5/01/2019

Marina - Carlos Ruiz Zafon

Mayıs 01, 2019 2 Yorum
Marina

    Kalemini çok merak ettiğim Carlos Ruiz Zafon 'un kitaplarını indirimde bulunca almış fakat okumaya zamanım olmamıştı. Artık tanışma zamanı geldi yazarla dedim , bu sıralar hayat beni maratona sokmuşçasına koşturmaya başlayınca da kolay okunan ve dağınık kafamı da yormayacak birisi olsun istedim ve genç yetişkinler için kült roman olarak geçen "Marina " yı okudum. Kitap yormuyor gerçekten. Yazarın kalemi ve anlatım tarzı neden çok okunanlar arasına girdiğini anlamamı sağladı. Yazar kitabın içine çekiyor sizi ve karakterin hislerini ve yaşadıklarını hissetmenizi sağlıyor. Gizem, merak , arkadaş ve aile sevgisi, heyecan bu kitapta bir araya gelmiş.

 Gittiği yatılı okulda kaybolan Oscar yedi gün sonra bulunur. Oscar'ın bulunması ile başlayan kitap geriye dönerek kaybolur nedenini ve kaybolduğu zaman yaptıklarını anlatıyor. Gizemli bir ev, tuhaf bir kız ve sonrasında Oscar ile ikisinin yaşadığı akıl almaz olaylar...

 Oscar'ın ilk Marina 'yı görüp tanıştığı sahnede aklıma kesin bu kız hayalettir diye geldi.  Kitabın kült eser olması ve yazarın yarattığı esrarengiz giriş ve atmosferden dolayı aklıma başka bir ihtimal gelmedi 😂😂😂 Neyse ki kız hayalet değildi ve kurgu benim tahminlerinin ötesinde ilerledi.  Farklı düşünce tarzı olan yazarları seviyorum . Her olasılığı düşünmem gerektiğini hatırlatıyorlar.  Hayata bakış açısında tekdüzelikten kurtarıyorlar bir nevi . Araştırmadım bu kitabın bir filmi var mı diye . Filmi olsa sevileceğini düşünüyorum.

  Yazarın tarzını ve kitabı çok sevdim.  Tavsiye listemdedir. ..

Marina Kitabından Alıntılar : 

"Bazen en gerçek şeyler yalnızca hayal gücünde yaşanır , Oscar " dedi. " Asla yaşanmamış olanı hatırlarız sadece. " 
Kendi sorunlarından uzaklaşmak için başkalarının sorunlarını okumak gibisi yoktur.  
Aptallığın ruha yaptığının aynısını zaman da bedene  yapıyor. 
Nereye gittiğini bilmeyen hiçbir yere varamaz.   
Zaman bizi daha bilgili yapmaz, yalnızca daha korkak yapar. 




Marina - Carlos Ruiz Zafon
Kitabın Adı :Marina
Yazar :Carlos Ruiz Zafon
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı : Marina
Çevirmen : Başak Öztan
Sayfa Sayısı :224


Barcelona’da bir yatılı okulda okuyan 15 yaşındaki Óscar Drai bir anda ortadan kaybolur. Yedi gün yedi gece boyunca Óscar’dan hiç haber alınamaz.

Óscar şehrin eski bir mahallesini keşfederken tuhaf bir kızla tanışır. Kızın adı Marina’dır. Onu bir mezarlığa götürür. Birlikte her ayın son pazar günü yapılan bir ayini izlemeye koyulurlar. Sabah saat tam onda, siyah kadife pelerinli bir kadın, arabadan inerek isimsiz bir mezarın üzerine tek bir gül bırakır.

Óscar ile Marina kadını takip ederler. Ve böylece, şehrin sokaklarının altındaki gizemli labirentte, dehşet dolu bir hikâye sarmalı içinde bekleyen karanlık sır perdesi aralanır.

Rüzgârın Gölgesi ve Meleğin Oyunu gibi uluslararası çoksatan romanlarıyla İspanya’nın yaşayan en tanınmış yazarlarının başında gelen Carlos Ruiz Zafón’dan kült bir genç yetişkin romanı.







Carlos Ruiz Zafón Kimdir ? 

Carlos Ruiz Zafon


( 25 Eylül 1964), İspanyol romancıdır. Romanları 45 ülkede yayınlanmış, 50'dan fazla dilde tercüme edilmiştir. Javier Sierra ve Juan Gómez-Jurado ile birlikte çağdaş İspanyol edebiyatının en başarılı yazarlarından biridir ve pekçok ödülün de sahibidir . 1993 yılından beri Los Angeles'ta yaşamaktadır.









                                                                  

4/29/2019

Ölümün Kimyası - Simon Beckett

Nisan 29, 2019 4 Yorum
Ölümün Kimyası

  Daha önce hiç Simon Beckett'ın kitaplarını okudunuz mu? Ben okudum yazarı "Kapan" isimli kitap ile tanıdım. ( Kapan yazıma➡ buradan ⬅ulaşabilirsiniz .) Kapan ile beraber Simon Beckett'ı kalemine ba-yıl-dımmm. Yazarın David Hunter serisini okumuş olanlar Kapan'ı vasat bulduklarını söyleyip, David Hunter serisini tavsiye etmişlerdi. Meraktan araştırınca serinin satışta olmadığını gördüm ve şehrimdeki sahaflarda da bulamadım . İnternette bulunan sahafları araştırdım bir çoğunda her zamanki gibi fiyatlar fazla idi. Bir kitabın basımı bitince fiyatlar uçmaya başlıyor. Bir kaç tane uygun buldum fakat güvenmediğim için almak istemedim .

    David Hunter serisi Yabancı Yayınları tarafından tekrar basılınca internetten çok güzel bir indirim ile serinin ilk kitabını aldım. Ölümün Kimyası için söyleyebilirim ki okuyanların bayıldığı kadar da varmış.

    Kitapta Hunter karakteri siz olup olayları bizzat araştırmıyorsunuz. Fakat her adımda onun yanında olduğunuzu hissettiriyor Simon Beckett. Tüm heyecan ve aksiyona ortak oluyorsunuz. Bu da Simon Beckett 'ı çok başarılı bir yazar yapıyor kişisel fikrime göre. 


     David Hunter cinayetlerde polise yardım eden bir adli antropologdur .➡ Adli antropolog olduğunu okuyunca aklıma Bones dizisi geldi, seyretmeyen varsa seyretmesini tavsiye ederim. Çok güzeldi . ⬅ Karısı ve kızı bir kazada ölünce Hunter işini ve yaşadığı yeri bırakıp sessiz bir kasabada pratisyen olarak çalışmaya başlar. Geçmişinden ve gerçek mesleğinden kimseye söz etmez .

   Bir gün bir ceset bulununcaya kadar hayat sakin bir biçimde devam eder . Bu cinayet olayı ile birlikte polis Hunter'ın kim olduğunu öğrenir ve ondan yardım ister. aşta isteksiz olsa da mesleki içgüdülere karşı koyamayarak yardım eder . Fakat bir süre sonra iş kişisel hal alır ...

    Son sayfalara kadar adrenalini düşmeyen ve kendini okutturan bir kitaptı Ölümün Kimyası. Serinin ilk kitabı olarak da oldukça başarılı buldum. Şimdiden serinin devam kitaplarını merak ediyorum. Yine çok güzel bir indirim denk getirirsem kitapları almayı düşünüyorum.


Ölümün Kimyası Hakkında Övgüler : 

“Bir solukta okunan' nitelemesini sonuna kadar hak eden bir roman.”
                                - Robert Goddard, Into the Blue'nun yazarı -
“Beckett harika bir yetenek sergileyerek tüyler ürperten bir dehşet atmosferi yaratıyor.”
                                        - Guardian -
“Üstün nitelikli bir eser... Seri cinayetleri konu alan bir dizinin ilk romanı... Elinizden bırakamıyorsunuz.”
                                             - Publishers Weekly -
“Bütün ayrıntılarıyla insanın kanını donduran cinayetler. CSI dizisinin müdavimleriyle, Patricia Cornwell ve Kathy Reichs hayranlarını tatmin edecek. Ancak romanın başarısının asıl nedeni yer verdiği psikolojik ayrıntılar.”
                                                 - Library Journal -





Ölümün Kimyası - Simon Beckett
Kitabın Adı :Ölümün Kimyası
Yazar :Simon Beckett
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı : The Chemistry of Death
Serisi : David Hunter #1
Çevirmen :Nur Küçük
Sayfa Sayısı :344


Üç sene önce David Hunter Londra'daki hayatından, adli tıbbın yorucu temposundan ve onu neredeyse yerle bir eden bir olaydan kaçmıştı. Her gece rüyalarında ölen eşi ve kızını gören Hunter, Norfolk'un ücra bir köyünde doktorluk yapıyordu. Ancak yaşadığı yere yakın bulunan ormanda bir kadın cesedi ve katilin ardında bıraktığı bir işaret ortaya çıkınca kendini bu olaylardan uzak tutmakta zorlanmaya başlayacaktı. Bir anda Hunter'ın sığınak bellediği sakin hayatı, gerçeklerden saklanamayacağı bir yere dönüşecekti.


Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .


 



Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

 * Kapan 

David Hunter Serisi:

* Kemiklerin Şifresi 

* Ölülerin Fısıltısı 



                                                     

4/26/2019

İnsanın Esareti - W. Somerset Maugham

Nisan 26, 2019 5 Yorum
İnsanın Esareti


Bu ay instagramda yaptığımız #1nobel1klasik etkinliğinde İnsanın Esareti kitabını okuduk. 700 küsur sayfada oluşan kitap ilk bakışta gözümü korkutsa da yazarın kitap için yazdığı girizgahı okumaya başlayınca yazarın anlatım tarzı sayesinde kitabın akıp gideceğini anladım.

Yazar Maugham İnsanın Esareti için bir otobiyografi değildir fakat otobiyografik öğeler taşıyor diyor. Girizgah kısmında bu cümleyi okuyunca , başlamadan yazarın hayatını araştırdım. O da başkarakter Philip gibi anne ve babası öldükten sonra amcasının yanında yaşamıştır. İkisi de tıp fakültesine gitmiştir. Maugham'ın eşcinsel eğilimi vardır ve bir kızı hamile bıraktıktan sonra onunla evlenmek zorunda kalmıştır. Philip'in hayatında ise böyle detaylar yoktur ancak onun da hayatı çok parlak sayılmaz.

Bu kadar ön bilgiden sonra kitabın konusunu anlatabilirim. Çocukluk çağından olgunluk çağına kadar geçen bir sürede Philip’i , onun yaşamını ve hissettiklerini anlatıyor Maugham.

Dokuz yaşında tanışıyoruz Philip ile. Doğumunda ilk esareti ile tanışmıştır bile. Ortopedik bir engel olan "yumru ayak " ile doğmuştur. Küçük yaşlarda çok fark etmese bile ilerleyen yaşlarda onu birçok faaliyetten geri bırakacaktır.

İnsanın Esareti


Annesi ölüm döşeğinde iken başlıyor kitap. Onu son kez görüp öpmek isteyen annesinin yanına giderken ve sonrasında da soğukkanlı olacaktır. Çocukluğundan , olayları anlayamamasından diye düşünürken ilerleyen sayfalarda da Philip’in ben merkezci bir karakter olduğunu görüyoruz.

Bir rahip olan amcası ve yengesi onu yanlarına alırlar. Ailesinden çok fazla bir gelir kalmadığı için idareli kullanmak zorundadırlar. Hiç çocuğu olmayan yengesi "bir çocuk nasıl sevilir, bakılır , bilmiyorum " dese de kendi çapında çok sever Philip 'i. Onun için elinden gelenin en iyisini yapar. Philip de onu sevdiğini düşünse de arkasını döndüğü an unutur. Amcası ise soğuk ve duygusuz bir adamdır. Bir çocuk için gereken sevgiyi veremez .

Amcası gibi bir din adamı yapmak isterler Philip 'i. Bu nedenle yakınlarındaki bir yatılı okula gönderiler. Büyük bir inanç ile dine sarılan Philip ettiği dualara yanıt alamayınca dinden uzaklaşmaya başlar . Hayatı ve kendini sorguladığı bir aşamada okulu bırakarak dil eğitimi için Almanya'ya gider.  Orada tanıştığı arkadaşları sayesinde düşünceleri de değişir gelişir.  Aslında tek bir şey aynı kalır Philip’in ben merkezciliği.

Evine dönen Philip çalışmak için iş arayışına girişir.  Bundan sonrasında hayata atılmaya ve kendi yolunu bulmaya çalışan bir genç görsek de bu genç bizi kızdırır.  Hem rahat yaşamak istemektedir hem de iş yapmamak.  Kendi yolunu bulmaya çalışan bu genç aşkı da merak etmektedir.  Bu yolda karşısına da en az kendisi kadar ilginç karakterler çıkar.






  Bir noktada karaktere çok kızsam da kitabı bitirdiğim zaman aslında çok üzüldüm.  Anne ve babası ile sevgi dolu bir ortamda büyüse böyle birisi olur muydu?  Amcası sevgi gösterip  , sevgi ile yönlendirme belki bambaşka bir Philip ile karşılaşırdık.

  Yazar kitabın başlığını Spinoza'nın Ethica 'sından bir bölümden almıştır.  "İnsanın duygularını kontrol etmesindeki iktidarsızlığına ben esaret diyorum, onların kontrolü altındaki adam kendisinin efendisi değildir...bu nedenle önünde daha iyi olanı görmesine karşın sıklıkla daha kötü olanı takip etmeye zorlanır."

  Hızla okuduğum kitabı çok sevdim.  Neden en iyi 100 roman arasına girdiğini anlıyorum bitirdikten sona ve ününü kesinlikle hak ediyor.  Tavsiyemdir.  Ben de bu kitaptan sonra Ethica kitabını okuma listeme alıyorum .

İnsanın Esareti Kitabından Alıntılar :

" Eleştiri tamamıyla yıkıcıdır; herkes yıkabilir ama herkes yapamaz. "
" Belli ki hem erdemli hem inançsız olmak mümkündü. "
"Deha sürekli sıkıntıya katlanabilme kapasitesidir. "
" Evrenin tüm güçleri bir şeyi oldurup öldürmeye yönelmişken , olmuşla ölmüşe üzülmenin faydası yok "
" Daima bir seven , bir de sevilmesine izin veren vardır. "
" Yaşamanın tek yolu , öleceğini unutmaktır . Ölüm önemsizdir. "






İnsanın Esareti - W. Somerset Maugham
Kitabın Adı :İnsanın Esareti
Yazar :W. Somerset Maugham
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı : Of Human Bondage
Çevirmen : Tülin Er
Sayfa Sayısı :800


Somerset Maugham’ın başyapıtı olarak kabul edilen İnsanın Esareti, Modern Library’nin 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman listesine dahil edilmiştir. Yazar, başlığını Spinoza’nın Ethica adlı yapıtının bir bölümünden aldığı romanında, gerçekle kurguyu iç içe geçirmiştir. Özyaşamıyla büyük ölçüde paralellikler taşıyan bu romanda, küçük yaşta öksüz kalıp akrabaları tarafından büyütülen, bir ayağı doğuştan sakat olan Philip’in uyum sağlamakta zorlandığı yatılı okul günlerinin ardından acılı olgunlaşma yıllarını anlatır. Önce muhasebec

iliği deneyen, daha sonra sanat eğitimine yönelen Philip, en sonunda Londra’da tıp eğitimine başlar. Orada onu yıkıma sürükleyecek ve hayatını altüst edecek bir aşk macerası beklemektedir.

W. Somerset Maugham  Kimdir ?


(1874 - 1965 )  İngiliz oyun, hikâye ve roman yazarı.
Paris'te doğdu ve on yaşına kadar bu şehirde yaşadı . Canterbury'deki Kings School 'da öğrenim gördü. Heidelberg'de bir yıl geçirdikten sonra Londra'daki ST. Thomas Hastanesi Tıp Okulu'na girdi ve 1897 'de mezun oldu . Ancak ilk romanı  Lambeth'li Liza'nın başarı kazanması üzerine edebiyata yöneldi . 1919'da yayımlanan Ay ve Altı Peni romancı olarak kabul görmesini sağladı . Onu genç bir kadının ruhani uyanışının hikayesini anlattığı Boyalı Peçe izledi .   Bir diğer önemli yapıtı Bıçak Sırtı ise savaştan yeni çıkmış Amerikalı bir askerin terhis olduktan sonraki arayışlarını anlattı . 1927 yılında güney Fransa'ya yerleşen Maugham , hayatının sonuna kadar burada yaşadı.




                                                     

4/22/2019

Yeni kitaplarım ...

Nisan 22, 2019 8 Yorum
Yeni Kitap

'Ve siz kitap okumayanlar; asla yeni bir kitap almanın sevincini yaşayamayacaksınız, üzülün.'
                 - La Edri

 Herkese Kitap Vakfı 'nın başlattığı Kitap Hediye Günü her yıl Nisan ayının üçüncü pazarı kutlanıyor.  Şimdi siz bu paylaşımı yapıyorum diye görseldeki kitapların hepsi hediye zannetmeyin 😂😂😂 Ben kitap hediye etmeyi çok severim ve etrafıma da hep hediye ederim.  Fakat insan arada kendisine de hediye verilsin istiyor ... Bu sene de işte ben !!! birisi hatırlayıp da bana hediye verir mi diye bekledim.  Belki ayıplayabilirsiniz beni,  inanın ki kızmam.  Fakat insan arada hatırlanmak istiyor.  Neyse ben kendimi hatırlayıp resimdeki kitapları kendime aldım 😅

   Bu sefer Kitap Yurdu sitesinden yaptım alışverişi.  24 saatte kargo yazıyordu tüm kitaplarda 24 saati geçti tabii kargoya verilmesi.  Kargoya verildi de kargo şubeleri arasında da bir gün geçirdi kitaplar.  Sonunda nihayet Eskişehir'e gelince de iki gün şubede bekledi.  3. gün de gelmeyince ben gittim aldım.  Sınır bozucu bir macera da olsa sonunda kavuştum kitaplara.

 Kalemini çok sevdiğim  Günay Gafur 'un son kitabı Yargıç basılır basılmaz aldım.  Diğer kitapları ciltli idi , bu kitap da ciltli olsa harika olurdu .

  Monokl Yayınlarından yeni çıkan suç ve gizem romanı Kan İzlerinin Peşinde okumazsam eksik kalırım dediğim bir kitaptı .

Mary Shelley 'den Matilda da uzun süredir sepette bekliyordu.  Fırsattan istifade onu da aldım.

Şeker Portakalı 'nın Zeze'si büyüyor ve Güneşi Uyandırayım ve Delifişek 'te karşımıza çıkıyor.  Kızımın kitaplığı için aldığım iki kitap kendileri .

Son olarak da Çarpışma kitabı ile kalemini sevdiğim Tuğba Sarıünal'ın Akıl Tutulması kitabını aldım.  Açıkçası bu kitapta kararsızdım fakat kargo bedava olsun diye sepete ekledim :)))

Şimdilik yeni kitaplar bu kadar.  27 Nisanda Kocaeli Kitap Fuarı kapılarını açıyor.  Ben de ilk gün fuar ziyaretine gideceğim.  Bakalım fiyatlar ve ortam nasıl olacak ;)







                                                     

4/18/2019

Varsa Yoksa İletişim - Başak Tecer

Nisan 18, 2019 4 Yorum

Varsa Yoksa İletişim - Başak Tecer

Bir kişiye güven duyduğumuzda aslında savunmasız kalmayı da göze alırız. Bu bir risktir ve risk almayı seçeriz.
                            - James Davis - 
             
Son zamanlarda çevremde gördüğüm en büyük sorunlardan bir tanesi de iletişim kopukluğu. Bu soruna filmlerde ve kitaplarda da sıkça rastlamak mümkün. Gerçek hayattan beslenen kurgularda da tabii ki gerçek hayattaki sorunları görmek şaşırtmıyor.

  Son birkaç senedir benim en çok şikayet ettiğim konudur iletişim sorunları. Karşımızdaki ile konuşamamak. Konuşamamak derken yanlış anlaşılmasın. Konuşuyoruz konuşmasına da bu verimli bir iletişim olmuyor. Çünkü benim dikkat ettiğim ve en çok rahatsızlık duyduğum konu karşımdaki insanın dinlememesi. Siz belki de dertleşmek istiyorsunuz ya da sizin için önemli bir şeyi söylüyorsunuz fakat karşınızdaki siz konuşurken dönüp başka bir şeyle ilgileniyor ya da başka bir konudan söz etmeye başlıyor. Ya da daha farklı bir şekilde karşılık görüyorsunuz. Sizin söylediğinizi algılamıyor kendi beyninden süzgeçten geçirerek sadece algılamak istediğini algılıyor. Siz dağ diyorsunuz o samanlık anlıyor. Boşuna dememişler sizin anlattığınız karşıdakinin anladığı kadardır diye.

 İşte bu tür konulardan şikayetlerimin iyice arttığı bir dönemde yolum " Varsa Yoksa İletişim " kitabı ile kesişti. " İkna Mühendisliği " kitabının yazarı Başak Tecer'in kaleminden çıkan kitap Remzi Kitabevi tarafından Mart 2019 'da yayımlandı .

 Kurgu kitapları yazıya döküp düşünceleri paylaşmak nispeten daha kolay. Kişisel gelişim kategorisine giren kitaplar hakkında yazı yazmak daha zor . Varsa Yoksa İletişim kitabı için söyleyeyim o kadar çok altını çizdiğim  ,üzerinde düşündüğüm bölüm oldu ki onların hepsini burada yazamam. Yazmaya kalksam bu düşüncelerden de kısa bir kitap olur.

  Lise ve üniversite yıllarımda bolca iletişim kitabı okumuştum. Nedeni bu konuya çok ilgi duymam değil kişiler arası ilişkiler , psikoloji , psikiyatri dersleri için kaynak olması amacıyla idi. Hocamızın " feedback " diye sınıfta çınlayan sesi hala kulaklarımda :)) Geri bildirim demiyorum çünkü hocamızın ağzından geri bildirim kelimesinin çıktığını hiç duymadım. Sürekli FEEDBACK kelimesini kullanırdı. O yıllarda sürekli bu konularda kitap okuyunca yıllar içerisinde bu kadar yeter deyip iletişim üzerine daha farklı olan kaynaklardan uzak durduğumu itiraf ediyorum .Varsa Yoksa İletişim'i okumaya başladığım zaman fark ettiğim   bir nokta da bilginin belirli aralıkla tekrarlandığı zaman pekiştirildiğidir ve benim de bu konuyu tekrar etmeye ihtiyacım olduğuydu.


Varsa Yoksa İletişim - Başak Tecer


   İletişimi doğal ve etkili hale getiren , sıcak ve samimi kılan , ruhtur...  

 Başak Tecer'in sade ve kolay anlaşılır tarzı ile kitap çok rahat okunuyor. Kitabı daha iyi özümseyebilmek adına ben ara vere vere okudum. Kişisel gelişim kitaplarını sıkıcı olarak düşünenler için bir dipnot olarak belirteyim Başak Tecer'in anlatım tarzı eğlenceli. Sıkılmadan sohbet eder gibi ilerliyor kitap. Arada verilen özlü sözler , gerçek hayattan ve kendi hayatından örnekler ile çeşitleniyor kitap. Konunun sonundaki alıştırma bölümlerinde ise kendinizi değerlendirmenize olanak sağlıyor.

Dört bölümden oluşuyor kitap . Birinci bölümde iletişimin ve ilişki yönetiminin temel dinamiklerini kaleme almış yazar. Bu bölümde iletişime giriş yapıyor ; iletişim nedir , güven , iletişim ve ilişki arasındaki ilişkileri okuyoruz.

 Kendimizi etkin bir şekilde ifade edemiyorsak ne kadar bildiğimizin , o konuda ne kadar iyi olduğumuzun bir önemi yok . 

İkinci bölüm ise kendini tanımak . Hepimiz kendimizi tanıdığımızı düşünürüz. Acaba ne kadar tanıyoruz ya da tanıyor muyuz? Yazar bu bölümde kimliğimiz nasıl oluşur , ön yargılarımız , akıl okuma -ki bir çok insanın bunu yaptığına şahit oldum. - , mutluluk , öfke gibi duygular  ve duygu yönetimine yer veriyor .

Kimse sizin dalgalarla boğuşmanıza bakmaz , gemiyi limana getirip getirmediğinize bakar .
                                             - Victor Hugo -  

Üçüncü bölüm dinleme , algılama ve etkin ifade teknikleri üzerine. İşte benim şikayetçi olduğum konuların anlatıldığı bölüm de bu . Dinleme yetisini bir çok insanın kaybettiğini üzülerek fark ediyorum. Dinlemedikleri için de doğru algı oluşmuyor maalesef . Kişiler arası ilişkiler bozulduğu gibi insanlar da birbirlerinden uzaklaşmaya başlıyorlar.

 Eğer dinlemekten çok konuşmaya ihtiyacımız olsaydı iki dilimiz ve bir kulağımız olurdu.
                                              - Mark Twain - 

Dördüncü bölüm de çatışma ve geri bildirim. Doğru bir iletişim için olmazsa olmazı geri bildirimdir. Peki bu geri bildirim nasıl olmalıdır , bunun iletişim ve ilişkiye etkisi nasıl olur bu bölümde öğreniriz.

 İnsanların zekaları verdikleri yanıtlardan değil , sordukları sorulardan anlaşılır .
                                                    - Albert Einstein - 

Bu konuda eğitim almış bir insan olarak ben kitabı çok bilgilendirici buldum. Unuttuğum ya da göz ardı ettiğim konuları sayın Başak Tezer tekrar hatırlatarak bazı konuların aslında ne kadar önemli olduğunu hatırlattı . İnsan sosyal bir canlıdır ve onun sosyalleşmesindeki en önemli unsur da doğru iletişimdir. Bu kitabı okumanızı ve kitaplığınızda yer vermenizi isterim. Kitabın sonundaki öneri kitaplar bölümünde de not aldığım harika kitaplara yer verilmiş. Kitaba denk gelirseniz bu bölümünü de incelemenizi tavsiye ederim.





Varsa Yoksa İletişim - Başak Tecer
Kitabın Adı : Varsa Yoksa İletişim
Yazar :Başak Tecer
Yayınevi : Remzi Kitapevi
Sayfa Sayısı :220


Hepimiz kendi iletişim biçimimizden çok emin olsak da, aslında çoğu zaman kendi mesajlarımızı sabote ediyor; dinlemeyi engelleyen duygusal tepkiler veriyor; dedikodu, eleştiri ve şikâyet arasındaki farkları bilmiyoruz.
Her yıl yüzlerce profesyonele iletişim eğitimi veren Başak Tecer, bu kitapta doğru iletişim kurma konusunda somut ve çarpıcı bilgileri, küçük dozlarda, gerçekçi ve samimi bir şekilde paylaşıyor.
 Düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiyi kavramak, iletişim kazalarından uzak durmak, yazılı metinlerde ustalaşmak, beden dilinin sözsüz ipuçlarını yakalamak, çatışma yönetimini öğrenmek, dinlemenin kurallarını bilmek ve yaşanmış öykülerle “iletişimin ruhunu” anlayıp, eskimiş ezberlerini gözden geçirmek isteyen  herkes için ... 


Başak Tecer Kimdir ?


Başak Tecer Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra kariyerine 1989’da Boyner Grup’ta başlamış, ardından Sabah, Habertürk TV, Star TV ve Milliyet gazetesi olmak üzere, on sekiz yıl boyunca medya kuruluşlarında satış ve pazarlama görevi yaptı. Mısır ve Güney Afrika’da perakende ve turizm sektörlerinde deneyim kazandı.

2011 yılında Sabah gazetesi İnsan Kaynakları Eki’ndeki görevinden ayrılarak kendi işini kurdu ve Türkiye’de birçok farklı firmaya iletişim, ikna, performans yönetimi konularında eğitmenlik ve danışmanlık hizmeti verdi.

İngiltere’de Paul McKenna’da NLP Practioner (NLP Pratisyen) ve Master Practioner (NLP Uzman Pra­tisyen) ve Persuasion Enginering (İkna Mühendisliği) programlarını tamamladı ve yine merkezi Londra’da bulunan ILM Enstitüsü’nde (Institue of Leadership & Management) eğitimcinin eğitimi sertifikasını aldı.

“Pozitif Psikoloji” ve “Derin Demokrasi” konularına duyduğu merak, iletişim konusunda derinleşmesini sağladı ve koçluk eğitimleriyle öğrendiklerini sentez haline getirmeyi hedefledi.

2014 yılından bu yana düzenli olarak Harvard Business Review’de blog yazarlığı yapmaktadır. Hayat misyonunu öğrenme ve paylaşma olarak tanımlayan Tecer’in en büyük hayali ülkemizde çocuklara İngilizce öğretecek bir vakıf kurmaktır.



                                                            Kozmokitap

4/16/2019

Kim Bulduysa Onundur - Stephen King

Nisan 16, 2019 7 Yorum
Kim Bulduysa Onundur - Stephen King



" Okuyucular için hayatın en heyecan verici keşiflerinden biri , okuyucu olmalarından ötürü - sadece okumayı becerdikleri için değil - büyük haz duymalarıdır . Çaresizce . Gırtlaklarına kadar . Bunu ilk başaran kitap asla unutulmaz  ; o kitabın her sayfası , okuyucuyu yakan ve heyecanlandıran yepyeni bir ilhamdır . "


Bay Mercedes ile başlayan Dedektif Hodges serisi Kim Bulduysa Onundur ile devam ediyor.  Her ne kadar bu kitabın seriden bağımsız olarak olunabileceği söylense de içerisindeki bazı olayları daha iyi anlayabilmek için ben Bay Mercedes 'ten sonra bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

  Dedektif Hodges ilk kitaptan farklı olarak yarıdan sonra kitaba dahil oluyor.  O ve ekibindekiler ile tekrar buluşmak güzeldi.  Mercedes Katili Brady  ise bu kitapta çok az geçiyor.  İlk kitabı okumayanlar için başına ne geldiğini söylemeyeceğim.  Fakat bu bölümlerde az da olsa yazar üçüncü kitap Son Nöbet için biz okuyuculara ipucu veriyor.

  İlk kitap polisiye - gerilim olsa da bu kitaptaki polisiye unsuru yok denecek kadar az. Daha çok gerilim diyebiliriz.  İki farklı karakteri ve olanları okuyoruz ilk yarıda.

  1970 li yıllarda ünlü bir yazarın evine hırsızlar girer.  Kasadaki paranın yanı sıra basılmamış kitapların nüshalarını da çalarlar.  Eve girenlerden birisi yazarın takıntılı bir hayranıdır ve ona kitaptaki karaktere yaptıklarından dolayı çok kızgındır.

" Her şerde bir hayır vardır ."
                        Jimmy Gold


2000 li yıllara geçiyoruz diğer karakterin başına gelenleri okumak için.  Pete Saubers  babası Mercedesli Katilin kurbanlarından birisidir. Babası ölmemiş fakat yürüyemez hale gelmiştir.  Sağlık ve psikolojik sorunların yanı sıra bir de maddi sorunlar baş göstermiştir.  İşte tam da bu sırada Pete nehrin yanında gömülmüş bir çanta bulur.  İçinde para ve defterler vardır! !!

Siz olsanız ne yapardınız  ??? Ailenizi rahatlatmak için parayı kullanır mıydınız yoksa yetkililere verir miydiniz ??? Ya defterler !!! Ünlü bir yazarın hiç basılmamış kitabını içeriyorsa ... İşte insanı ikilemde bırakan sorular.  Etik olanı yapmak mı , aileni kurtarmak mı ???

  Ailesi ve kardeşi için uğraşan bir çocuk , onun  peşindeki fanatik bir hayran ve çocuğa yardım etmek isteyen Dedektif Hodges ...

King'in tarzına göre farklı bir kitaptı Kim Bulduysa Onundur . Fakat adam muhteşem yazıyor.  Gerçekten hakkını vermek lazım bu kitabı da başarı ile yazıp biz okuyuculara sunuyor.  Benden tam not aldı yazar.  Mayıs ayında da serinin son kitabı Son Nöbet 'i okuyacağım .






Kim Bulduysa Onundur Kitabın Adı : Kim Bulduysa Onundur
Yazar : Stephen King
Yayınevi : Altın Kitaplar
Orjinal adı : Finders Keepers
Çevirmen : Mehmet Gürsel
Sayfa Sayısı : 432
Serisi : Bill Hodges Üçlemesi  #2

King, Sadist ve Medyum'da olduğu gibi, çılgınlığa kafadan bir dalış yaparak yazar-okur ilişkisinin sınırlarını zorluyor... Öykü yüksek performanslı bir araç gibi kimi zaman kükrüyor, kimi zaman mırıldanıyor, kimi zaman da fazlasıyla eğlendirici. Ayrıca en dikkatli okuyucuların bile gözünden kaçabilecek kadar sinsice, edebi eleştirilerle dalga geçebiliyor. "
-Kirkus Reviews-

İnzivaya çekilmiş ünlü bir yazar; intikam duygusuyla dolu saplantılı ve öfkeli bir okur; soğukkanlı bir cinayetin ardından yıllarca gömülü kalmış, içi hazine değerinde onlarca defterle dolu bir bavul. Hazineyi kim bulacak? Dahası, ona sahip olmak cehennemin kapılarını açmaksa eğer, bu ateşte kim yanacak? Stephen King'den, yazarlığın gücüne ve edebiyatın bir hayatı nasıl değiştirebileceğine dair sarsıcı bir roman.




Stephen King Kimdir?

Stephen King Stephen Edwin King, 21 Eylül 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Maine eyaletindeki Portland şehrinde dünyaya geldi.1970 yılında Maine Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesi’ne girdi. Kendisi gibi bir yazar olan Tabitha Spruce ile evlendi ve üç çocukları oldu.

Psişik güçlere sahip bir kızı anlattığı ilk romanı Göz (Carrie), 1974 yılında yayımlandı ve büyük başarı elde etti. King, bu başarıyla birlikte kendini tamamen yazmaya adadı. Göz’ün getirdiği başarı, Stephen King’i korku öyküleri dalında zirveye taşıdı. Ardından okuyucular tarafından çok beğenilen diğer kitaplarını yazdı .

Edebiyatta olduğu kadar vizyonda da büyük başarı yakalayan ve övgüyle bahsedilen Stephen King filmleri arasında Yeşil Yol da bulunmaktadır. 1996 yılında yayımlanan eserin Hollywood uyarlamasında Tom Hanks’in etkileyici oyunculuğunu görürürüz. Ayrıca Johnny Depp’in başrolünde oynadığı Gizli Pencere filmi, bir Stephen King uyarlamasıdır. John F. Kennedy süikastini konu aldığı 11/22/63 adlı romanı sinemaya uyarlanan eserleri arasına çoktan girdi bile.
Stephen King kitapları gibi filmlerinde de sayısız ödül kazanmıştır. Hikayelerindeki korku temalarını ve fantastik ögeleri mevcut toplumsal sorunlara ve insan psikolojisine dayandırarak anlatır ve yazarın başarısı bu temaları harmanlama konusundaki üstün yeteneğinden kaynaklanır.




Yazarın Okuduğum Kitapları :

* Kurt adamın Döngüsü 

* Tom Gordon'a Aşık Olan Kız

* Yüzyılın Fırtınası

* Rüyalar ve Karabasanlar 1-2-3

* Ruhlar Dükkanı

* Çılgınlığın Ötesi

* Christine

* Falcı

* Rüya Avcısı

* Doktor Uyku

* Tılsım

* Bay Mercedes

* Kim Bulduysa Onundur 

* Son Nöbet 

* Gwendy'nin Düğme Kutusu 


                                                     

4/13/2019

İsimsiz Ceset - Tess Gerritsen

Nisan 13, 2019 4 Yorum
İsimsiz Ceset

   Tess Gerritsen ne yazsa okurum dediğim yazarlardan.  Cerrah ile tanıştığım yazar bende bağımlılık yarattı.  Her kitabı çıktığında bilinçaltımdan bir ses sürekli kitabı almamı fısıldıyor :D Şaka bir yana gerçekten hayran olduğum bir yazar.  Tıp camiasından geldiği için de tıbbi gerilim kitaplarını  daha profesyonel yazıyor .

   Yazarın okumadığım üç kitabı var.  Tam onları da almayı düşünüyordum ki matbaa zammından nasiplerini aldılar.  Ne kadar kitapları ve yazarı sevsem de öncelikle kendi bütçemi düşünmek zorundayım.  O nedenle güzel bir indirim bekliyorum.  Matbaa ve kağıt zammından konu açılmışken söylemeden edemeyeceğim.  Basılı kitaplar için bu zam bahane edildi de e-kitap için bahane ne ??? Onların fiyatları da basılı kitaplarla yarışıyor hatta kimisi daha pahalı.  Kağıt, matbaa, dağıtıcı masrafı yok.  Bu fahiş fiyatlar neden kaynaklanıyor ??¿¿¿


Bu kadar fiyatlardan serzeniş ettikten sonra İsimsiz Ceset'i de normal fiyattan aldığımı düşünmediniz değil mi ;)  Yüzde elli indirim ile aldım kitabı.  İncecik bir kitap için normal fiyatının çok pahalı olduğunu söylemeliyim.  Zaten Doğan Kitap'ın fiyatları da diğer yayınevlerine göre pahalı.  Onlara hala kızgınım , bu nedenle çok sevdiğim bir yazar ya da çok iyi bir indirim olmadıktan sonra almıyorum.  Neden kızgınsın derseniz daha önce bahsetmiştim, kısaca tekrar söyleyeyim.  Birkaç yıl önce onların instagram hesabından çekiliş ile bir kitap kazandım ve kitabı göndermediler.  Esas mesele kitabın gelmemesi değil durumu sormak için attığım yorum,  DM ve maillere hiçbir surette dönmemeleri.  Sosyal medya hesabını kim yönetiyorsa şirkete bu şekilde büyük zararı dokunuyor çünkü benim hiç güvenim kalmadı Doğan Kitap 'a.  Ne onları takip ediyorum ne de bir faaliyetlerine katılıyorum artık !!!

İsimsiz Ceset


   İsimsiz Ceset'e gelirsem - konuyu çok uzattım affınıza sığınıyorum - yine bir Rizzoli -Isles macerası.  88 sayfa kitap ve içinde çizimler de var.  Çizimler ne kadar güzel olsalar da hayalimdeki Maura daha güzel :D

Bir yardım gecesine katılan Maura orada çekici bir adam ile tanışır.  Sabah evinde kanepede, akşam giydiği giysilerle uyanınca geceye ait hiçbir şeyi hatırlayamadığını fark eder.  Saldırı kurbanı olduğunu  düşünürken evine gelen Rizzoli isimsiz bir ceset bulduklarını söyler.  İsimsiz ceset Maura’nın akşam tanıştığı adam çıkınca da şüpheli konumuna gelir Maura ...

Kısa ve güzel bir hikayeydi.  Çizimler de kitabı zenginleştirmişti.  Fakat dediğim gibi fiyatı kitap için fazla.  İndirimde bulursanız alabilirsiniz :)





İsimsiz Ceset - Tess Gerritsen
Kitabın Adı :İsimsiz Ceset
Yazar :Tess Gerritsen
Yayınevi :Doğan Kitap
Orjinal adı :John Doe
Çevirmen :Özge Onan
Sayfa Sayısı :88



Tess Gerritsen’den soluk soluğa bir Rizzoli & Isles öyküsü Maura Isles şık bir partiye gider. Yakışıklı bir adam ona yanaşır; hoş ve kibardır. Maura adamla flört edip şampanya içer. Ancak sonrası kocaman bir boşluktan ibarettir. Ertesi gün bildiği sadece iki şey vardır: Bir adam öldürülmüştür ve adamın cebinde Maura’nın üzerinde ev adresi yazan kartviziti bulunmuştur…


Tess Gerritsen : 

Tess Gerritsen Tess Gerritsen ABD’nin San Diego kentinde doğdu. Stanford Üniversitesi’nde antropoloji konusunda lisans yaptı, California Üniversitesi’nden tıp diploması aldı. New York Times’ın çok satanlar listesine giren Hasat’l8a dünya çapında başarı kazandı. Yazarın Kemik Bahçesi, Mefisto Kulübü, Cerrah, Çırak, Günahkâr, İkiz Bedenler, Ruh Koleksiyoncusu, Buz Gibi Soğuk, Sessiz Kız, Bir Sırrım Var, Kayıp Kızlar, Kan Gölü adlı romanları ve Ucubeler adlı öykü kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı ve büyük okur kitlelerine ulaştı.






Yazarın Okuduğum Kitapları :


Rizzoli – Isles Serisi

 1–Cerrah
2- Çırak
3- Günahkar
4- İkiz Bedenler
5-Siliniş
6–Ruh Koleksiyoncusu
7-Buz Gibi Soğuk
8-Sessiz Kız
9-Sona Kalan
10-Diriliş
11-Bir Sırrım Var

Romantik Gerilim Kitapları

 Gece Yarısından Sonra
 Bıçak Sırtı
 Asla Arkana Bakma
 Proje: Ölümcül Virüs
 Masumiyetin İçin Savaş
 Karanlığın Ayak İzleri
 Gölgesizlerin Tutkulu Dansı
 Aşk Ölümden Uyanıştır
 Ruhundaki Zehirle Yüzleş

 Bağımsız Gerilim Kitapları 

Hasat
 Gece Nöbeti
 Kan Gölü
 Yörünge
 Kemik Bahçesi
 Ateşin Şarkısı


                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.