sharon M. Drappe
Kitabın Adı :İçimdeki Müzik
Yazar :Sharon M. Drapper
Yayınevi : Genç Timaş
Orjinal adı :Out of My Mind
Çevirmen :Zeynep Kürük
Sayfa Sayısı :264


   11 yaşındaki Melody'nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikâye Melody'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser.
              Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

İngiltere'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış.


                                                            Kozmokitap

8/13/2017

Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş || Kitap Yorumu

Ağustos 13, 2017 1 Yorum

Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş


  Haziran ayında Yitik Ülke Yayınlarından çıktı Seçim Seziş'in Anılardan Da Uzak isimli kitabı. Yayınevinin kendisine has kapak tasarımlarını seviyorum. Faklılık yaratıyorlar ve kitap hakkında bize en ufak bir ipucu vermiyorlar. 


  Daha önce iki şiir kitabı yayımlanın Seçim Seziş'in ilk romanı Anılardan Da Uzak . İlk romana göre çok çok başarılı buldum ben romanı.

  İki kadının hayatını ve değişimlerini anlatıyor kitap. 

 İlk önce Candan İle başlıyor. Candan liseden hemen sonra üniversite okumak istemesine rağmen anne ve babası tarafında zengin sayılan bir genç ile evlendirilir. Evlendikten sonra eşine alışan ve onu sevmeye başlayan Candan çok iyi bir ev hanımı olmuştur. Fakat hamile kalması ile birlikte eşindeki değişimler de başlar. Kızları büyümüş okula başlamış fakat Candan'ın hayatında hiçbir değişiklik olmamıştır. Eve geç gelen kocası arada ona şiddet de uygulamaktadır. 

  Arkadaşı Nilsu'dan gelen bir telefon ile hayatı değişecektir Candan'ın. Nilsu ile buluştuklarında iki arkadaş da hayatlarının yollarında gitmediğini birbirlerine itiraf ederler ve tekrar üniversiteye gitmeye karar verirler. 

Nilsu da evli ve iki çocuk annesidir. Koyu solcu olan kocası ve Nilsu üniversitede tanışmış ve aşık olmuşlardır. Hamile kalınca okulu bırakır Nilsu . Kemal ile evlenerek çocuklarını büyütürler. 
  


Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş

  Üniversiteye başlamaları ile iki kadının da hayatı değişir. Şiddet uygulayan ve onu aldatan kocasından boşanır Candan. 

  İki kadının hayatın zorlukları karşısında dimdik durmalarını ve hayatlarını nasıl düzene soktukları anlatılıyor kitapta. Hayatları yoluna giresiye kadar birçok zorluk ve birçok olay onları beklemektedir. 

  Hızla okunan ve anlatımı sade bir kitap Anılardan Da Uzak. Yazarın oluşturduğu karakterleri, onları dimdik ayakta tutmasını ve onlara verdiği rolleri çok sevdim. Kaleminize sağlık Seçim Seziş. 

Alıntılar: 

   * Herkes kendi mutluluğunu belirler. Huzur da mutlulukta bir yerlerde bekler bizi. Onu yaşatmak ise cesaret ister, biraz da kabiliyet.

   * Hayat o kadar kısa ki onu bekle , buna sabret diyerek yıllar geçiyor. Zaten aşk için vakit ayırmaya gerek yok , o kendine zaman ayırır , kendini sağlama alır. Yaşayamadıklarımızsa keşkelerle bizimle dilimizde yaşıyor.

   * Şunu anladım ki hayatta hiçbir şey tesadüf değilmiş. Tesadüf sandıklarımız , hayatta yaşanması önceden kararlaştırılmış şey. Kaderini yazanın kuluna yaşaması için kurduğu planın bir parçasıymış.

   * Haklısın, eskiden bir doğru olduğuna inanırdım. Meğer herkesin kendi kendi doğrusu varmış.

   *Unutmak yıllar alıyordu , hatırlamak ise bir anlıktı




  Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş
Kitabın Adı :Anılardan Da Uzak
Yazar :Seçim Seziş
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :243


  İki kadının kesişen hayatı, karşılaşmalar, hayaller ve acılar… Seçim Seziş; Candan ve Nilsu’nun bir kadın olarak toplumda yaşadığı zorlukları, bunları aşmak için verdikleri çabayı, değişik nedenlerle eşlerinden boşanıp kızlarıyla yeni bir hayat kurmalarını, bu süreçte geçmişten gelen sorunları çözüp geleceği yeniden inşa etmeleri üzerine duygu yüklü bir romanla okurun karşısında.
  "Candan hayatında bir şeylerinin doğru gitmediğini ilk kez itiraf ediyordu. Nilsu yıllardır tanıdığı arkadaşını hiç böyle görmemişti. Israrlı bir sesle, “Hadi anlat, neyin var senin?” dedi. Candan’ın zorlukla, “Hiç,” dediğini duydu. Oysa hiçin içinde koca bir varlık vardı, konuşulmamış, bir çuvala konmuş, ağzı sıkıca kapatılmış sorular, cevaplar, korkular, gözyaşları, sitemler, yalanlar, ihanetler, susturulmuş duygular vardı."


                                                            Kozmokitap

8/12/2017

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius || Kitap Yorumu

Ağustos 12, 2017 2 Yorum
Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius


 Gerçek yaşam öykülerini okumayı çok seviyorum. Yaşananlar ve yaşanmışlıklar beni çok etkiliyor. Hayalet çocuk da gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor, Martin Pistorius'un öyküsünü...

  12 yaşına kadar normal bir çocuk Martin. Koşup oynayan , okula giden, arkadaşları olan ve elektronik eşyalere merakı olan. 12 yaşında bir gün hastalanıyor. Önce boğazı ağrımaya başlayan Martin , sonra halsizleşmeye başlıyor. Doktorlara götürüyor annesi. İlaçlar veriyorlar işe yaramıyor. Sonra psikolojik olduğu söyleniyor ... Derken bir dün Martin'in dünyası kararıyor.

   Tamamen bilinçsiz hale gelen Martin için doktorlar fazla yaşamaz diyorlar. Ailesi ne yapacaklarını şaşırsalar da çocuklarını bırakmıyorlar. Tam olarak hastalığının ne olduğu da bilinmiyor.

  Tıbbın anladığı alanın çok dışına yolculuk etmiştim. Ejderhaların uyuduğu diyarda kaybolmuştum ve beni kimse kurtaramadı. 

  Dört yıl evet tam dört yıl bilinçsiz olarak karanlıkların i,çerisinde kalıyor Martin.  Bir gün yüzeyden gelen ışığı fark edesiye kadar. 16 yaşında yavaş yavaş bilinci yerine gelmeye başlıyor. Çevresinde olan biteni duyuyor, onları görüyor . Fakat tepki veremiyor. Vücudu adeta onun için bir hapishane olmuştur.

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius

Çevresinde kimse onun kendisine geldiğini, bilincine kavuştuğunu anlamıyor. Ailesi bile...

         Yedirildim, yatırıldım, silindim ve temizlendim ama hiç fark edilmedim. 

                        Baba! Buradayım! Göremiyor musun? 

   Kaldığı rehabilitasyon merkezinde işkence görüyor. Çimdikleniyor, hakarete uğruyor. Fakat hiç birisine tepki veremiyor. Zorla yemek yediriliyor. Bazen çok sıcak ağzını yakıyor bazen de buz gibi. Zorla ağzına tıkıştırılan yiyecekleri kusacak olsa da kusmuğu yediriliyor ve onun yapabildiği hiçbir şey yok. Hatta taciz ve tecavüze de uğruyor...

   Herkes kötü davranmıyor tabii. Aralarında iyi olanlar da var Virna gibi. İlk olarak Virna fark ediyor Martin'in onları anladığını ve çevresini fark ettiğini.

   İşte o zaman anladım, ailelerin bizi kaldıran kişiler olduğunu ama yabancıların da - hiç farkında olmasalar da - bizi kurtarabileğini. 

  İlk hastalandığından on üç buçuk yıl sonra Martin , Virna'nın gayretleri ile Geliştirici Alternatif  İletişim Merkezi'ne değerlendirmeye giriyor ve orada Martin'in her şey anladığı ortaya çıkıyor. Onun için en uygun iletişim şeklini buluyorlar ve Martin sonunda kendisini ifade etmeye başlıyor....

 Zaman alacak ama en azından çevremdekilere , daha önce düşünmedikleri şeyleri anladığımı gösterebilecektim. Bebekler her gün şikayet etmeden mama , püre yiyebilirdi ama ben yakında birisinden tuzu uzatmasını rica edebilecektim. Hayatımda ilk kez yemeğime tuz ekebilecektim. 

Kitap bu kadar mı ?... Tabii ki değil . Martin 'in hayatı daha yeni başlıyor. Kitapta tam zorluklara rağmen onun ne kadar ilerleme kaydettiğini ve başarılarını okuyoruz. Ona embesil ,  öküz diyenlere inat aslında ne kadar zeki birisi olduğu ortaya çıkıyor.

  Bedenin engelli olması beynin de engelli olduğu anlamına gelmiyor. Bizim hiç düşünmeden çok basit olarak yaptığımız hareketleri Martin'in vücudu yapmıyor. Beynine itaat etmiyor. İtaat eden tek bir el bile olsa bu el ile Martin kendisini anlatmayı başarıyor.

  Çok etkileyici bir kitap Hayalet Çocuk. Okurken çok duygulandım ve Martin'in ilerlemesine ve azmine hayran oldum. Gerçek yaşam öykülerinden hoşlanıyorsanız bu kitabı kaçırmayın.




Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius Kitabın Adı :Hayalet Çocuk
Yazar :Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius
Yayınevi :Pena Yayınları
Orjinal adı : Ghost Boy
Çevirmen : Bige Turan Zourbaki
Sayfa Sayısı :312


Bedenine hapsolan bir çocuğun mucizevi kaçışı. 12 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olan, hiç hareket edemeyen, konuşamayan ama etrafındaki dünyayı tüm gerçekliğiyle algılayan Martin Pistorius'un mucizevi gerçek hikayesi

12 yaşındaki sıradan bir çocukken, 1988 kışında, basit bir boğaz ağrısıyla başlayan ve anlaşılmaz bir şekilde ilerleyen hastalığı, hareket etme yeteneğini ve konuşma yetisini elinden aldı. Kısa süre içinde bütün yaşamsal fonksiyonlarını kaybetti ve 3 yıl süren bir komaya girdi. Birçok hastalık için tedavi gördü ama doktorlar asıl nedeni hiçbir zaman bulamadı. 16 yaşında mucizevi bir şekilde bilinci tekrar açıldı, vücudunu hareket ettiremese de etrafında neler olduğunu anlayabiliyordu. Kendi bedenine hapsolmuş bir şekilde, orada olduğunu göstermeye çalışarak yıllarca bekledi. Sonunda bir terapist Martin'in onu gerçekten anladığını görebildi. Martin, hâlâ hayatta olduğunu kanıtladığında 25 yaşındaydı.

Bedenim, içinden kaçamadığım bir hapishane: Konuşmaya çalışsam, sessizim; kolumu kaldırmak istesem, yerinden oynamıyor. Zihnim sıçrıyor, atlıyor, parende ve taklalar atarak zincirlerini kırmaya çalışıyor, gri bir dünyada aniden çakan bir şimşek gibi pasparlak renkler çıkarıyor. Ancak kimsenin haberi yok çünkü onlara söyleyemiyorum. Beni boş bir kabuk sanıyorlar.

Yirmi beş yaşındayım fakat geçmişe dair anılarım, kaybolduğum deliğin içinde canlanıp hayata geri döndüğüm dönemden itibaren başlıyor. İnsanların on altıncı yaş günümden bahsedişlerini ve çenemde çıkan sakalları tıraş etsek mi etmesek mi diye konuştuklarını duymak, karanlığın içinde ışıklar yanıp söndüğünü görmek gibiydi. Söylenenleri işitmek beni korkutmuştu çünkü her ne kadar dolu bir geçmişim ya da hatıralarım olmasa da çocuk olduğumdan emindim ve konuşan sesler yakında erişkin olacak bir insandan bahsediyordu. Sonra üstünde tartıştıkları kişinin ben olduğumu anladım, hatta her günün sonunda gördüğüm bir annem ve babam, kız ve erkek kardeşim olduğunu fark ettim. Hani bazı filmler vardır, insanlar hayalet olarak dünyaya geri döner ama öldüklerinden haberleri yoktur. İşte halim aynen öyleydi, insanlar beni görmeden bakıyordu ve nedenini anlayamıyordum.


                                                            Kozmokitap

8/11/2017

Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? - Gamze Berberci Çelik || Kitap Yorumu

Ağustos 11, 2017 0 Yorum
Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? - Gamze Berberci Çelik

   Birçoğumuz kişisel gelişim kitaplarından hoşlanmayız. Şunu yap , bunu yapma diye direten, davranış sebeplerini söylemeden ve işi eğlenceli kılmadan belli kalıpları direten kitaplardan çoğu insan hoşlanmaz. Fakat günümüzde kişisel gelişim kitapları ve yazarları da değiştiler. Bize direten kalıplar yerine kısa eğlenceli hikayeler ile neden sonuç ilişkilerini anlatıyorlar ve farkındalık öyküleri ile farkındalık yaratıyorlar. Okurken hem hoş vakit geçiriyoruz hem de yeni bilgiler öğrenmiş oluyoruz. Ya da bazı şeyleri tekrar hatırlıyoruz.


Arkadya Yayınlarından çıkan Gamze Berberci Çelik'in yazdığı "Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? " kitabı da yeni nesil kişisel gelişim kitaplarından.

  Kitabı öyle bir kerede okuyup bitirmenize gerek yok. Bölümlere ayrıldığı için dinlene dinlene okuyabilirsiniz. Aralara serpiştirilmiş kısa hikayeler, soru cevaplar, hikaye tamamlamalar ile kitap ilgi çekici ve okuyucuyu da kitaba dahil ederek dikkat dağılmasını önleyici olmuş.

   Üstelik bu soru cevaplarda yazığımız için tekrar okuduğumuzda ve kendi cevaplarımıza baktığımızda , kendimize ait gözden kaçırdığımız davranış nedenlerini fark edebilir ve kendimizi daha iyi tanıyabiliriz. Kendini tanıyan insan çevresine karşı daha duyarlı ve daha özgüvenli olur.

 Kendini tanımak için ip uçları olan , kadın erkek ilişkilerini anlatan ve başucu niteliğinde olan bir kitap " Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen?".

  Kitap okunmaya başladığı zaman hızla bitebilecek bir kitap. Fakat kitabı daha iyi anlamak ve özümsemek için ben mola vere vere okudum. Bu nedenle okumam bir ayı buldu. Şimdi kitaplığımdaki severek okuduğum kişisel gelişim kitapları arasındaki yerini alacak .

  Kendini tanıma ve ilişkiler üzerine bir kitap arıyorsanız Gamze Berberci Çelik'in Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen?  kitabına bakabilirsiniz. Üstelik ben kitabın içinden çıkan kartlara bayıldım.....



Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? - Gamze Berberci Çelik
Kitabın Adı :Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen?
Yazar :Gamze Berberci Çelik
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Sayfa Sayısı :336


Sevgilinden mi ayrıldın?
Hayatına hep yanlış insanları çeken bir yanlış ilişkiler mıknatısı mısın? Yılların doğru insan var mı diye merak ederek mi geçti?
 Ömür boyu yalnız kalacağından ya da o kiloları asla veremeyeceğinden mi korkuyorsun?
Boşanmak üzeresin ve bunun üstesinden nasıl geleceğini bilmiyor musun?
Peki, sen en çok kim olmayı seviyorsun?
Haydi, çevir ibreyi sor kendine. Sevgili, eş, kardeş, evlat, dost, anne?

Cevabın ne bilmiyorum ama her şeyden önce kendini sevmeli, kendiyle iyi geçinmeli insan çünkü şu hayatta en uzun ilişkimiz kendimizle. Bu yüzden gel seninle beraber sana doğru bir yolculuğa çıkalım. Korkma, yolculuk boyunca her zaman yanında olacağım. Sorularla, hikâyelerle kaybolan her bir parçanı ve sorularının cevaplarını bulacağız. “Daha yöntemiyle” anlatmayı, anlaşmayı öğrenip, sadece bakış açımızı değiştirerek hayatımıza ve ilişkilerimize bambaşka bir yön vereceğiz. Tek yapman gereken hemen, şimdi başlamak… Haydi, uzat elini, çevir sayfayı, “Bu kitabı kendime adıyorum,” de ve başla!











                                                            Kozmokitap

8/07/2017

Acımasız - Jane Casey

Ağustos 07, 2017 1 Yorum
Acımasız - Jane Casey

   İnsanlar biriyle mutlu olmak konusunda şanslarını denerler ve işlerin iyi gideceğini umarlar.  Hayatını her şeyin kötü gideceği beklentisine göre kurarsan son nefesini  mutsuz ve tek başına verirsin.  

 Her ayın beşi bir Jane Casey etkinliğinde bu ay sıra Acımasız 'daydı.

  Yazarın 5. Kurban ve Ölümün Soğuk Sesi kitaplarını okudum.  İkisi arasındaki favorim 5. Kurban'dı.  Bu kitabı okuyuncaya kadar...

  Bu kitabı ile yazar diğer iki kitabına göre çıtayı daha da yükseltmiş . Polisiye -gerilim hastası bir okuyucu olarak beni şaşırttı ve memnun etti.

  Kitap yine Dedektif Kerrigan serisinden. Maeve Kerrigan bu sefer Dedektif Derwent ile çalışıyor.  Derwent çalışması kolay bir insan değil ve Maeve ondan pek hoşlanmıyor.

Acımasız - Jane Casey


  Üstlerinde çalıştıkları olay pedofili cinayetleridir. Birileri pedofilileri işkence ile öldürmektir.  Kimsenin çalışmak istemedikleri bu dava onlara verilmiştir.  Araştırmaya başladıkça bu olayın buzdağının görünen yüzü olduğu anlaşılır.  Olay derinleşir, soruşturma başka yönlere kaymaya başlar.

   Kitabın başlarında Maeve 'ye çok kızsam da sonuna doğru o da doğru yolu buldu. Kitapta Ron çok sevdiğim bir karakter oldu. Bazı bölümlerin Ron'un ağzından yazılmasına ise bayıldım.

  Olayların yön değiştirmesi, kurgudaki incelik, yazarın anlatım tarzı ve sürükleyicililik benden tam puan aldı.




Acımasız - Jane Casey
Kitabın Adı : Acımasız
Yazar :Jane Casey
Yayınevi :Olimpos Yayınevi
Orjinal adı :The Reckoning
Çevirmen :Selin Yurdakul
Sayfa Sayısı :552


Polis cinayet dedi. O adalet diyor...

Halk için o bir kahraman: mahkum edilmiş pedofilleri hedef alan bir katil. İki adam çoktan öldü. Ölene dek işkenceye maruz kaldılar.

Polis bile bu vakalara öncelik vermiyor. Çoğu iki ölü pedofilin doğru yönde atılmış bir bir adım olduğunu düşünüyor.

Fakat DC Maeve Kerrigan'a göre kimsenin adaleti kendi elleriyle uygulamasına izin verilmemeli. Genç ve deneyimsiz olan Kerrigan, kurban ne suç işlerse işlesin cinayetin cinayet olduğuna inanmak istemektedir. Katilin vahşeti şiddetlendikçe, Kerrigan da adaletin sağlandığından emin olmak için ne kadar ileri gidebileceğiyle yüzleşmek zorundadır...


Jane Casey Kimdir?

Jane-Casey
Jane Casey 1977 yılında dünyaya gelmiştir. Genç ve güzel yazar bir ceza avukatı ile evlidir. Suç ve polisiye bir aile takıntısıdır.

Yazar seri katillerin kaldığı hücrelerden bu hücrelerin kokularına kadar bir çok kurguyu kitaplarında işlemektedir. Bu realist bakış açısı ile birlikte tüm dünyada bestseller romanlar yazmıştır.

Yazarın romanları Türkçeye'ye çevrilmeye başlanmıştır. Güzel yazarın ilk yayınlanan kitabı 2010 yılında The Missing olmuştur.




Maeve Kerrigan Serisinin sıralaması:

 5. Kurban
Acımasız
Sessiz Kurban
Parafili
Sakın Hata Yapma
11. Kat
Ölülerin Konuşmasına İzin Ver


                                                     

8/04/2017

Kapan - Simon Beckett || Kitap Yorumu

Ağustos 04, 2017 2 Yorum
Kapan - Simon Beckett

  Kaçabilirsin ama gerçekten saklanabilir misin? 


Simon Beckett 'in okuduğum ilk kitabı Kapan. Dağa önce dört kitaptan oluşan bir seri yazmış Simon Beckett . Kapan seriden bağımsız bir kitap olduğu için tercih ettim. Yazarı merak ediyordum ve seri okuma havamda değildim ;))

   Kitabı aldıktan sonra kitabın beğenilmediğini öğrendim.  " Keşke seri kitaplarından alsaydın, onlar çok güzeldi diyenler " oldu. Ben yazarı ya  da diğer kitapları bilmediğim için beklentisiz başladım okumaya. Beklentisiz okuyunca kitaptan daha çok keyif aldığımı belirtmeliyim.

   Sean geçmişini arada bırakarak Fransa'ya kaçmıştır.  Burada kırsal bir bölgede arabasından kurtularak yola yaya olarak  devam eder. Yol kenarındaki bir çiftliğe şu istemek için uğrar , çıkışta ise bir kapana basar.  Bu kocaman metal dişli kapan atağını büyük bir oburlukla kapmıştır, bırakmaya da niyeti yoktur .

Kapan - Simon Beckett


  Çiftlikte bir baba ve iki kızı ile minik torunu yaşamaktadır.  Sean'ı çiftliğe alan büyük kız Mathilde onu tedavi etmeye kararlıdır.

  Yabancıları, özellikle polisleri sevmeyen çiftliktekiler, konuşmayı fazla sevmeyen ve polisten kaçan Sean. Aslında iyi bir ekip olmuş gibi görünüyorlar.

   Bu çiftlikte kimse fazla konuşmuyor ve aslına bakılırsa hepsinin davranışları fazlasıyla garip.  Sean'ın da minik minik detaylarla ara ara öğrendiğimiz bir geçmişi var.  Kitabı sonuna doğru yine bütün gerçeği öğreniyoruz.

   Kitap bir gerilim romanına göre gerilimi hiç yok denecek kadar az.  Kitabın büyük çoğunluğu da yavaş tempoda ilerliyor.  Ben kitaba gerilimden çok dram türüne daha yakın buldum.

   Eskiden pazar filmleri olurdu televizyonda.  Oturup seyrederdik, bir tür deşarj olurduk seyrederken.  Yormazdı ve fazla düşündürmezdi.  Ben kitabı bu filmlere benzettim. Okurken yorulmadım ve dinlendim.  İçindeki o sakinliği sevdim.  Sonuç mu ?? Kitaptaki bir detay hariç hepsi tahmin ettiğim gibi çıktı.

   Ben kitap hakkındaki hislerimi ve düşüncelerimi yazdım.  Okuyup okumamak size kalmış; )





Kapan - Simon Beckett


Kitabın Adı : Kapan
Yazar : Simon Beckett
Yayınevi : İthaki Yayınları
Orjinal adı : Stone Bruises
Çevirmen : Aslıhan Kuzucan
Sayfa Sayısı :344


              Asıl Dehşet Evdedir.
    Dört kitaptan oluşan David Hunter serisinin ardından Simon Beckett, yeni kitabı Kapan'la yeniden, geçmişi arkasında bırakmaya çalışan bir adamın hikâyesini anlatıyor.
    Polisten kaçarken kendisini Fransa'da bulan Sean bir kapana basar ve o andan itibaren, gizem dolu bir dünyanın kapıları ardına kadar açılır. Bir yandan geçmişin sancılarıyla uğraşırken, diğer yandan kuralları sahibinin koyduğu bir çiftlikte, yeni maceralara bulaşmak istemediği halde kendisini ölümcül sırların ortasında bulur. Ortadan kaybolan kişiler, çarpık ilişkiler…
    Simon Beckett Kapan'la birlikte okuyucularına tekinsiz, gerilim dozu yüksek, etkisinden kolayca çıkılamayacak bir deneyim sunuyor.




Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .







Simon Beckett'ın Okuduğum Diğer Kitapları : 

* Ölümün Kimyası 

* Kemiklerin Şifresi 

* Ölülerin Fısıltısı 



                                                     

8/03/2017

Tenedos Bozcaada (Rüzgârlı Söylencelerin Adası) - Bülent Akgezer || Kitap Tanıtımı

Ağustos 03, 2017 1 Yorum
Tenedos Bozcaada (Rüzgârlı Söylencelerin Adası)- Bülent Akgezer

Bozcaada'ya dair her şeyi anlatan özel bir kitap: “Tenedos Bozcaada” yayımlandı

“Tenedos Bozcaada”, Bülent Akgezer'den Bozcaada tarihi ve Bozcaada kültürü üzerine hazırlanan benzersiz bir kitap. “Rüzgârlı Söylencelerin Adası” alt başlığıyla yayımlanan eser, yolu adaya düşen, adayı özleyen, merak eden herkese şaşırtıcı bir yol haritası. Adanın bilinmeyenlerini keşfetmek için okunabilecek olan kitabın içeriği de oldukça geniş. Kılavuz kitap olmanın yanında, meraklısı için farklı bir harita görevi de görüyor “Tenedos Bozcaada”. Kitap Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlandı.

Bozcaada ya da en çok bilinen eski ismi ile Tenedos, Çanakkale Boğazı çıkışının güneydoğusunda, boğaza 22 kilometre uzaklıkta bir ada. Yüzölçümü 36,5 kilometrekare, yaklaşık bir kilometrekare hesaplanan çevredeki adacıkların da katılmasıyla 37,5 kilometrekare ediyor. Türkiye’nin Gökçeada (İmroz) ve Marmara Adası’ndan sonra üçüncü büyük adası. Yerleşmeye uygun büyüklükte, ama çevresinde uğuldayan denizin varlığını unutturacak kadar da geniş olmayan bir ada.

Coğrafi konumu bu adaya stratejik bir önem kazandırmış. Antik dünyanın denizlerde dolaşan insanlarına sığınak ve basamak taşı olmuş, Batı Anadolu kentleri içinde, Anakara’da etki alanı yaratacak kadar güçlenmiş, daha sonra zamanın güçlü devletlerinin uğrunda savaşacakları kadar ilgi odağı, imparatorlara ve sıradan insanlara sığınak olmuş, zaman zaman da unutulmuş, korsanlara terk edilmiş.

Bazı olaylar, bu geçmişi uzaktan ilgilendirse bile, sonuçta bu topraklar ve denizlerde yaşayan insanların, bizim insanlarımızın geçmişle şekillenen, bugünkü dünyalarını anımsamaya ve anlamaya çalışan özel bir kitap “Tenedos Bozcaada”.

Bozcaada sevdalılarına, ada kültürünü seven ve Bozcaada'yı özleyen herkese önerilir.

Tenedos Bozcaada (Rüzgârlı Söylencelerin Adası), Hazırlayan: Bülent Akgezer, İnceleme-Araştırma, 2017, 288 sf, 25 TL




                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.