
"Aşk, iki iken bir olmaktır"
Gonca Çiftçioğulları'nın kalemini polisiye serisinden dolayı biliyordum. Polisiye alanında başarılı bulmuştum kendisini. Öyle Bir Bedel Ki ise bir aşk romanı . Aşk romanında yazarın kalemi nasıl acaba diyerek kitaba başladım ve elimden bırakamadan bitirdim kitabı .
Hastanede çalıştığım günleri ne yalan söyleyeyim arada özlüyorum. Seviyordum burada çalışmayı . Kitabı sevmemin nedenleri içerisinde bu durum da etkili olmuş olabilir :D Hatta okurken bazen doğrulama gereği duyduğum yerler olmuş olabilir :)) Örneğin ;asistan doktorlar için bir birimden diğerine geçişlerinde staj demiş yazarımız . Staj öğrenciler için kullanılır. Asistanlar için rotasyon denilir bu duruma .
Kitap aşk romanı olmasının yanı sıra aile dramını da anlatıyor . Aslı tıp fakültesini bitirdikten sonra Çocuk uzmanlığını kazanarak İzmir'e ailesinin yanına gelmiştir. Anne ve babası da aynı hastanede doktordur. Anne ve babası boşanmış kendisi ablası ile birlikte annesi ile yaşamaktadırlar.
Annesi profesördür ve kariyerini işini evliliğinin önünde tutmuş ve boşanmıştır . Çocukları için de aynı şeyi düşünmektedir. İş ve kariyer her şeyleri olmalıdır onun için . Canan , Aslı'nın ablası . Halkla ilişkiler sektöründe çalışırken rahatsızlanmış ve kalp ameliyatı geçirmiştir. Evde dinlenmekte olan Canan başlarda kardeşi eve döndüğü için çok sevinmiştir.
Aslı işini sevmektedir ve çalıştığı bölümde çok da mutludur . Hastanede çalışan bir diğer doktor olan Sinan ile birbirlerini sevmişlerdir. Sinan aynı zamanda Canan'ın da doktorudur . Canan da gizli gizli Sinan'ı sevmektedir.
Aynı kişiyi seven ve birbirlerinden bunu saklayan iki kardeş ... Yapılan en büyük yanlışlardan birisi de bu . Aile içerisinden birbirlerinden sır saklamak ... Canan'ı hiç sevmedim kitapta. Çok bencildi. Annelerinin tavırları da çok yanlıştı . Zaten yanlışlarının bedelini de ağır ödedi. Aslı en masum o gibi görünüyor kitapta. Onun da düşünmeden hareket etmesi gidişatı çok etkiledi. Kitabın başından beri zaten bazı olaylarda hiç düşünmeden hareket etmesi beni kızdırdı .
Kitapta karakterlere kıza kıza , neler olacak diye merakla okudum . Kitabın sonunda Sinan'a da kızmadım dersem yalan söylemiş olurum. Fakat hayatta da her şey mükemmel olmuyor maalesef.
Kitabı sevdim ben , Gonca Çiftçioğulları aşk romanları konusunda da çok başarılı olduğunu bu kitap ile kanıtlamış oluyor .
Kitabın Adı :Öyle Bir Bedel Ki
Yazar :Gonca Çiftçioğulları
Yayınevi :Ritim Yayınları
Sayfa Sayısı :554
Öyle bir yol ayrımındayım ki bir tarafta aşk, diğer tarafta her şey ve herkes var. Sevgi ırmağı bir yandan mutluluk denizine akarken diğer yandan hüzne kanat çırpmakta. Bedeli bu kadar ağır olmamalıydı aşkın…
İki kız kardeş ve birbirlerinden habersiz gönül verdikleri genç bir adam. Hastane koridorları belki aşk denilen şeyi görmüştü ama böylesine hiç tanık olmamıştı. Yüreğindeki sesin yankısını, meslektaşının yüreğinden duyacak mı Aslı? Yoksa bedenini iyileştirdiği gibi yüreğindeki yarayı da saracak mı doktoru Canan’ın? Doğru ya, bir kalpte iki aşk taşınmaz ki.
Acaba aşk mutluluk tınısını kimin kulağına fısıldayacak? Bir aşk hikâyesi hiç bu kadar çekmemişti okuyucuyu içerisine.
Kitabı okurken bazen acının, hüznün, kaybedişin gözyaşlarını dökerken bazen de mutluluk damlalarının verdiği sevinci, umudu yaşayacaksınız.
Yazar ustaca kurguladığı romanını, zengin konuşma metinleriyle destekleyerek okuyucuyu aşkın içine çekmiş ve onların da hikâyeyi yaşamasını sağlamış. Bir çırpıda, nefes nefese okuyacağınız Öyle Bir Bedel Ki’nin her sayfası sizi farklı bir heyecana sürükleyecek.
Okuduğunuz her sayfa, sizi sonraki sayfaya itecek ve sayfalar arasında kaybolurken kitabı nasıl bitirdiğinizi dahi anlayamayacaksınız.
Gonca Çiftçioğulları Kimdir?
1968 yılında Kayseri’de doğmuştur. İlköğrenimini Kayseri’de ortaokul ve Liseyi Ankara Deneme Lisesi’nde tamamlamıştır. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur. Çalışma hayatına, Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı Halide Edip Adıvar Kız Öğrenci Yurdu’nda Yönetim memuru olarak başlamıştır. Daha sonra Öğretmenliğe yatay geçiş yapmış ve ilk görev yeri olan Sivas’ta eşiyle tanışmış ve iki erkek evlada sahip olmuştur. On beş yıl Adıyaman’da yaşayan yazar, yerel bazı gazete ve internet sitelerinde köşe yazarlığı yapmıştır. Resim sanatına da ilgi duyan yazar, yaptığı kolaj tablo çalışmalarıyla sergi açmıştır. Yazarın on beş yıl Adıyaman’da yaşaması, kendisini kurgusu o bölgede geçen bir kitap yazma fikrine yöneltmiş ve Yüzleşme Serisi’nin ilk kitabı olan Güneşin Kızı’nı, Adıyaman’ı ve yöre halkını anlatmak amacıyla kaleme almıştır.Kitap, polisiye kurgu temeline dayansa da güzel bir aşk öyküsünü de bünyesinde barındırmaktadır. Yüzleşme Serisi; Güneşin Kızı, Ateşle Dans ve Ateş de Yanar olmak üzere üç serilik kitaptan oluşmaktadır. Bu kitaplarında yazar, Adıyaman’ın kültürel ve tarihi özellikleri ile birlikte örf ve adetlerine de yer vererek uyuşturucu kaçakçılığını temele aldığı polisiye kurguyla bütünleştirmiş ve içine biraz aşk serperek üslûbunu korumuştur.
Bunlardan başka yazarın Gece Gelen Ölüm serisi adı altında Karanlığın Sesi ve İntikam Yolcusu isimli iki polisiye kitabı daha bulunmaktadır. Kendine has üslubuyla Polisiye/Aşk türünde eserler üreten Gonca Çiftçioğulları, evli ve iki çocuk annesidir.
Gonca Çiftçioğulları'nın Okuduğum Diğer Kitapları :
Yüzleşme Serisi
- Güneşin Kızı
- Ateşle Dans
- Ateş de Yanar



Kitabın Adı :Kayıp Lotus Çiçeği-Kehanet Serisi 2
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.








Kitabın Adı :Güneşin Ardındaki Topraklar


Kitabın Adı :Kesik Baş
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.


Luke Jennings yazar ve The Observer gazatesinin dans eleştirmenidir . Rambert okulunda eğitim gördü ve yazmaya tekrar başlamadan önce on yıl boyunca danscıydı.
1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).

