10/27/2018

Babil Kitaplığı Serisi'nden "Konuk Kaplan "

Ekim 27, 2018 4 Yorum

Konuk Kaplan


  Kırmızı Kedi Yayınları'nın Babil Kitaplığı serisinden Konuk Kaplan. Kitap ismini içerisindeki bir öyküden alıyor. Konuk Kaplan da dahil kitapta on altı öykü yer almakta. Aslında öyküden çok kısa masallar bana göre. Okurken masal tadı aldım öykülerde.

  Jose Luis Borges'in ön sözü ile başlıyor kitap. Kesinlikle okumadan kitaba başlamayın. Çin edebiyatı hakkında harika bilgiler yer alıyor bu kısımda. Bu bölümde Çin'in batıl inançları çok güçlü bir ülke olduğundan bahsediliyor. Romanlarında gerçeküstü , imkansız olaylar yer alsa da bu ülke insanları tarafından bunlar gerçeküstü olarak algılanmıyorlarmış çünkü bu onlara göre gerçekmiş. Bu bana çok ilginç geldi. Bu bilgi ışığında seyrettiğim filmleri gözümün önüne gelince konular ve filmdeki sahneler onların kültürlerine göre daha anlamlı gelmeye başladı .

Kitaptaki ilk on dört öykü P'u Sung - Ling'e ait. Qing Hanedanı döneminde fakir bir ailede doğan yazar edebiyattaki başarılarından dolayı GongSheng dercesiyle onurlandırılmış ve hayatının çoğunu öykülerini yazarak geçirmiş. Öyküleri kısa , masalsı bir tada sahip ve onlara göre gerçekçi bana göre ise doğaüstü olaylarla bezeli . Öldükten sonra başka bir bedene giren ruh , iblisler , Ölüler ülkesi  ... gibi.  En kısa öykü ise Para Irmağı . Öyküyü size fikir vermesi açısından burada paylaşmak istiyorum :





Ünlü bir beyin uşağı , bir gün efendisinin bahçesindeyken akıp giden bir para ırmağı gördü . Irmak yaklaşık bir metre enindeydi , derinliği de bir o kadar vardı . Çabucak ırmaktan iki avuç dolusu kadar para alıverdi . Sonra geri kalanını da toplamak için kendini ırmağa bıraktı ama ayağa kalktığında gördü ki bütün ırmak altından akıp gitmiş. Kendine de kala kala o ilk iki avuç dolusu para kalmış. "Ah!" diyor yorumcu burada , "para sürekli dolaşımda olan bir şeydir, kimse üstüne yatıp da hepsini kendine saklayamaz."

Son iki öykü ise Cao Xuequin'e ait. Cao Xuequin de Qing Hanedanı dönemi yazarı . On yılı aşkın bir süre Çin'in en önemli klasik yapıtlarından biri sayılan Kızıl Köşk Düşleri'ni yazmıştır. Kızıl Köşk Düşleri Çin'de belki de roman kişilerinin en fazla olduğu yapıttır . Dört yüz yirmi bir roman kişisi bulunmaktadır kitapta. Bugüne kadar bu romanın tamamının çevrilmesi düşünülmemiştir. Tamamı çevrilseydi üç bin sayfayı kaplayacağı belirtiliyor ön sözde.

Uzak doğu edebiyatını her zaman sevdim ve seveceğim. Masal tadında olan bu kitap da doğaüstü ve gizemli öğelerin arasına hayata dair derslerin yerleştirildiği özgün yapıtlardan bir tanesi.

Belli bir niyetle erdemli olanlar, erdemli olmalarına karşın ödüllendirilmemelidir. Niyet etmeden kötü olanlar, kötü olmalarına karşın cezalandırılmamalıdır.





Konuk Kaplan
Kitabın Adı :Konuk Kaplan
Yazar :P'u Sung-ling
Yayınevi :Kırmızı Kedi
Çevirmen :C. Hakan Arslan
Sayfa Sayısı :96


“Düşlerin ya da daha yerinde bir deyişle, kâbuslara özgü dehliz ve labirentlerin krallığı: Yaşama geri dönen ölüler, aniden kaplana dönüşen yabancı bir ziyaretçi, aslında yeşil suratlı bir şeytanın üzerindeki kürkten başka bir şey olmayan çok güzel bir genç kız. P’u Sung-ling’in öykülerinden oluşan bu kitaba, onlar kadar şaşırtıcı ve umutsuz iki öykü daha ekledik. Yazarı büyük bir olasılıkla Cao Xueqin olan Kırmızı Köşk Düşleri XVIII. yüzyılda yazılmıştır. ‘Pao-Yu’nun düşü’, Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında adlı yapıtında Alice ile Kırmızı Kralın birbirlerini düşledikleri bölümün ön anlatımıdır. Başlığı erotik bir eğretileme olan ‘Ay ve Rüzgâr Aynası’ ise belki de yazın sanatında tek başına duyulan cinsel hazzın onurlu ve kederli biçimde işlendiği tek anlatıdır.” 
-Jorge Luis Borges-




                                                                  

10/25/2018

Vedaya Zaman Yok - Linwood Barclay || Kitap Yorumu

Ekim 25, 2018 1 Yorum
Vedaya Zaman Yok

   Psikoz ve Issız Ev kitaplarının yazarı Linwood Barclay psikolojik-gerilim türünde eserler veriyor. Vedaya Zaman Yok da psikolojik-gerilim , dram ve gizem öğelerini içeriyor.

  Goodreads puanı yüksek olan ve okuyanlardan hakkında kötü bir yorum okumadığım Vedaya Zaman Yok elimde bir süredir bekleyen bir kitaptı. Yazarı Issız Ev kitabı ile tanıdım ve sonra diğer kitaplarını da temin ettim. Psikoz kitabı ise kitaplığımda halen okunmayı bekliyor. Henüz okuma sırası ona gelmedi.


Kitabın başkarakteri Cynthia'nın kocasının ağzından anlatılıyor olaylar ve yaşananlar. Böylelikle yazar hem olayların içindeki hem de tarafsız birisinin bakış açısı ile bize aktarıyor kitabı .

   Cynthia 14 yaşındayken aile ile kavga ederek yatar , daha doğrusu sarhoş olduğu için sızar. Sabah okula gitmek için uyandığında evde kimse yoktur. Annesinin ağabeyini okula götürdüğünü , babasının ise işe gittiğini düşünür. Her zaman not bırakan annesi bu sefer not bırakmamıştır. Ona kızgın olduklarını düşünür. Fakat ailesi bir daha dönmez. Ona veda bile etmeden gitmişler ya da götürülmüşlerdir , arkalarında da hiçbir iz bırakmamışlardır ...

                İhmal edilmiş bir kamp ateşindeki korlar gibi hala bir umut ışığı vardı . 

  Yirmi beş yıl sonra kayıpları bulan bir televizyon programına katılır Cynthia. Bu bilinmezlikle yaşamak ve geride kalan olmak çok zordur. Artık bir anne ve bir eştir fakat geçmişi hep onunla birlikte yaşamış ve sürekli tedirgin olmasına neden olmuştur.



  Bu televizyon programı yeni bilgiler ortaya çıkmasına neden olmasa da hayatları birden değişmeye başlar. Kimliği belirsiz birisinden gelen telefon ve mail, onları takip eden kahverengi araba ve teyzesi Tess'in gizledikleri. Yirmi beş yıllık gizem artık aydınlanacak mıdır yoksa bu gizem onların da hayatlarını tehlikeye mi atacaktır....


   Sağlam bir kurgu ve oturmuş karakterler ile çok başarılı bir kitap olmuş Vedaya Zaman Yok. Cynthia'nın korkuları ve geçmişin izleri okuyucu tarafından tam olarak hissedilirken kocası Terry'nın sonsuz sabrı , karısına desteği ise takdire şayandı.Arada onun da kafasının karışması ve soru işaretleri oluşması normaldi çünkü mantıklı olan her insanın aklına gelebilecek olan şeylerdi bunlar.

  Kitabın sonuna kadar elimden bırakmadan okumuş olsam da son benim için bir sürpriz olmadı. Kitabın ortalarında yazarın bıraktığı ekmek kırıntıları olayların oluşunu ve gidişatını tahmin etmemi kolaylaştırdı. Tam da tahmin ettiğim gibi çıktı fakat bu bende hayal kırıklığına sebep olmadı . Yazarın anlatım tarzı o kadar başarılı ki tahmin etsem bile yazar bu konuyu nasıl bağlayacak merakı okumamı aynı heyecan ile sürdürmemi sağladı.


Vedaya Zaman Yok - Linwood Barclay
Kitabın Adı :Vedaya Zaman Yok
Yazar :Linwood Barclay
Yayınevi :Artemis Yayınları
Orjinal adı : No Time for Goodbye
Çevirmen : Selim Yeniçeri
Sayfa Sayısı :464


Arkasında iz bırakmayan bir kayıptı o. Şimdiye kadar... Evde çıt çıkmıyordu. Ne işe gitmeye hazırlanan annesiyle babasının seslerini duyuyordu, ne de okula geç kalan erkek kardeşinin gürültüsünü. Acaba önceki gece yüzünden onu cezalandırıyorlar mıydı? Ders çalışması gerekirken arkadaşlarıyla dışarı çıkmış, dönüşte de babasıyla tartışmıştı. Herkes neredeydi? Neden ailesi ortadan kaybolmuştu?


Bu gizemin üzerinden yirmi beş yıl geçse de, Cynthia'nın kafası hala cevaplanmamış sorularla doluydu. Ailesi öldürülmüş müydü? Yoksa kaçırılmış mıydı? Eğer hayattalarsa onu neden terk etmişlerdi?


"Vedaya Zaman Yok, ara sokaklarda geçen heyecan verici bir macera. Linwood Barclay, tek bir yanlış adım bile atmıyor ve okuru şaşırtmaya devam ediyor. Vedaya Zaman Yok'u gece okumaya başlamayın yoksa bitirene kadar gözünüze uyku girmeyecek demektir."

Charlaine Harris


                                                            Kozmokitap

10/24/2018

Arkadya'dan yeni kitap : " Beyaz Filin Gözyaşları "

Ekim 24, 2018 2 Yorum

   Ardımda Kalanlar , Kara Nehir ve Erik Ağacı kitaplarının  yazarı Ellen Marie Wiseman 'ın yeni kitabı Beyaz Filin Gözyaşları ,  Arkadya Kitap etiketi ile 31 Ekimde raflarda. 464 sayfadan oluşan ve çevirmenliğini Dilek Parsadan'ın yaptığı romanın etiket fiyatı 28.00 TL .


 - Tanıtım Bülteninden  - 

Beyaz Filin Gözyaşları  - Ellen Marie Wiseman


Hiç sahip olmadığınız bir sevgiyi özlediniz mi?


 Dört duvar arasına hapsedilmek nasıl bir duygu bilir misiniz? Benim tanıdığım tek dünya, bu tavan arası. Keşke pencere açık olsaydı da dışarının havasını içime çekebilseydim dediğim ne çok zaman oldu. Bir teleskobum var, dışarıyı ancak bu şekilde görebiliyorum. Anneme göre sokağa çıksam insanlar benden korkarmış. Lanetli, ucube bir çocukmuşum ben. Odamda kendime bakabileceğim bir ayna yok. Bedenimden tenimin bembeyaz, saç uçlarımdan da saçlarımın sarı-beyaz renginde olduğunu görebiliyorum. Gerçekten çok mu çirkinim?

   En çok istediğim şey kitaplarda resimlerini gördüğüm sirke gitmekti. Ama hayalini kurduğum o sirkin benim kâbusum olacağını nereden bilebilirdim ki? Rüzgârın ilk kez tenime değdiği o akşamda bir sirke satıldım. Hem de öz annem tarafından… Keşke ailem beni sevseydi. Keşke annem kızım deyip saçlarımı okşasaydı ama ben bir ucubeyim… 


   Şimdi en yakın arkadaşım bir fil. Farklı olsak da tutsak edildiğimiz dünyada döktüğümüz gözyaşı bile aynı. Kim miyim? Ben, Lilly Blackwood, ne kadar görmezden gelirseniz gelin benim gibi dışlananların sesi olmaya devam edeceğim…

 Beyaz Filin Gözyaşları… Yine bir toplumsal olayı konu alan Ellen Marie Wiseman, birbirimizden ne kadar farklı olsak da hissettiğimiz duyguların aynı olduğunu, hayallerimizi yakalamak için mücadeleyi bırakmamamız gerektiğini yürek parçalayan bir dille anlatıyor…

 “Wiseman, sevgiye muhtaç iki küçük kızı içeren aile sırlarıyla örülü, elinizden düşüremeyeceğiniz bir hikâyeye daha imza atmış. Filler İçin Su’yu sevenler, bu kitaba da bayılacak.” Library Journal








                                                            Kozmokitap

10/23/2018

Yatır - Mehtap Erel

Ekim 23, 2018 2 Yorum
Yatır - Mehtap Erel


Mehtap Erel'in kalemini " Sır " ile tanıyıp çok sevmiştim. Hal böyle olunca da Yatır kitabını da tez zamanda aldım ve bekletmeden okudum.

Okuyamama " reading slump " durumunda iseniz sizi tekrar kitaplar ile tekrar barıştıran bir kitap " Yatır " diyorum. Tecrübe ile sabittir.

Doğaüstü olayların yer aldığı kitap korku statüsünde yer almaya çalışırken Mehtap Erel'in anlatımı ile komedi bölümüne doğru hızla bir geçiş yapmış .

Yatır - Mehtap Erel


Mehtap , kardeşi Koray ve arkadaşı Ayşenil ile birlikte köylerine büyük dedesinin mezarının tadilatı için giderler. Köy halkı bu mezarı kutsal kabul etmiş ve buraya adalar adamakta, çaputlar bağlamaktadır. Bu tadilat olayı düşündükleri kadar basit değildir. Çünkü işe bu dünyanın dışından karışanlar olacaktır. Ters ayaklı bur kadın, yatak altından çıkan garip görünümlü bir canlı, aynadan uzanan kollar gibi ...

Kitabı elime almamla bitirmem bir saat sürdü, öyle ki kitabı elimden bırakamadım . Bir yandan heyecanla okurken diğer taraftan kahkahalar attım. Bu durum evdekiler tarafından tuhaf olarak karşılandı. Bir ara oğlumun "hayrola , n'oluyor anne " sorularına maruz kaldım. Hani " Exorcizm filmi var ya onun komedi halini okuyorum " dedim :D

Yatır - Mehtap Erel


Eğlenerek arka kapakta belirtildiği gibi " korkunçlu komedi " kitabını okurken satır aralarında insanların batıl inançları ile başlarına gelenler, bencillik , birbirine saygısızlık örnekleri de belirtilerek subliminal mesaj veriliyor.

Sır kitabı yorumunda da belirttiğim gibi yazarın üslubuna bayılıyorum. Konuşma dilinde , sıkmadan , eğlenceli bir biçimde aktarılıyor içerik . Bu kitap da çok sevdiklerim arasına girmeyi başardı.

" Mehtap: Hocam gidip o şeyi evden kovucaz, kovmadan önce de Koray'ın yerini söyleticez. Siz kutsal su falan ne varsa alın camide.

....
Hoca : Bizde kutsal su olayı yok.

Mehtap: Ne var peki onun yerine? Varımız yoğumuz siz misiniz yani?
Hoca: ... "


Yatır - Mehtap Erel

Kitabın Adı : Yatır
Yazar : Mehtap Erel
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 152


Aile kabristanlarının olduğu köye giden iki arkadaş. Eski bir köy evi... Köy halkının çekindiği yıkılmış bir yatır... Mezar yerini onarmak için bir araya gelenlerin yaşadığı ürkütücü olaylar. Her şey normalmiş gibi ilerlerken yolda yaşanan gariplikler. Köye yaklaştıkça artan gerilim. Mezarın kendiliğinden yıkılmadığı öğrenilince ödenen ağır bedel!

Buraya kadar her şey korku sinemasının tipik bir örneğini andırıyor, değil mi? Hayır, hayır! Rahat olun. Mehtap Erel'in konuşma diliyle ve o eğlenceli üslubuyla yazdığı Yatır, sizi sadece korkutmayacak, zaman zaman gülümsetecek de. Ülkemizde fazla örneği olmayan korku-komedi tarzındaki "korkunçlu" bu romanı büyük bir keyifle okuyacaksınız.






Mehtap Erel'in Okuduğum Diğer Kitapları:


* Ürperti 

                                                     

10/22/2018

Aşk Şimdi ! - Can Perimcek || Kitaptan Alıntılar

Ekim 22, 2018 2 Yorum
Aşk Şimdi ! - Can Perimcek



"Saf sevgi diye bir şey var; beklentinin, çıkarların, tabunun , sınırların ve egonun olmadığı bir yer . Orayı bul ve varoluşun özüyle tanış! "

" Çünkü acı gibi görünen her durumun altında mucizeler yatar. "

"Sevgi ve değer madeni bir paranın iki ayrı yüzü (yazı _ tura )gibidir . "

"Kendine verdiklerinin bir başka ruh tarafından sana yansıtılmasıdır aşk! "

"Kendinle bütünleş ve aşkın kendisi ol! Unutma ; aşk hedef değil , bütünün kendisidir! "

"İki ruhun birlikte gelişmesidir aşk ... "

" Kendini, hatalarını ve pişmanlıklarını affet! "




Aşk Şimdi ! - Can Perimcek
Kitabın Adı :Aşk Şimdi !
Yazar :Can Perimcek
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 192


Her şeyin başladığı noktada “sen” vardın.

Aşk yoktu. Korku yoktu. Kıskançlık yoktu.

Endişe yoktu. Güvensizlik yoktu. “O” yoktu.

“Sen” vardın. Sen var olduğun için onlar da var oldu.

Şimdi kendinden çıkacaksın yola. Senden, ruhundan

yansıyanlarla bulacaksın aşkı, bereketi, sağlığı.

Ve yine kendine döneceksin. Çünkü bu bir yolculuk.

“Öz”e yolculuk.

Neresindesin kendi yolculuğunun?


                                                            Kozmokitap

10/21/2018

Üç Silahşor - Alexandre Dumas || Kitap Yorumu

Ekim 21, 2018 3 Yorum
Üç Silahşor

"Eh!" dedi Athos, "Muhammed'in müminlerinin dediği gibi Allah büyüktür ve gelecek onun ellerindedir."

   Monte Cristo Kontu ve Siyah Lale kitapları ile kalemine bayıldığım Alexandre Dumas'ın Üç Silahşor kitabını yıllar önce kısaltılmış versiyonunu okumuş ve bolca da filmlerini seyretmiştim. Oğlumun kitaplığı için aldığım İş BAnkası Kültür Yayınları'ndan çıkan bu tam metnini de okumak için elime alınca başlarda gözüm korktu açıkçası. 700 küsur sayfa kitap elimde uzun süre sürünür mü , her ne kadar yazarın tarzını bilsem de yine de sıkılır mıyım diye tereddüt ettim. İlk sayfaları okumaya başlayıncaya kadar da bu tereddütlerim devam etti. Benimle aynı tereddütleri olanlar varsa rahat olsunlar kitap çok akıcı ve su gibi akıp gidiyor.

17.yy Fransa'sının durumu anlatılıyor kitapta. XIII. Louis dönemi ve her şeyi ele geçirmeye çalışan Kardinal , İngiltere ile olan ilişkiler anlatılıyor kitapta.

Üç Silahşor - Alexandre Dumas


 Kitabın adı her ne kadar Üç Silahşor olsa da kitaptaki baş karakter d'Artagnan. Bulunduğu bölgeden babasından bir bir mektup ile birlikte silahşorlerin komutanı  Mösyö de Treville 'in yanına gitmek üzere yola çıkar d'Artagnan . Amacı silahşor olmaktır. Mösyö de Treville onun hemen silahşor olamayacağını , iki yıl muhafız birliğinde görev yaptıktan sonra olabileceğini söyler ve onu kayınbiraderinin birliğine yerleştirir. Kötü tesadüfler sonucunda Silahşorlerden Parthos , Aramis , Athos ile ayrı ayrı düello için randevulaşırlar . Böyle kötü bir şekilde başlayan ilişkileri sıkı bir dostluğa dönüşür ve klasik" birimiz hepimiz , hepimiz birimiz için " repliği ortaya çıkar.

  Dört sıkı dostun krala bağlılıkları ve kardinalin planlarını bozmak için yaşadığı maceraları okumak çok keyifliydi .Hele bir de Milady var ki sormayın . Şeytana pabucunu ters giydirecek bir hatun.

 Uzun uzun anlatmak istemiyorum kitabı çünkü benim anlatmam ile yazarın anlatımı bir olmuyor. Ben kitabı çok sevdim , okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim :))

Kitaptan Alıntılar :

İnsanlar hiç tanımadıkları, belki varlıklarından bile haberdar olmadıkları insanların çıkarları için, birbirlerini öldürmekten çekinmiyorlardı.

Mertlik düşmanda bile saygıyla karşılanır.

Aşk dünyadaki tutkuların en benciliydi.

"Kibar ve anlayışlı olmak korkaklık anlamına gelmiyor ki."

" Hayat, filozofun küçük dertlerden oluşan tanelerini gülerek çektiği bir tespihtir."



Üç Silahşor - Alexandre Dumas
Kitabın Adı :Üç Silahşor
Yazar : Alexandre Dumas
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı : Les Trois Mousquetaires
Çevirmen : Volkan Yalçıntoklu
Sayfa Sayısı : 755


Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu yüzyılda bütün Avrupa'yı saran siyasal ve sosyal çalkantılar içinde yaşamasına rağmen, daha çok 16. ve 17. yüzyılın tarihsel olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Döneminin sevilen ve çok okunan romantik yazarları arasında yer aldı. Üç Silahşor, Monte Kristo Kontu, Demir Maske ve Siyah Lale en tanınmış eserlerindendir. Üç Silahşor iki yüzyıl sonra bile hâlâ keyifle okunan sürükleyici bir aşk ve macera romanıdır.



                                                            Kozmokitap

10/20/2018

Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu || Kitap Yorumu

Ekim 20, 2018 1 Yorum
Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu

" Geçmişi bilmek bazen geleceği şekillendirir. " 

   Ne yazsa severek okuduğum , en sevdiğim yerli yazarlardan olan Ayşegül Çiçekoğlu 'nun yeni kitabı Gözyaşlarımız hızla okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Ne kadar hızlı okursam okuyayım  etkisinden aynı hızla kurtulamadım. Cok etkileyici bir kitaptı ve yazarın kitapları arasında en çok bu kitabı sevdiğimi de belirtmeliyim. 

  Genç yaşına rağmen başarılı bir yazar olan Öykü ondört yaşında anne ve babasını kazada kaybetmiştir. Bu hayatta yapayalnızdır. Depresyonun diplerindde sürünürken babannesinin öldüğünü söyleyen bir telefon alır. Sevmediği birisi olan babannesinin ölümü onu etkilememiştir. Cenazeye de gitmek istemez fakat avukatın ısrarları sonucunda gitmeye karar verir ve bu hayatını değiştirecek , geçmişini aydınlatacak ve geleceğine de aslında yön verecek bir karardır. 


"... Beraberce kaybettiğimiz şeyleri düşündük. Hangimizin kayıpları daha büyüktü bilmiyorum .  Annem ailesinin geçmişini kaybetmişti.  Bense geleceğimi... "  

Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu

  Öykü'nün babannesi İznik'te yaşamıştır. Ah İznik ah!!! Bu sene ziyaretine gelemedim , çok özledim seni... Kitap aracılığı ile bir nebze olsun hasretim dindi. Keşke o çiftlikte ben de yaşasaydım. Kimbilir belki bir gün benim de öyle bir çiftliğim olur ... Babannesi Piraye Hanım eşyalarını sadece Öykü'nün elden geçirmesini istemiş , o gelmezse de eşyalarına kimse bakmadan yakılmasını vasiyet etmiştir. Öykü başlarda gönüllü olmasa da , aslında tanımadığı babannesinin eşyalarını merakına yenilip elden geçirmeye başlar ve karşısında çok büyük bir dram ve bu dram karşısında yıkılmayan , güçlü bir kadın bulur. 


Dünya çok büyüktü , hayatından çıkan insanı bir daha görmen mümkün olmayabiliyordu ama kader denilen şey, dünyayı küçücük yapabiliyordu.

  Piraye Hanım'ın gücüne hayran kaldım . Kitabı büyük bir merak ve duygu karmaşası içerisinde okudum. Sonlarda ise gözyaşlarıma hakim olamadım . Beni çok etkileyen kitaplar arasında yerini aldı Gözyaşlarımız. Saraj Jio ve Kimberley Freeman kitaplarını sevenler bu kitaba da bayılacaklardır. Yazarın bu kitaptaki tarzı bana bu iki yazarı hatırlattı. Tavsiyemdir .... 







Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Gözyaşlarımız
Yazar :Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :456


“Zaman herkese göre farklı geçer. Kimilerine günler hiç geçmez hele ki kavuşmak istediğin biri varsa ya da olmasını beklediğin bir olay… O zaman sanki yerinde çakılı kalır. Benim için de öyleydi. Kavuşmak istediğim iki kişi vardı hayatımda: Biri benim yüzümden toprağın altında yatıyordu. Ona kavuşmam için ölmem gerekiyordu. Diğeri de her gece hasretiyle küçücük giysilerine sarıldığım oğlum Haluk’tu. Onun için hayatta kalmam gerekiyordu. Bense Araf’ta kalmıştım. Ne ölebiliyordum ne de yaşayabiliyordum. Sonsuz bir döngünün ortasında ve zamanın durağanlığında asılı kalmış gibiydim. Gündüzleri güçlü kadını oynarken geceleri bir zavallıydım. Geçmek bilmeyen günleri bir pranga gibi peşimde sürüklüyordum.”

Yakasını bir türlü bırakmayan geçmişiyle baş etmeye ve kendini bulmaya çalışan ünlü bir yazar; Öykü.

Geçmişin derinliklerinden çıkıp gelerek, yaşananların aslında öyle olmadığını anlatan bir büyükanne; Piraye.

Piraye Hanım’ın son nefesinde kendine verdirdiği sözü tutmaya çalışan genç ve başarılı bir avukat; Doruk.

Acılarla geçmiş bir ömrün ve hiç kimselere anlatılmayan sırların günün birinde ortaya çıkmasıyla birleşen hayatlar... Nefret edilen yerde gerçek aşkı bulmanın, küllerinden yeniden doğmanın hikâyesi…

Belki de kalbimizdeki ağlamayı durdurabilecek tek şey gözyaşlarımızdır.

Yazarın okuduğum  diğer kitapları : 

Benim Hayatım 

Bırakma Ellerimi 

Sevgimin Esareti 

İntikam 

                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.